Giriş
İnsanlar gün içinde sadece ne hissettiklerini değil bu duyguları nasıl gösterdiklerini de sürekli olarak düzenlerler. Bazen gerçekten hissettiklerini açıkça ifade ederler bazen de içinde yaşadıkları duyguyu dışarıya yansıtmazlar. Bu durum duygu bastırma olarak adlandırılır. Duyguları bastırmak çoğu zaman çok da kolay bir şey değildir. Üstelik her zaman iyi sonuçlar verdiği de söylenemez. Buna rağmen insanlar özellikle sosyal ortamlarda nasıl göründüklerine dikkat ettikleri durumlarda bu yönteme başvururlar. Çünkü sosyal hayatta sadece ne hissettiğimiz değil başkalarının bizi nasıl gördüğü de önemlidir. İnsanlar bazen daha sakin, kontrollü ya da işini bilen biri gibi görünmek isterler. Böyle durumlarda duygularını daha az belli etmek ya da tamamen gizlemek bir strateji olur. Ama herkes aynı şekilde davranmaz. Aynı durumda biri duygularını bastırırken, bir başkası daha açık ifade edebilir. Bu farkın sadece ortamdan değil kişinin o davranışı ne kadar kullanışlı gördüğünden de kaynaklanabileceği düşünülür.
Duyguları Bastırmak Ne Anlama Geliyor?
Duyguları bastırmak, insanların sosyal hayatlarında aslında çok sık yaptığı ama çoğu zaman fark etmediği bir şeydir. Biri üzgün, sinirli ya da kırgın hissettiğinde bunu dışarıya göstermek yerine içinde tutabilir. Bu sadece duyguyu saklamak gibi basit bir durum değildir. Aynı zamanda kişinin başkalarının gözünde nasıl göründüğüyle de ilgilidir. Araştırmalar, duygularını sürekli bastıran kişilerin sosyal ilişkilerinde bazı sıkıntılar yaşayabildiğini gösteriyor. Örneğin Srivastava ve arkadaşlarının (2009) çalışmasına göre, duygularını bastıran kişiler daha az sosyal destek hissediyor ve ilişkilerinden daha az memnun olabiliyor. Yani dışarıdan ne kadar “sakin ve kontrollü” görünseler de bu durum uzun vadede sosyal bağlarını zayıflatabiliyor. Buna rağmen insanlar bu davranışı tamamen bırakmıyor. Çünkü bazı durumlarda işe yaradığı düşünülüyor. Özellikle insanlar başkaları üzerinde belirli bir izlenim bırakmak istediğinde duygularını buna göre düzenleyebiliyor. Mesela biri kendini daha yetkin yani işini bilen ve kontrol sahibi göstermek istiyorsa, duygularını daha az belli etmeyi tercih edebiliyor. Bu da bastırmayı sadece bir duygu kontrolü değil aynı zamanda bir kendini sunma yöntemi durumuna getiriyor.
Hatta bazı araştırmalar, insanların olumsuz duyguları bastırmanın özellikle yetkin görünmek için daha faydalı olduğunu düşündüğünü gösteriyor. Bu da “sakin, soğukkanlı ve kontrol sahibi görünme” fikriyle örtüşüyor (Lyman & Scott, 1968; Richards, 2004). Ama burada ilginç olan şey şu: İnsanlar buna inansa bile her zaman buna göre davranmıyorlar. Yani bir şeyin işe yarayacağını düşünmek onu mutlaka yaptığın anlamına gelmiyor. Sonuç olarak duygu bastırma, sadece duyguları kontrol etmekle ilgili bir şey değil. Aynı zamanda insanların nasıl görünmek istedikleri ve o anki sosyal hedefleriyle de şekilleniyor. Bu yüzden herkes her durumda aynı şekilde davranmıyor. Durumdan duruma, hatta kişiden kişiye değişebiliyor.
Neden Kendimizi Bastırıyoruz?
Duygu bastırmanın birçok nedeni vardır. En yaygın nedenlerden biri bireylerin sosyal ortamlarda iyi bir izlenim bırakma isteğidir. İnsanlar özellikle yetkin, sakin ve kontrol sahibi görünmek istediklerinde duygularını gizlemeyi tercih edebilirler. Bunun yanında tartışmalardan kaçınmak ve ilişkilerini korumak da önemli bir etkendir. Kişi duygularını açıkça ifade etmenin olumsuz bir tepkiye yol açabileceğini düşündüğünde bastırma davranışına yönelebilir. Ayrıca bazı durumlarda bireyler, içinde bulundukları ortamın beklentilerine uyum sağlamak için de duygularını kontrol altında tutar. Özellikle iş, okul veya resmi ortamlarda bu durum daha sık görülür. Tüm bunlar, duygu bastırmanın sadece anlık bir tepki değil sosyal ve psikolojik faktörlerle şekillenen bir davranış olduğunu göstermektedir.
Sonuç
Duygu bastırma, kısa vadede sosyal ortamlarda işe yarayan bir strateji gibi görünse de uzun vadede bazı olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir. İnsanlar özellikle iyi bir izlenim bırakmak istediklerinde duygularını kontrol etmeyi tercih edebilir ve bu durum onları daha sakin ve kontrollü gösterebilir. Buna rağmen araştırmalar, duygularını sık bastıran bireylerin sosyal ilişkilerinde daha fazla zorlanabildiğini ve daha düşük sosyal destek aldığını göstermektedir. Yani dışarıdan güçlü bir görüntü oluşsa da bu her zaman içsel iyi oluşla örtüşmeyebilir. Sonuç olarak duygu bastırma, hem sosyal hedeflerle hem de bireyin içinde bulunduğu durumla şekillenen karmaşık bir davranış biçimidir.
Daha Sağlıklı Bir Yol Mümkün mü?
Duygu bastırmanın tamamen ortadan kaldırılması gerçekçi bir hedef değil ancak daha sağlıklı bir şekilde yönetilmesi mümkündür. Öncelikle bireylerin duygularını bastırmak yerine onları tanımayı ve uygun şekilde ifade etmeyi öğrenmeleri önemlidir. Bu, hem psikolojik iyi oluşu hem de sosyal ilişkilerin kalitesini artırabilir. Ayrıca insanlar, her sosyal durumda mükemmel izlenim bırakma baskısını azaltmaya çalışmalıdır. Sürekli olarak yetkin veya güçlü görünme çabası zamanla duygusal yük oluşturabilir. Bunun yerine daha doğal ve gerçekçi bir iletişim tarzı benimsemek daha sağlıklı ilişkiler kurulmasına yardımcı olabilir.
Son Söz
Sonuç olarak, duygu bastırma günlük hayatın içinde fark edilmeden sıkça kullanılan bir davranıştır. Kısa vadede sosyal uyumu kolaylaştırsa da uzun vadede kişinin hem kendisiyle hem de çevresiyle kurduğu ilişkileri etkileyebilmektedir. Bu nedenle duyguları tamamen bastırmak yerine, onları daha sağlıklı şekilde ifade etmeyi öğrenmek daha dengeli bir yaklaşım sunar. İnsanların hem kendilerini koruyabildiği hem de gerçek duygularını kaybetmediği bir iletişim biçimi, daha güçlü ilişkilerin temelini oluşturur.
KAYNAKÇA
Lyman SM, & Scott MB (1968). Coolness in everyday life. In Lyman SM & Scott MB (Eds.), The sociology of the absurd (pp. 145–157). Pacific Palisades, CA: Goodyear.
Richards JM (2004). The cognitive consequences of concealing feelings. Current Directions in Psychological Science, 13, 131–134.
Srivastava, S., Tamir, M., McGonigal, K. M., John, O. P. ve Gross, J. J. (2009). The social costs of emotional suppression: A prospective study of the transition to college. Journal of Personality and Social Psychology, 96(4), 883–897. https://doi.org/10.1037/a0014755


