Cumartesi, Nisan 18, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Şema Terapisi Perspektifinden Yetişkin Bireylerde Yalan Söyleme ve Sorumluluğu Başkasına Atma Davranışının Psikolojik İncelenmesi

Yalan söyleme davranışı psikoloji literatüründe yalnızca etik bir problem ya da kişilerarası bir iletişim sorunu olarak ele alınmamaktadır. Modern psikoterapi yaklaşımları bu davranışı bireyin erken dönem yaşantıları, benlik algısı ve duygusal düzenleme becerileri ile ilişkili karmaşık bir psikolojik süreç olarak değerlendirmektedir. Özellikle yetişkin bireylerin hatalı oldukları durumlarda gerçeği çarpıtma, sorumluluğu başkasına yükleme veya olayın sorumluluğunu üstlenmekten kaçınma davranışı göstermeleri çoğu zaman yüzeyde görünen bir savunma mekanizmasının ötesinde, daha derin psikolojik örüntülerle ilişkilidir. Jeffrey Young tarafından geliştirilen şema terapisi modeli, bireylerin çocukluk ve ergenlik döneminde karşılanmamış temel duygusal ihtiyaçlarının zamanla kalıcı bilişsel ve duygusal yapılar oluşturduğunu ve bu yapıların yetişkinlikte düşünce, duygu ve davranışları önemli ölçüde etkilediğini ileri sürmektedir (Young et al., 2003). Bu bağlamda yetişkin bireylerde görülen yalan söyleme davranışı, çoğu zaman bireyin benlik bütünlüğünü koruma, eleştiri veya reddedilme korkusundan kaçınma ve psikolojik savunma geliştirme amacıyla ortaya çıkan işlevsel olmayan baş etme stratejileri olarak değerlendirilebilir.

Erken Dönem Uyumsuz Şemalar ve Yalan Söyleme

Şema terapisine göre bireylerin sağlıklı psikolojik gelişimi için çocukluk döneminde bazı temel duygusal ihtiyaçların karşılanması gerekmektedir. Güvenli bağlanma, kabul edilme, duyguların ifade edilebilmesi, özerklik geliştirme ve gerçekçi sınırlar bu temel ihtiyaçlar arasında yer almaktadır. Bu ihtiyaçların yeterince karşılanmaması durumunda bireylerde erken dönem uyumsuz şemalar gelişebilir. Yetişkinlikte ortaya çıkan yalan söyleme davranışı özellikle kusurluluk/utanç şeması, cezalandırıcılık şeması ve başarısızlık şeması ile ilişkilendirilebilmektedir. Kusurluluk veya utanç şemasına sahip bireyler kendilerini temelde eksik, değersiz veya hatalı olarak algılayabilirler. Böyle bir benlik algısı, bireyin hatalarını kabul etmesini psikolojik açıdan tehdit edici bir deneyime dönüştürebilir. Hata yaptığını kabul etmek, yalnızca belirli bir davranışın yanlış olduğunu kabul etmek anlamına gelmez; aynı zamanda bireyin derinlerde taşıdığı “ben yetersizim” ya da “ben kusurluyum” inancını tetikleyebilir. Bu nedenle bazı yetişkin bireyler, bu yoğun utanç duygusundan kaçınmak amacıyla gerçeği çarpıtma veya sorumluluğu başkasına yönlendirme eğilimi gösterebilirler.

Aşırı Telafi Mekanizması ve Sorumluluktan Kaçınma

Yetişkin bireylerin kendi hatalarını kabul etmek yerine suçu başkalarına atma eğilimi çoğu zaman benlik saygısını korumaya yönelik bir telafi mekanizması olarak ortaya çıkmaktadır. Şema terapisi modelinde bu durum sıklıkla “aşırı telafi” baş etme stili ile açıklanmaktadır. Young ve arkadaşlarına göre bireyler erken dönem uyumsuz şemalarla baş edebilmek için teslim olma, kaçınma ve aşırı telafi olmak üzere üç temel baş etme stili geliştirmektedirler (Young et al., 2003). Aşırı telafi stratejisinde birey, içsel olarak deneyimlediği değersizlik veya yetersizlik duygularını dengelemek amacıyla kendisini hatasız, güçlü veya kontrol sahibi biri olarak göstermeye çalışabilir. Bu bağlamda kişi hata yaptığını kabul etmek yerine sorumluluğu başka bir bireye yönlendirerek kendi benlik algısını koruduğunu hissedebilir. Ancak bu strateji kısa vadede bireyin psikolojik dengesini koruyor gibi görünse de uzun vadede kişilerarası ilişkilerde güven kaybına ve sosyal çatışmalara yol açabilmektedir.

Kaçınma Temelli Baş Etme Stratejileri

Yalan söyleme davranışı aynı zamanda kaçınma temelli bir baş etme stratejisi olarak da değerlendirilebilir. Kaçınma baş etme stilinde birey, şemaların tetiklediği yoğun utanç, suçluluk veya yetersizlik duygularıyla doğrudan yüzleşmekten kaçınmaktadır. Özellikle çocukluk döneminde hata yapmanın ağır eleştiriler, cezalandırıcı ebeveyn tutumları veya utandırıcı deneyimlerle ilişkilendirilmiş olması, bireyin yetişkinlikte hata yapmaktan yoğun bir şekilde korkmasına neden olabilir. Böyle bireylerde hata yapmak yalnızca bir davranışın yanlış olması anlamına gelmez; aynı zamanda kişinin kabul edilmeyeceği veya değersiz görüleceği yönündeki temel inancı tetikleyebilir. Bu nedenle bazı yetişkinler gerçeği kabul etmek yerine yalan söylemeyi psikolojik açıdan daha güvenli bir seçenek olarak deneyimleyebilirler.

Şema Modları ve Savunmacı Tutumlar

Şema terapisi modeli bu davranışları yalnızca bilişsel şemalar üzerinden değil, aynı zamanda “şema modları” kavramı aracılığıyla da açıklamaktadır (Arntz & Jacob, 2012). Şema modları bireyin belirli durumlarda aktive olan duygu, düşünce ve davranış örüntülerini ifade etmektedir. Yalan söyleme ve suçu başkasına atma davranışı özellikle bazı başa çıkan modlarla ilişkilendirilebilmektedir. “Aşırı Telafi Eden Mod” aktif olduğunda birey zayıf veya hatalı görünmemek için savunmacı bir tutum geliştirebilir ve sorumluluğu başkalarına yönlendirebilir. Bununla birlikte “Cezalandırıcı Ebeveyn Modu” güçlü olan bireylerde hata yapmanın kabul edilemez olduğu yönünde katı bir içsel inanç bulunabilir. Böyle bir durumda kişi hatasını kabul ettiğinde yoğun suçluluk ve kendini eleştirme yaşayacağı için psikolojik olarak bu deneyimden kaçınmak amacıyla gerçeği çarpıtma eğilimi geliştirebilir.

Klinik Sonuçlar ve Kişilerarası İlişkiler

Yetişkin yaşamında yalan söyleme davranışının etkileri yalnızca bireyin içsel dünyasıyla sınırlı değildir. Bu davranış kişilerarası ilişkilerde güvenin zedelenmesine, sosyal ilişkilerde mesafenin artmasına ve bireyin kimlik bütünlüğünde çatışmalar yaşamasına neden olabilir. Sürekli olarak gerçekliği değiştirmek veya sorumluluktan kaçınmak zorunda kalan bireylerde zamanla içsel gerilim, kaygı ve suçluluk duyguları artabilmektedir. Klinik gözlemler kronik yalan söyleme davranışının çoğu zaman düşük benlik saygısı, yoğun utanç duygusu ve reddedilme korkusuyla ilişkili olduğunu göstermektedir. Bu nedenle psikoterapi sürecinde amaç yalnızca yalan söyleme davranışını ortadan kaldırmak değildir; asıl hedef bu davranışın altında yatan şematik yapıların anlaşılması ve bireyin daha sağlıklı baş etme stratejileri geliştirmesine yardımcı olmaktır.

Sağlıklı Yetişkin Modunun Güçlendirilmesi

Şema terapisi yaklaşımında terapötik sürecin temel hedeflerinden biri bireyin “sağlıklı yetişkin modu”nu güçlendirmektir. Sağlıklı yetişkin modu, bireyin duygularını düzenleyebilme, hatalarını gerçekçi bir biçimde değerlendirebilme ve kişilerarası ilişkilerde daha açık ve dürüst iletişim kurabilme kapasitesini temsil etmektedir. Terapötik süreçte birey erken dönem deneyimlerinin bugünkü davranışları üzerindeki etkisini fark etmeye başladıkça yalan söyleme veya sorumluluğu başkalarına atma gibi işlevsel olmayan stratejilerin yerini daha uyumlu baş etme biçimleri alabilmektedir. Bu açıdan değerlendirildiğinde şema terapisi yaklaşımı, yetişkin bireylerde yalan söyleme davranışını yalnızca davranışsal bir problem olarak değil, bireyin yaşam öyküsü, duygusal ihtiyaçları ve benlik yapısı bağlamında ele alan bütüncül bir psikolojik model sunmaktadır.

Kaynakça

Arntz, A., & Jacob, G. (2012). Schema therapy in practice: An introductory guide to the schema mode approach. Wiley-Blackwell.

Young, J. E., Klosko, J. S., & Weishaar, M. (2003). Schema therapy: A practitioner’s guide. Guilford Press.

Mine BALKAYA
Mine BALKAYA
Mine Balkaya, klinik psikolog olarak çocuk, ergen ve yetişkin psikolojisi alanlarında çalışmalar yürütmektedir. Lisans ve yüksek lisans eğitimini Psikoloji ve Klinik Psikoloji alanlarında tamamlamıştır. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) temelli çalışmalar yürüterek; panik bozukluk, obsesif kompulsif bozukluk (OKB), kaygı bozuklukları ve depresyon gibi ruh sağlığı sorunlarında uzmanlaşmıştır. Çocuklarla yürüttüğü çalışmalarda dikkat, duygusal düzenleme ve gelişimsel değerlendirme alanlarına; ergenlerle olan çalışmalarında ise sınav kaygısı, kimlik gelişimi ve sosyal medya bağımlılığına odaklanmaktadır. Akademik alanda sosyal bağımlılık üzerine araştırmalarını sürdürmekte olup, ruh sağlığını desteklemeye yönelik bilimsel temelli psiko-eğitsel içerikler üretmeye devam etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar