Cuma, Mayıs 8, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Geç Kaldım Hissi: Hayata Yetişememek

Hayatta bazı duygular vardır ve bunları bazen yüksek sesle söyleyemeyiz. Geç kalmışlık da onlardan biridir. Bu duygu çoğu zaman bireysel bir başarısızlıktan değil, hayatın bizden beklediği zaman çizelgesiyle içsel ritmimizin uyuşmamasından doğar. Bu uyuşmamazlığı hissettiğimiz dönem ise beliren yetişkinlik (18-25) dediğimiz döneme denk gelmektedir. Bu dönemde kişiler kendileri için bazı yaşam hedefleri belirlemektedir. Bu hedefler arasında kariyerine başlama ve sürdürme, evlilik, çocuk sahibi olma, maddi olarak yeterli ve güçlü bir duruma gelme, toplumsal statü elde etme vb. hedefler yer almaktadır (Korkın Varanok, 2025). Bunlar kişilerin kendileri ya da çevreleri tarafından belirlenmiş olabilmektedir. Bireylerin bu yaşlarda belli başarılara imza atmayı hedeflemesi gayet normaldir. Ancak kişi belirlediği şeylerden bazılarına ulaşmakta güçlük çekmiş veya ulaşması olanaksız hale gelmiş ise bireyler bu kısımda bu geç kalmışlık hissiyle baş etmek zorunda kalabilmektedir.

Hayatın Akışında Kendi Yerini Sorgulamak

Hayatın zaman akışının genelde şu şekilde olması yaygındır; ‘’18’inde liseden mezun ol, 18-19’unda üniversiteye gir, 22-23’te mezun ol, hemen iş bul, sonrasında hayatını geçireceğin insanı zaten çoktan bulmuş ol, 26-27 gibi evlen, 28-29’unda çocuk sahibi ol. 30’undan önce her şeyi başar.’’ Burada atlanan bir durum vardır o da zamanın herkes için aynı akmadığı gerçeğidir. Bu şekilde bir genel kabulun olması kişileri de tam bu yaş aralıklarında geç kalmışlık hissi ile karşı karşıya bırakmaktadır.

Bu noktada da karşımıza toplumsal saat kavramı çıkmaktadır. Psikolojide “toplumsal saat” kavramı, bireyin yaşamını kendi içsel ritmine göre değil, toplumun belirlediği yaş normlarına göre değerlendirmesine işaret eder; bu normlara uyamamak ise yoğun bir yetersizlik ve geç kalmışlık hissi doğurabilir (Neugarten, 1965). Bu sebeple insanın içinde bulunduğu topluluk sebebiyle de kişi bu şekilde geç kalmış hissedebilir. Burada dikkat edilmesi gereken etrafımızdaki bu dış sesin bizim iç sesimiz haline gelmesine izin vermemektir. İlk başta bu tarz bir normu kabul etmeyebiliriz ancak bu tekrarlı bir şekilde söylendiğinde ve ‘’bazı şeyleri zamanında yapamadığımı düşünüyorlar’’ düşüncesi yerini ‘’acaba bende mi bir sorun var’’ şeklinde bir düşünceye bıraktığında bu durum yetersizlik hissine neden olabilir.

Bu noktada başkalarının hayatı ilerlemiş görünürken kişinin olduğu yer daha görünür hale gelir. Bu ilerleyişe uyamamak da kişinin kendi yetersizlik hissi durumunu kuvvetlendirir. Bizlerle yaşıt kişilerin idealleri veya amaçları farklı olabilir bu sebeple bu idealler ve amaçların gerektirdiği şeyler de farklı olabilir. Hayat akışında belli yaşlarda belli şeylere ulaşıp arkamızda bıraktığımızda ilerlediğimizi hissedebiliriz ancak bu herkes için böyle olmak durumunda değildir. Bunları bu şekilde belli kurallara indirgediğimizde kişilerin yetersizlik hissetmesi normaldir. Bu şekilde herkes ilerliyor da sanki kişinin sadece kendisi geride kalıyormuş gibi bir durum oluşabilir. Bu aynı zamanda hem kaygıyı hem de kişinin kendisini suçlamasını besleyen bir durum haline gelebilir. Hayat herkes için aynı yaşta aynı imkanları sunmayabilir bu nedenle hayat akışının genel kabule göre olmaması durumunda kişi bu ilerleyişinin olmamasının sebebini kendisini görerek bu şekilde bir suçlamaya sokabilir kendisini. Bu döngünün içerisinde olmak ya da sürekli bu tarz bir ısrara maruz kalmak da kişinin kaygı seviyesinin yükselmesine sebebiyet vererek bu durumu kişinin daha zor yönetmesine neden olabilir.

Ekranda Başkaların Hayatı, İçeride Geç Kalmışlık

Sosyal medya, geç kalmışlık hissinin en görünür olduğu taraflardan biridir. İnsan aslında bir taraftan kendi hayatının tanığı olurken bir yandan da sosyal medya aracılığıyla başkalarının hayatını gözlemleyerek buna tanıklık eder. Bu tanıklık kendi hayatı gibi her anı değil sadece kişinin başkaları ile paylaşmayı seçtiği belli kısımları içerir. Bu seçilmiş kısımlar kişinin evlendiği, terfi aldığı, mezun olduğu ya da hayatının diğer en güzel anlarından oluşabilir. Bunları görüyor olmak da kişide başkaları ilerliyor ya da hayatlarının bir sonraki adımına geçiyor ama ben bazı yerlerde durmaya devam ediyorum gibi hissetmesine sebebiyet verebilir. Bu durum sürekli bir kendisini başkalarıyla karşılaştırma ortamı da oluşturur. Sosyal medyada başkalarının yaşamlarıyla kurulan yukarı yönlü ve sürekli olan bu karşılaştırmalar, bireyin benlik algısını da olumsuz etkileyerek kendisini yetersiz ve geride kalmış hissetmesine yol açabilmektedir (Vogel et al., 2014). Sosyal medya bu noktada geç kalmışlık hissini ortaya çıkarmaktan ziyade bu hisse olumsuz açıdan katkı sağlamaktadır.

Sonuç

Hayat zamansal olarak kendi seyrinde ilerlemeye devam etmekte ve bu duruma müdahale etmek pek mümkün değil ancak kendi hayatımızın nasıl ilerleyeceğine müdahale edebilmemiz mümkün. Bizler istediğimiz şekilde hayatımızı ilerletiyor ancak bu kısımda bazı sebeplerden (toplumsal saat, sosyal medya, kendi içsel süreçlerimiz vb.) dolayı bu şekilde geç kalmış hissediyor olabiliriz. Özellikle bazı yaşlarda bu hissi daha fazla hissediyor da olabiliriz. Bu durumlar etrafımızda olmaya devam edecektir ancak bu durumların hayatımız üzerinde ne kadar etkili olup olamayacağını bizim tavrımız ve bu hissi nasıl ele aldığımız belirleyecektir.

Hislerimiz bizim için çok önemlidir bu sebeple geç kalmış hissettiğimizde gerçekten bu hissi neden hissediyorum kısmına odaklanmak önemlidir. Eğer kendi belirlediğiniz hedeflere ulaşamamakla alakalı bir bir durum söz konusuysa neler yapılabilir kısmına önem vermek ve bunun için daha fazla çabalamak gerekir. Diğer yandan bu hedefler çevrenin veya dış etmenlerin beklentisi için oluşturulmuş ve bu sebeple geç kalınmış hissediliyorsa bu beklentilerin bir sonunun olmayacağını bilmek gerekir. Burada unutmamamız gereken geç kaldım hissinin hayatımızı kontrol etmeye ve bu duruma takılı kalıp olağan planlarımızı da gerçekleştirmemize engel olduğu kısımda bu hissin bizi ele geçirmesine izin vermemektir.

Kaynakça

  • Korkın Varanok, Ö. (2025). Yaşamı kaçırma kaygısı: Genç yetişkinler üzerine bir inceleme.

  • Neugarten, B. L. (1968). The awareness of middle age. Middle age and aging, 93-98.

  • Vogel, E. A., Rose, J. P., Roberts, L. R., & Eckles, K. (2014). Social comparison, social media, and self-esteem. Psychology of popular media culture, 3(4), 206.

Hatice Ateş
Hatice Ateş
Hatice Ateş, psikoloji alanında lisans eğitimini tamamlamıştır. Eğitim süreci boyunca çeşitli merkezlerde staj deneyimi kazanmış ve birçok sosyal gönüllülük projesinde aktif rol almıştır. Bu süreçte Dergipark gibi prestijli bir dergide yayımlanan bir makalede ve TÜBİTAK 2209-A kapsamında kabul edilen bir araştırma projesinde araştırmacı olarak yer almıştır. Mezuniyetinin ardından yetişkinlerle Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) yöntem ve teknikleri doğrultusunda çalışarak terapi süreçlerini aktif bir şekilde yürütmektedir. Aynı zamanda çeşitli eğitimlerle bilgi birikimini sürekli artırmakta ve mesleki gelişimini sürdürmektedir. Yazılarında, bilimsel bilgilerin geniş kitlelere ulaşmasını sağlamayı ve bireylerin psikolojik iyi oluşuna katkıda bulunmayı hedeflemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar