Cuma, Nisan 10, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Görünmez Yük: Dijital İstifçilik ve Nöropsikolojisi

Evinizde “belki lazım olur” diye, kullanmadığınız halde atmadığınız kaç kıyafetiniz veya eşyanız var? Ya da şöyle sorayım: Hiç bu yükten kurtulmayı düşünmediniz mi? Peki, bu istifçiliğin bir de dijital boyutu olduğunu söylesem?

Eşyalar ve kıyafetler fiziksel olarak yeterince yer kaplarken; bize zihinsel yük oluşturan binlerce fotoğraf, okunmamış e-postalar ve kullanılmayan uygulamaların da beynimizde görünmeyen yükler oluşturduğunu fark etmeyebiliyoruz. Bu durum sadece düşeceğimiz notlarla değil, nöropsikolojik süreçlerimizle doğrudan ilgilidir.

Dispozofobinin Dijital Hali

Buna “Dispozofobinin dijital versiyonu” diyebiliriz. Dispozofobi; halk dilinde “çöp toplama hastalığı” olarak bilinen, kişinin sahip olduğu şeyleri atamama veya çokça biriktirme hastalığıdır. Eşyaları atarken kaygı duyma, atıldığında evine misafir kabul etmeme ve fazla eşyadan dolayı aşırı dağınık olma gibi belirtileri bulunur.

Kişinin eşyalarıyla kurduğu duygusal bağı, kontrolünü kaybedeceği ve onlara tekrar ihtiyacı olacağı düşüncesiyle bu durumun oluştuğu belirtilmektedir (Sweeden vd., 2018; Bulut vd., 2015). Bu durum kişinin günlük hayatını, sosyal ilişkilerini, psikolojik sağlığını, akademik hayatını ve yaşam kalitesini çokça etkilemektedir.

Kişi her yönden fazlaca etkilenmesine rağmen (Bemekom vd., 2015), kendisinde herhangi bir sorun olmadığını düşünmektedir. Aslında bu durum, klinik psikolojide “ego-sintonik” dediğimiz; kişinin problemi bir sorun olarak görmeme durumudur. Kişi “nasılsa yer kaplamıyor” düşüncesiyle o datayı yanında hep tutmak ister.

Dijital Verilerin Altında Kalmak

Ancak günümüzde istifçilik sadece fiziksel eşyalarınızı atmamaktan ibaret değil; ceplerimizde ve çantamızda taşıdığımız dijital dünyamızda da mevcuttur. Aslında yer kaplamıyor gibi düşündüğünüz her şey, beynimize ve belleğimize görünmez yükler oluşturmaktadır.

Dijital dünyamızda yer alan fazlaca uygulama, onca fotoğraf ve okumadığımız onlarca e-posta bildirimini silmekte çok zorlanırız. Bunun nedeni, gerçek bize bunun yanlış olduğunu söylese de, insanların her şeyi benliğinin bir parçası haline getirmesidir. Sildiğimiz bir e-postada sanki canımızdan bir parça kopuyormuşçasına hisseder ve bundan dolayı kaygı yaşarız. Kaygı, stres ve mükemmeliyetçilik bu istiflemeyi beslemektedir. Buna bağlı olarak OKB, DEHB ve depresyon yaşama olasılığımız da yeşermektedir.

İstifçiliğin Nörobiyolojisi: Beynimizde Neler Oluyor?

Dijital istifçilik, dijital bilgilerin aşırı biriktirilmesiyle ortaya çıkan patolojik bir davranıştır. Çünkü dijital istifçilik yapan kişiler, dijital verilere (e-posta, sosyal medya vb.) duygusal açıdan değer vererek, gelecekte de kullanabileceklerini düşünerek istifleme davranışı gösterirler. Bu davranış, kişiye hissettirmeden “bir gün lazım olur” düşüncesinden ziyade dürtüsel bir hale gelebilmekte ve kişi birikim yapma güdüsüne karşı koyamayacak duruma düşmektedir.

Dijital istifçiliğin temelinin nörolojik bozukluklara dayandığını biliyoruz. Düzenleme, karar verme ve ödül mekanizmalarıyla çokça ilişkisi bulunmaktadır. Gelin beynimizdeki bölgelere bir göz atalım:

  • Amigdala (Tehdit Algısı): Silmek istediğimiz şeyi silme aşamasında aktifleşerek tehdit algısı oluşturur. Bu tehdit algısına “anksiyete” diyebiliriz. Birey bu tehdit algısından kaçınmak için silme işlemini erteleyerek istifleme davranışında bulunur.

  • Yönetici İşlevler (ACC ve vmPFC): Dijital istifleme davranışında bulunan kişilerde; Anterior Singulat Korteks (ACC) ve Ventromedial Prefrontal Korteks (vmPFC) dediğimiz, yönetici işlevlerden sorumlu bölgelerde, istifleme davranışında bulunmayanlara nazaran farklılıklar görülmektedir.

  • Ventromedial Prefrontal Korteks (vmPFC – Değer Biçme): Beynimiz normalde işe yaramayanı değersiz görürken, işe yarayacak olanı daha değerli algılar. Ancak dijital istifçilik yapan kişilerde bu durum, vmPFC’nin hatalı çalışmasıyla değişir. vmPFC hatalı çalıştığında, işe yaramayacak verileri de değerli görmeye başlar ve onlara bolca değer yükleriz. Bundan dolayı bize hiçbir faydası olmayan verileri silmekte zorlanırız.

  • Anterior Singulat Korteks (ACC – Karar Verme): Karar vermeden sorumlu bölgedir. Anterior Singulat Korteks, bir veriyi silip silmeme konusunda ikilemde kalınan durumlarda devreye girer ve nihai kararı vermenizi sağlar. Ancak dijital istifçilerde bu bölge aşırı aktifleşmesi sonucu kilitlenir. Karar verme süreci o kadar anksiyetik bir durumda gerçekleşir ki, kişi ne siler ne de silmez; karar veremeyip erteler.

Kısaca

Erteledikçe veri birikimi oluşur ve kişi farkında olmadan dijital istifçilik durumuna girer. Unutmamalıyız ki; dijital dünyamızda silmediğimiz her veri sadece telefonumuzun, bilgisayarımızın veya tabletimizin hafızasını değil; prefrontal korteks ve limbik sistemimizi de olumsuz etkilemektedir.

Sonuç ve Öneriler

Bu süreçte öncelikle mükemmeliyetçilik bırakılmalı ve erteleme davranışından vazgeçilmeli. Zorunda olmadıkça fazlaca ekran görüntüleri almayı, aynı resimden farklı farklı açılardan çekmeyi derhal bırakın.

Her gün 5 dakikanızı verileri silmeye verin; fazla klasörleri ertelemeden silin. Verileri kategorize ederken bunun bir ihtiyaç mı yoksa istek mi olduğunu sorgulayın. Çünkü burada asıl amaç sadece silmek değil, bilişsel kapasiteyi yeniden canlandırmaktır.

Sürekli depolama ihtiyacından vazgeçin, dijital veri detoksu uygulayın. Çokça uygulama indirmeyi bırakın. Kendinize mukayyet olmayı öğrenmek adına uygulamalar geliştirilebilir. Eğer eşyalarla olduğu gibi verilerle de bir duygusal bağlılık oluşmuşsa, psikoeğitim veya terapi alınmalı.

Zeynep Erdem
Zeynep Erdem
Zeynep Erdem, Çağ Üniversitesi Psikoloji Bölümü 3. sınıf öğrencisidir. Lisans eğitimine ek olarak pedagojik formasyon eğitimiyle akademik gelişimini sürdürmektedir. Nöropsikoloji başta olmak üzere; romantik ilişkiler ve cinsel terapi alanlarına özel ilgi duyan Erdem, psikoloji biliminin akademik disiplinden kopmadan geniş kitlelere ulaştırılmasını savunmaktadır. Bu yolda blog yazısı çevirmenliği yaparak farklı dillerdeki kaynakları Türkçe literatüre kazandırmış olan Erdem, bilimsel farkındalığı artırma misyonuyla Psychology Times bünyesinde içerikler üretmeyi hedeflemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar