İnsan ilişkilerinde önemli bir noktada yer alan bağlanma, yaşamın ilk yıllarında bakım verenle kurulan ilişki ile şekillenir ve bu deneyimler bireyin hem kendisi, hem de başkalarıyla olan ilişkisinin temelini oluşturur.
Yapılan araştırmalarda bakım verenin bebeğin ihtiyaçlarına duyarlı olması ile güvenli bağlanma arasında ilişki olduğu ortaya konulmuştur. Duyarlılık, çoğunluk olarak bebekten gelen işaretleri bakım verenin doğru yorumlayarak duruma uygun, tutarlı ve zamanlı tepkiler vermesi şeklinde belirlenebilmektedir. Ebeveyn ve çocuk arasındaki bu ilişki, çocuğun yaşama ve kendine dair temel inancını şekillendirir ve bu durum onun sonraki yıllardaki yaşantısında ve ilişkilerinde de kendini gösterir. “Dünya güvenilir bir yer mi, insanlar güvenilir mi, ben değerli miyim? “
Bakım veren ile geliştirilen duyarlı, sağlıklı bir ilişki çocuğun dünyayı güvenli bir yer olarak algılamasına ve bununla birlikte duygusal olarak dengeli ve sağlıklı ilişkiler kurabilmesini sağlar. Eğer bakım veren duyarsız, reddedici ve ihmal edici bir tutumda ise, dünyanın güvenilmez bir yer olduğu mesajını verir.
Psikanalitik temelli John Bowlby (1907-1990) tarafından bulunmuş daha sonrasında Mary Ainsworth (1913-1999) tarafından geliştirilmiş olan, Bağlanma Kuramına göre 4 tane bağlanma stili vardır. Bu bağlanma stilleri;
1- Güvenli Bağlanma: Bu bağlanma stiline sahip bireyler hem kendilerini hem de başkalarını olumlu görme eğilimindedirler. İnsanlarla yakın ilişkiye girmekten çekinmezler, sağlıklı ilişkiler kurabilirler.
2- Kaçıngan Bağlanma: Bu bağlanma tarzına sahip bireyler kendilerini güvenilir, olumlu görme eğilimindeyken başkalarını olumsuz görme eğilimindedirler. Başkalarına bağlanmazlar ve kolay kolay yakın ilişki geliştirmezler.
3- Kaygılı Bağlanma: Bu bağlanma stiline sahip bireyler kendilerine güvenmezken başkalarına güvenirler. Kendilerini değersiz görme eğilimindedirler.
4- Düzensiz Bağlanma: Bu bağlanma tarzına sahip bireyler, hem kendilerine hem de başkalarına güvenmezler. Genellikle erken önemde travma ve istismar geçmişine sahiptirler.
Bu bağlanma stillerinden en sağlıklı olanı güvenli bağlanmadır. Araştırmacı Psikolog Edward Tronick 3-6 aylık bebeklerle, bağlanmanın ebeveyn- bebek arasındaki etkileşime dayandığını destekleyen “Donuk Yüz Deneyi” adlı çalışmayı gerçekleştirmiştir.
Donuk Yüz Deneyi
Donuk yüz deneyinin ilk aşamasında, bebek ile ebeveyn (anne) karşılıklı otururken, annenin bebeğiyle oynaması, ona tepkiler vermesi, konuşmasıyla birlikte deney başlamıştır. Deneyin 2. kısmında anneden arkasını dönüp donuk bir yüz ifadesiyle geri gelmesi istenmiş, anne bebeğe tepki vermeden beklemiştir. Bu aşamada bebeğin şaşkın ve annesinden tepki almak için hareketlenmeye ve huzursuzlanmaya başladığı, annesinin dikkatini çekmek için çeşitli hareketlerde bulunmaya çalıştığı görülmüştür. Deney annenin tekrar bebeğine karşılık vermesi ve onu rahatlatmasıyla birlikte son bulmuştur. Anne tekrar yanında olduğunda bebeğin duygularını düzenleyebildiği görülmüştür.
Bu deneyde, anne ve çocuk arasındaki bağın önemi görülmüştür. Çocuğun duygularına, tepkilerine karşı duyarsız kalmanın çocuk üzerinde olumsuz etkiler bırakırken, çocuğun tepkilerine karşı duyarlı olmanın rahatlatıcı ve güven hissi verdiği gözler önüne serilmiştir. Yapılan araştırmalar bu tür devam eden ihmallerin yetişkinlik döneminde de izlerini gösterdiğini desteklemiştir.
Bebeklik ve Çocuklukta İlk Bağlanma Tutumları
Erken ten tene temas, çocuğun kucaklanması, okşanması, göz teması, güven ve rahatlama hissi sağlar. Bebeğin sağlıklı bir birey olması için sadece fiziksel değil duygusal ihtiyaçlarının da desteklenmesi gerekir. Ağladığında görülmesi, kucaklanması, okşanması “önemliyim ve güvendeyim” algısını güçlendirir. Bunun yanı sıra ebeveynin duygusal olarak erişilebilir olması, tutarlı bir yaklaşım sergilemesi, net ve şefkatli sınırlar çizebilmesi, çocuğun duygularına temas edebilmesine ve dünyayı daha anlaşılır, güvenli bir yer olarak algılamasını sağlar. Ebeveyn, çocuğa keşfedilebilir bir alan tanırken ihtiyaç halinde de geri dönülebilir güvenli bir alan olabilmelidir. Hata yapmaya izin verilen, utandırılmayan, desteklenen çocuk kendini kabul edilmiş hisseder.
Güvenli Bağlanmanın İlerleyen Dönemlerdeki Yansımaları Nasıl Görülür?
Güvenli bağlanan çocuklar, ailelerinden daha kolay ayrılabilir, ebeveynleri yanlarında olmadığında duygusal olarak zorlanabilir fakat bu durumu regüle edebilme kapasiteleri daha yüksektir. Ebeveynleri geri döndüğünde kısa sürede yeniden dengelenirler. Güvenli bağlanan bireyler, duygusal olarak daha dengeli ve sağlıklı ilişkiler kurabilirler. Kişinin benlik modeli (kendini ne ölçüde değerli gördüğü) ve başkaları modeli (diğerlerini ne kadar güvenilir bireyler olduğuna dair algılar) olumlu gelişmiştir. Hem yakınlık kurup hem de bağımsız olabilirler. Duygularını daha rahat ifade edebilir, stresli durumlarda destek arayabilir, başkalarının duygularıyla empati kurabilirler.
Her dönem kendini gösteren bu örüntü, bağlanmanın insan psikolojisinde sadece bebeklik/çocukluk döneminde değil, yaşam boyu devam eden bir süreç olduğunu ortaya koyuyor. Unutmayın ki mükemmel ebeveynlik yoktur, her yaşam, aile ve çocuk kendine özgüdür. Önemli olan hatasız olmak değil, yeterince bağ kurabilmek ve gerektiğinde onarabilmektir.
Kaynakça
Ci̇meli̇, E. (2020, 23 Eki̇m). John bowlby ve bağlanma kuramı. Mona Psi̇koloji̇. https://www.monapsikoloji.com/john-bowlby-ve-baglanma-kurami/ adresinden erişildi.
Cheery, K. (2025). A attachment styles in relationships. Verywellmi̇nd. https://www.verywellmind.com/attachment-styles-2795344 adresinden erişildi.
Orta, İ. M. ve Sümer, N. (2016). Anne duyarlığı ve erken dönem bağlanma-temelli ebeveynlik destek ve müdahale programları. Türk Psikoloji Yazıları, 19 (38), 54-73.
Thompson, P. D. R. A. (2006). Erken dönemde bağlanma ve sonraki gelişim üzerindeki etkileri*. Türk Psikoloji Bülteni, (38), 113-120.


