Sinema dünyanın doğudan batıya her bölgesinde etkisini giderek arttıran etkili iletişim araçlarından biri haline gelmiştir. İlerleyen teknolojinin de etkisiyle insanların günlük film ve dizi izleme saatleri her geçen gün artmaktadır. Günümüzün önemli bir kısmını kaplayan sinema ruh sağlığımızı ve kararlarımızı etkiliyor mu? Sadece izlediğimiz film ve dizilerin etkisiyle hiç önemli kararlar aldık mı? Filmler yoksa gerçekten zihnimizi kontrol mü ediyor?
Boş zamanların eğlencesi ve stres atma aracı deyince akla ilk gelen şeylerden biri sinemadır. Sinema sanatı görüntü, ses, kamera açıları, ışık, kurgu gibi tekniklerle olayları ve duyguları anlatan etkili bir hikaye anlatıcılığıdır. Sinema, bireyleri dönüştürücü ve iyileştirici güce sahip olmasıyla aslında farklı kültürlerin terapötik hikaye anlatıcılığını da bünyesine alır ve bu nedenle dünyada birçok insan tarafından hızlıca özümsenmiştir. Sinemadaki bu özümseme sayesinde bireyler izledikleri hikayeye yoğun duygusal katılım sağlarlar ve bu sayede kendi iç dünyalarına kolayca dalabilirler.
Sinema ve Psikolojinin Ortak Hedefleri
Sinemayla psikolojinin ortak hedefleri ruhu tanımak ve ruhu keşfetmektir (Izod ve Dovalis, 2015). Birey izlediği film aracılığıyla terapi odasında terapistle kurduğu ilişkiye benzer bir ilişki kurar. Bu nedenle izlediği görüntülerle kurduğu bu derin bağ seyircinin hayatını da kararlarını da etkileyebilir. Filmdeki karakterlerle ve olaylarla seyirci kendi hayatını benzetir ve özdeşleştirir. Bu benzetmeyle birey kendini düzeltmeye ve kendini keşfetmeye çalışır. Sinema bireyin bedenini aşıp ruhuna dokunan ve bireye akıl ötesi özgür deneyimler yaşatabilen etkili bir mekanizmadır. Bu etkisi sebebiyle aynı zamanda hem çok faydalı ve iyileştirici etkisi olabilirken aynı zamanda çok da tehlikeli olabilmektedir.
Sineterapinin Tarihsel Gelişimi ve Uygulamaları
Sinema filmleri, eski savaş dönemlerinde toplumun zihnini kontrol edebilmek amacıyla propaganda aracı olarak sıkça kullanıldı. Bunun yanı sıra psikiyatri servislerinde hastaları iyileştirmek amacıyla da kullanılmaya başlandı (Whitmyre, 1958). Bir hastanede uyumlu davranışlar gösteren psikiyatri hastalarına sinema filmi izleme ödülü verildi (Berman, 1946); Birleşik Krallıkta 1999 yılında, farklı hastanelere sinema izleme fırsatı sunan MediCinema derneği kuruldu. İnsanları güldürerek iyileştirmeyi hedefleyen bu dernek ülkenin farklı farklı hastanelerinde sinema salonları kurarak sineterapiyi yaygınlaştırdı. Türkiyede psikoz kökeni olan hastalarla yürütülen bir çalışmada hastalara çeşitli filmler izletildi ve ardından bu filmler hakkında konuşma etkinlikleri düzenlendi. Bu çalışmayla Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde 24 farklı sinema filminin gösterildiği ve izlenen filmle ilgili film konuşmaları yapılan, sineterapi çalışmaları yürütülen bir psikoterapi merkezi açıldı (Cherif, 2019).
İçgörü ve Duygu Regülasyonu
Film ve dizi izlemenin ruh sağlığımıza iyi geldiği yürütülen çeşitli araştırmalarla ve faaliyetlerle gözlemlenmektedir. Film ve dizi izlemek kendimizle ilgili sorunlar hakkında içgörü düzeyimizi yükseltir, kendimizi keşfetmede etkili bir araçtır ve karşılaştığımız zorlukları çözümlemede bize yol gösterici olabilir. Bizimle benzer bir soruna ya da hayat hikayesine sahip birini ekranda izlediğimizde kendimize ve sorunumuza nesnel bir şekilde bakabiliriz. Bu da sorunlarımıza farklı açılardan bakmamıza ve onlara çözüm bulmamıza yardımcı olur (Rizza, 1997). Filmlerin ve dizilerin iyileştirici etkisi terapi seanslarında psikologlar tarafından sıkça kullanılmaktadır. Yürütülen bir çalışmada psikologları %67’si tedavi sürecinde filmlerden faydalandıklarını ve bu psikologların %88’i hastalarda anlamlı ve etkili sonuçlar gözlemlediklerini belirtmişlerdir (Powell & Newgent, 2010).
Film izlemek kullandığımız savunma mekanizmalarını da etkileyebilmektedir. Örneğin normal hayatında ağlamakta ciddi şekilde zorlanan birinin duygusal bir film ya da dizi izlediğinde rahatça ağladığını görebiliriz. Sürekli mutsuz ve somurtan birinin komedi filminde kahkahalar attığına da şahit olabiliriz. Film ve diziler günümüzde şiddet, savaş, agresyon gibi olumsuz durumlara sebep olduğu için eleştirilmektedir. Ancak filmler olumsuz davranışlara sebep olabildiği gibi bizleri olumlu davranışlara yönlendirerek iyileşmemizi, duygularımızı rahatça regüle etmemizi sağlayabilme gücüne de sahiptir (Mangin, 1999).
Olumsuz Etkiler ve Çocuklarda Risk Faktörleri
İzlediğimiz film ve diziler bizleri olumlu etkilediği gibi olumsuz da etkileyebilir. Bazen bir filmi izlerken inanılmaz seviyede rahatsızlık hissederiz. Nefesimiz sıkışır, gördüğümüz görüntüler midemizi bulandırabilir, bizi gerginleştirebilir hatta günlerce o izlediğimiz görüntünün etkisinden çıkamayabiliriz. Bazen izlediğimiz filmler ve diziler kendimizde var olduğunu dahi bilmediğimiz travmalarımızın tetikleyicileri olabilirler. Bu nedenle izlediğimiz şeylerde seçicilik oldukça önemlidir. Eğer konu çocuklarsa daha da dikkatli ve özenli olmak zorundayız. Bir yetişkin bazen rahatlamak için korku filmi izleyebilir ve bundan keyif alabilir ancak bir çocukta bunun etkisi travma şeklinde bile gözlemlenebilir.
Yapılan çeşitli araştırmaların da belirttiği gibi çocuklar şiddet, korku, cinsellik gibi konuları içeren filmleri, dizileri veya televizyon programlarını izlediklerinde bu içeriklerden olumsuz şekilde etkilenmektedirler (Wolz, 2005). Yetişkinler için gündelik hayatta normal olan görüntüler çocukların hassas dünyaları için oldukça zararlı ve kalıcı etkiler bırakabilmektedir. Hatta bu tarz içeriklere maruz kalan çocuklarda agresyon, saldırganlık, artmış cinsel aktivite, madde ve alkol kullanımı gibi yüksek riskli davranışların görüldüğü gözlemlenmiştir (Villani, 2001). Bu nedenle çocuk ve ergenlerin bu tarz görüntülerden belli bir yaşa kadar uzak tutulması önem arz etmektedir.
Film ve dizi izlemek ruh sağlığımızı olumlu ve olumsuz şekillerde etkileyebilmektedir. Sineterapi ile terapi odalarında bir tedavi tekniği olarak kullanılan film ve diziler aynı zamanda ruh sağlığımızı tamamen bozabilecek güce de sahip olduğu akıldan çıkarılmamalıdır. Bu nedenle tüketilen içeriklerin neler olduğuna dikkat edilmeli özellikle çocuklara ve gençlere izletilen içeriklerde oldukça dikkatli olmak gerekmektedir.
Kaynakça
Berman, H. H. (1946). Audio-visual psychotherapeutics: Portable moving pictures with sound as a rehabilitation measure. Psychiatric Quarterly, 20(Suppl 1), 197-203. Cherif, S. (2019). Sinemada psikoterapi tedavisi (Master’s thesis, Marmara Universitesi (Turkey)). Izod, J., & Dovalis, J. (2015). Terapi Olarak Sinema. Çev: DP Kayıhan), İstanbul: İKÜ Yayınevi. Mangın, D. (1999). Cınema Therapy. www.salon.com. Powell, M. L., & Newgent, R. A. (2010). Improving the empirical credibility of cinematherapy: A single-subject interrupted time-series design. Counseling Outcome Research and Evaluation, 1(2), 40-49. Rizza, M. (1997). A parent’s guide to helping children: Using bibliotherapy at home. Retrieved January, 2, 2005. Villani, S. (2001). Impact of media on children and adolescents: a 10-year review of the research. Journal of the American Academy of child & adolescent psychiatry, 40(4), 392-401. Whitmyre, J. W. (1958). Psychiatric patient audience reactions to types of motion pictures. Journal of Clinical Psychology, 14(3). Wolz, B. (2005). Motion Picture Magic: A Movie Lover’s Guide to Healing and Transformation. Centennial, Colorado: Glenbridge.


