Perşembe, Nisan 9, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Görünmez Zincirleri Kırmak: Ergenlerde Psikolojik Yardım Arama ve Sosyal Damgalama

Ergenlik dönemi, bireyin hem biyolojik hem de duygusal olarak kabuk değiştirdiği, fırtınalı bir geçiş evresidir. Bu dönemde karşılaşılan akademik baskılar, kimlik karmaşası ve sosyal ilişkilerdeki iniş çıkışlar, gençlerin ruh sağlığını derinden etkileyebilir. Ancak, yardıma en çok ihtiyaç duyulan bu evrede, birçok ergen “ya benimle dalga geçerlerse?” veya “deli damgası yer miyim?” korkusuyla ya da psikolojik desteğin ne olduğu konusundaki bilinmezlikle sessizliğe gömülmektedir. Bu sessizlik bazen öfke patlamalarıyla bazen ani mod değişiklikleriyle bazen ise uzun süreli yalnız kalma talepleriyle fark edilebilir. Ergen birey, yardıma ihtiyacı olduğunu anlayabilecek kadar içgörüye sahip olsa bile çeşitli engellerin de etkisiyle zihninin karmaşası içinde kaybolabilir.

Sessiz Bir Engel: Sosyal Damgalama

Psikoloji literatüründe sosyal damgalama (stigma), toplumun ruhsal zorluklar yaşayan bireylere karşı geliştirdiği negatif önyargılar ve ayrımcı tutumlar olarak tanımlanır. Ergenler için akran onayı, hayati bir önem taşır. Bu nedenle, psikolojik yardım aramayı bir “zayıflık” veya “normallikten sapma” olarak gören toplumsal algı, gencin profesyonel desteğe ulaşmasının önündeki en büyük barikattır (Corrigan, 2004). Araştırmalar, ergenlerin ruhsal sorunlarını paylaşmaktan kaçınmalarının temelinde, çevreleri tarafından dışlanma ve etiketlenme korkusunun yattığını göstermektedir (Vogel ve ark., 2007). Bir genç, depresif hissettiğinde yardım istemek yerine bu durumu gizlemeyi seçebilir; çünkü “sorunlu çocuk” olarak anılmak, onun sosyal kimliğine vurulacak ağır bir darbe gibi hissedilir.

Ailenin Gücü: Aile Burada Güvenli Liman mı, Yargı Merkezi mi?

Ergenin yardım arama tutumunu belirleyen en kritik faktörlerden biri aile içi iletişimdir. Aile, gencin dünyayı anlamlandırdığı ilk aynadır. Eğer aile içinde ruh sağlığı konuları bir tabu olarak görülüyorsa veya duygusal paylaşımlar “şımarıklık” olarak nitelendiriliyorsa, ergenin dışarıdan yardım isteme ihtimali düşer. Ebeveynlerin kurduğu empatik iletişim, damgalama duvarlarını yıkan en etkili araçtır. Genç, “Seni anlıyorum ve yanındayım” mesajını aldığında, yaşadığı zorluğun bir utanç kaynağı değil, çözülmesi gereken bir sağlık meselesi olduğunu kavrar (Rickwood ve ark., 2005). Sağlıklı bir aile iletişimi, psikolojik desteği korkutucu bir bilinmezlikten çıkarıp, iyileşme yolunda atılan cesur bir adıma dönüştürür.

Terapistlerin Gözünden Destek Süreci Nasıl İşler?

Psikoterapistler, ergenlerle çalışma sürecinde “etiketlemek” yerine “anlamaya” odaklanırlar. Genellikle şu adımlar izlenir:

  • Güven İnşası: İlk aşama, gencin kendini yargılanmadan ifade edebileceği bir alan yaratmaktır. Terapist, gizlilik ilkelerini açıklayarak gencin kontrol hissini geri kazanmasını sağlar.

  • Normalleştirme: Uzmanlar, yaşanan duyguların (kaygı, öfke, üzüntü) bu gelişimsel dönemde ne kadar doğal olduğunu vurgular. Bu, gencin üzerindeki “farklıyım/hatalıyım” yükünü hafifletir.

  • Psikoeğitim: Hem ergene hem de aileye, ruh sağlığının da fiziksel sağlık kadar önemli olduğu anlatılır. Bir grip için doktora gitmek ne kadar doğalsa, kaygı için terapiste gitmek de o kadar doğaldır.

  • Becerilerin Geliştirilmesi: Terapi sadece sorunları konuşmak değildir; aynı zamanda zor duygularla başa çıkma, etkili iletişim kurma ve özgüveni artırma stratejileri geliştirme sürecidir.

Psikolojik Dayanıklılık ve Sonuç

Sonuç olarak, ergenlerin psikolojik yardım almasının önündeki en büyük engel olan sosyal damgalama, ancak toplumun ve en başta ailenin bilinçlenmesiyle aşılabilir. Yardım aramak, sorunların altında ezilmek değil, o sorunları çözmek için sorumluluk almaktır. Unutulmamalıdır ki; erken dönemde alınan destek, yetişkinlikte daha dayanıklı ve sağlıklı bir birey olmanın temelini atar. Ebeveynler ve eğitimciler olarak bizlere düşen görev, gençlere şu mesajı vermektir: “Yardım istemek bir zayıflık değil, kendini iyileştirecek kadar güçlü olmanın kanıtıdır.”

Kaynakça

  • Corrigan, P. (2004). How stigma interferes with mental health care. American Psychologist, 59(7), 614–625.

  • Rickwood, D., Deane, F. P., Wilson, C. J., & Ciarrochi, J. (2005). Young people’s help-seeking for mental health problems. Australian e-Journal for the Advancement of Mental Health, 4(3), 218–251.

  • Vogel, D. L., Wade, N. G., & Hackler, A. H. (2007). Perceived public stigma and the willingness to seek counseling: The mediating roles of self-stigma and attitudes toward counseling. Journal of Counseling Psychology, 54(1), 40–50.

Kardelen Rabia Bozkurt
Kardelen Rabia Bozkurt
Kardelen Rabia Bozkurt, 2005 doğumlu olup Cumhuriyet Üniversitesi Psikoloji Bölümü 3. sınıf öğrencisidir. Lisans eğitimine devam ederken çeşitli staj programlarında yer almış, farklı seminer ve eğitimlere katılarak akademik bilgisini pekiştirmiştir. Hâlen bir akademinin temsilciliğini üstlenmekte, bu görev aracılığıyla alanındaki güncel gelişmeleri takip ederek mesleki ağını genişletmektedir. Hem teorik bilgisini hem de pratik deneyimini derinleştiren Bozkurt, alanın dinamik yapısına uyum sağlamak için sürekli öğrenmeyi ilke edinmiştir. Psikolojiye dair yazılar kaleme alan Kardelen Rabia Bozkurt, bilgi ve gözlemlerini okuyucularla buluşturmayı amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar