Hayat bazen bizi hiç beklemediğimiz bir anda hiç düşünmeyeceğimiz bir yerden darmadağın eder. Kimi zaman tahmin ederiz bu darbeyi kimi zaman şok oluruz. Ancak ne olursa olsun sarsıldığımız su götürmez bir gerçektir. Sallanır sallanır dururuz. Sarsılmak her zaman kötü diye bir şey yok tabii. Bazen taşlar yerine oturur. Anlamak ve anlamlandırmak daha da kolay olur. Ancak biz bunu anlayana kadar çok zaman geçmiş de olabilir. Hatta çoğu zaman olayların üstünden biraz zaman geçtiğinde daha anlaşılır olur bizim için. ‘Evet ya, ben o zaman bunu nasıl düşünmedim, nasıl anlamadım?’ diye sorarız kendimize. Aradan zaman geçmiştir ancak biz kendimize durup düşünme fırsatı vermemişizdir. Düşünmediğimiz için duygularımız da ortaya çıkmamıştır. Elimizden geldiğince bastırırız bu düşünceleri. Meşguliyetle kamufle ederiz çoğu zaman. Bu nedenle duygularımız da ortaya çıkmakta epey bir gecikir. Sükûnetle sıralarını beklerler. Evet, doğru okudunuz. Beklerler. Kolay kolay bir yere gitmeye niyetleri yoktur. Bu yazıyı okuduğunuz gibi düşünceleriniz ve düşüncelerinize bağlı ortaya çıkan duygularınızı da okumanız gerekir.
Zihnin Bastırdığını Beden Hatırlatır
Aradan bir süre geçti. Kiminiz için birkaç hafta, kimi için aylar belki yıllar olabilir bu süreç. Sonunda yaşadığınız olayı ya da durumu tekrar hatırladınız. Bu durumun tekrar zihninizde ön plana çıkmasında birçok şey etkili olabilir. Çünkü bir süredir sistematik olarak geri plana attığımız o düşünceler ve duygular bir anda ortaya çıkmıştır. Bu noktada bizi tetikleyen bir olay olmuş olması muhtemeldir. Olay dediğime bakmayın. Büyük bir durum olmasına gerek yok. Bazen bir fotoğraf görmeniz, bazen bir kelime duymanız, bir şarkıya denk gelmeniz bir süredir bastırdığınız bütün duyguların bir anda gün yüzüne çıkmasına neden olabilir. Üzüldüğünüz, sinirlendiğiniz veya hayal kırıklığına uğradığınız bir durum yaşamış –tabii başka duygular da olabilir- ve buna yeterli tepkiyi göstermeyip veya hiç tepki göstermeyip konuyu kapatmış olabilirsiniz. Tepki gösterecek bir alan bulamamış olabilirsiniz. İsteyip de tepki gösterememiş olabilirsiniz. Belki de karşınızda bir muhatap bulamamışsınızdır. Birçok ihtimal sıralanabilir.
Ancak neticeye baktığımızda üzerini örttüğümüz -hazırlanmış ancak dokunulmamış bir sofra gibi- bütün düşüncelerimiz ve duygularımız orada durmaya devam etmektedir. Ne kadar ertelersek erteleyelim o sofrayı toplamadıkça ya da sofraya oturmadıkça bir şey değişmez. Erteledikçe masadaki yemekler bozulacak, kötü kokacak ve bize daha çok rahatsızlık vermeye başlayacaktır. Düşüncelerimiz masadaki tabaklar gibi öylece duruyorken onlara bağlı ortaya çıkan duygularımız da yemekler gibi yerinde durmaya devam eder. Yemeklerin zamanla yaşadığı değişim gibi bastırılmış duygular da kişide zamanla bazı somatik problemlere yol açabilir. Psikolojide bu duruma psikosomatik belirtiler denir. Kişi duygularını içine attıkça, bastırdıkça ve paylaşmadıkça bazı fiziksel rahatsızlıklar yaşayabilir. Bu rahatsızlıkların kısa vadede en yaygın olarak görüleni baş ağrısı, mide bulantısı ve mide ağrısı gibi rahatsızlıklardır. Ancak uzun vadede daha ciddi rahatsızlıklara da yol açabilir. Birçok hastalığın yıllarca yaşanan stres ve kaygı kökenli oluşmuş olabileceği ile ilgili çeşitli çalışmalar yapılmış ve yapılmaya devam edilmektedir. Sorumuzun cevabı hayır. Duygular bastırıldığında kaybolmaz. Hiçbir yere gitmezler. Orada durmaya devam ederler. Anlaşılmayı bekleyen deneyimler olarak varlıklarını sürdürürler. Bizim düşünüp, değerlendirmemiz gerekir. Değerlendirmemiz bize mutlaka bazı şeyler fark ettirir. Bazen şaşırırız bazen de beklediğimiz cevabı almış oluruz. Bu durumu kabul ederiz. Bu noktada yaşadığımız duygular çeşitli olabilir. O duyguları hissetmemek mümkün değildir çünkü. Ancak duygularımızı kabul edip, yok saymadan cebimize koyarsak süreçte daha sağlıklı adımlar atabiliriz.
İnsan Olmanın Getirdiği
Hiç beklemediğimiz anda hiç düşünmediğimiz yerden darmadağın olmak demiştim bu yazıya başlarken. Ancak bir de farklı bir boyut var. Duygularımızı bastırmak için her zaman bir olay yaşamamıza gerek yoktur. Bazen süregelen bir durum, anlaşılmamak, çözememek, ilerleyememek, anlayamamak da bizi bu hale getirebilir. Bu noktada duyguları bastırmak aslında insan olmanın getirdiği bir eylemdir. Çünkü modern dünyada her an her yerde gerçekten düşündüğümüzü söyleyemediğimiz gibi gerçek duygularımızı da göstermeyiz veya gösteremeyiz. Bastırdıkça artar, konuşmadıkça büyür ve kendimizi küçük bir olaya büyük bir tepki gösterirken bulabiliriz. Veya terapiye başlamak gibi bir adım atabiliriz. Aslında burada görülür ki uzun zamandır anlatılmayan bir şeyler vardır. Beynimizin içinde bir top gibi oradan oraya savrulur. Yere vurdukça, arka odalara attıkça başka bir duvarı çatlatır. Bu noktada kendimize yapabileceğimiz en büyük iyilik paylaşmaktır. İçimizden geçenleri dışa vurmak en iyi tedavi yöntemlerinden biridir. Sizin için en rahatlatıcı yöntem neyse onu tercih edebilirsiniz. Örneğin yazmak, arkadaşınızla paylaşmak veya psikolojik destek almak olabilir. Yolunuzu kendinize göre şekillendirebilirsiniz. Yolunuzdaki engelleri aşabilmekte, çiçeklerle süsleyebilmekte sizin elinizde. Bu süreçte en iyi yoldaşınız kendinizsiniz. Yoldaşınıza iyi bakın. Paylaşmak zihnin yükünü hafifleten bir farkındalık kapısıdır.


