Perşembe, Haziran 11, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Çocuklukta Göç Deneyimi: Psikososyal Zorluklar, Uyum ve Koruyucu Faktörler

Göç, yalnızca bir coğrafyadan diğerine yapılan bir yer değiştirme değildir; aynı zamanda bireyin kimliğini, geçmişini ve yaşam öyküsünü de beraberinde taşıyan çok katmanlı bir süreçtir. Bu nedenle göç deneyimi, her birey için farklı anlamlar barındırır ve özgün yaşantılarla şekillenir. Zaman içinde “göç” kavramı, bireysel deneyimlerle yoğrulan ve psikososyal boyutları giderek daha görünür hâle gelen bir olguya dönüşmektedir.

Bu noktada önemli bir soru ortaya çıkmaktadır: Göç çocuklar için ne anlama gelir ve çocukları nasıl etkiler?

Çocuklar açısından göç deneyimi, gelişimsel süreçleriyle iç içe geçen, kendine özgü ve biricik bir yaşantıdır. Her çocuk, göç sürecini kendi mizaç özellikleri, sosyal-duygusal gelişim düzeyi ve baş etme becerileri doğrultusunda deneyimler. Bununla birlikte, göç nedenleri, göç sürecinde yaşanan deneyimler ve ebeveynlerle kurulan ilişki ve bağlar da bu sürecin niteliğini belirleyen temel faktörler arasında yer almaktadır.

Çocukların bakış açısından ele alındığında, göç sürecinde yaşanan kayıpların her çocuk için farklı olduğu görülmektedir. Kimi çocuk için bu süreç ana dilinden, oyun arkadaşlarından ve okulundan ayrılmak anlamına gelirken; kimi çocuk için güvenli alanlarını, her gün oynadığı parkı, “yuva” olarak tanımladığı mekânı ve yerleşmiş rutinlerini kaybetmek anlamına gelebilir. Bu kayıplar çocukların yaşamında ardışık ve çoğu zaman görünmez bir “yaslar zinciri” oluşturabilir (Galdi, 2004). Gelişimsel açıdan değerlendirildiğinde, çocukların psikolojik esneklik ve dayanıklılık becerileri yetişkinlere kıyasla henüz tam olarak olgunlaşmadığı için, göç sürecinde yaşanan hızlı ve yoğun değişimler çocuklarda daha derin ve sessiz bir dönüşüm yaratabilmektedir (Masten, 2001).

Göç eden birçok çocuk için alışık olduğu dünya bir anda değişir. Çocuk, yeni bir ülkenin dilini, sosyal normlarını, okul düzenini ve kültürel beklentilerini öğrenmeye çalışırken aynı zamanda bu yeni yapıya uyum sağlama çabası içine girer. Bu süreç, çocuğun henüz sözel olarak ifade edemediği ancak duygusal ve bedensel düzeyde deneyimlediği karmaşalara ve zorlanmalara yol açabilir.

Alan yazın, göçmen çocukların ruh sağlığının göç sürecine eşlik eden bireysel, ailesel ve çevresel etmenlerle ilişkili olarak ele alınması gerektiğini göstermektedir. Bu çerçevede Berry’nin (1997) kültürleşme modeli, göç sürecinde çocukların psikolojik uyumlarının yalnızca bireysel özelliklere değil; aynı zamanda içinde bulundukları sosyal çevreye, aile dinamiklerine ve ev sahibi toplumla kurulan ilişkilere bağlı olarak şekillendiğini vurgulamaktadır. Bu çerçevede göç, çocuklar için stres ve uyum güçlükleri yaratabilen bir süreç olmakla birlikte, uygun çevresel ve ailesel destekler sağlandığında uyum ve dayanıklılık gelişimi açısından da önemli fırsatlar sunabilmektedir.

Göçmen Çocukların Sıklıkla Yaşadığı Zorluklar

Dil Kaybı ve Dil Bariyerleri

Birçok göçmen çocuk, yeni dilde kendini yeterince ifade edemediği için yanlış anlaşılma, dışlanma ve akademik alanda zorlanma yaşayabilmektedir. Bununla birlikte, ana dilini kaybetme korkusu da çocuklar için önemli bir stres kaynağıdır.

Tekrarlayan Kayıp Deneyimleri

Göç, çocuğun oyun alanlarını, arkadaşlarını, öğretmenlerini, okulunu ve günlük rutinlerini geride bırakması anlamına gelir. Bu durum, çocuğun yaşamında ardışık kayıp deneyimlerinin birikmesine yol açabilir (Galdi, 2004).

Aidiyet ve Kimlik Karmaşası

“Ben nereye aitim?” sorusu, göçmen çocuklarda erken yaşlarda ortaya çıkabilen temel sorulardan biridir. Yeni toplumda yabancı hissetmek ve aynı zamanda kendi kültürel bağlarından uzaklaşmak, kimlik gelişimini zorlayabilir.

Sosyal İzolasyon ve Zorbalık

Dil, kültür ve görünüş farklılıkları nedeniyle ayrımcılık, dışlanma ve akran zorbalığı göçmen çocukların sık karşılaştığı deneyimler arasındadır. Bu durumlar, çocuğun benlik algısını ve sosyal-duygusal gelişimini olumsuz yönde etkileyebilir.

Aile İçi Rol Değişimleri

Yeni bir kültürel bağlamda bazı çocuklar ebeveynlerinin tercümanı veya rehberi hâline gelebilir. “Ebeveyn rolü yüklenme” (parentification) olarak tanımlanan bu durum, çocuk için gelişimsel açıdan ağır bir sorumluluk oluşturur (Greenberg & Jurkovic, 1999).

Tetikte Olma Hâli ve Güvensizlik

Göç sürecine eşlik eden belirsizlikler ve ekonomik zorluklar, çocuklarda sürekli tetikte olma hâli ve güvensizlik duygusu yaratabilir. Bu durum, duygusal regülasyon becerilerini olumsuz etkileyebilmektedir (Perry, 2009).

Travmatik Ön Yaşantılar

Savaş, yoksulluk ve zorunlu göç gibi deneyimler; uyku problemleri, öfke patlamaları, içe kapanma ve travma tepkileriyle kendini gösterebilir (Kadir et al., 2018).

Koruyucu Faktörler ve Dayanıklılık

Her göçmen çocuk aynı riskleri taşımamaktadır. Bazı araştırmalar, göçmen çocukların yerleşik akranlarına kıyasla eşit ya da daha iyi ruh sağlığı göstergeleri sergileyebildiğini ortaya koymaktadır. Bu durum, alan yazında “sağlıklı göçmen etkisi” olarak tanımlanmaktadır (Sam & Berry, 2010). Güçlü aile bağları, yüksek motivasyon ve dayanıklılık bu etkiyi açıklayan temel unsurlar arasında yer almaktadır (Masten & Barnes, 2018).

Sonuç olarak, çocuk kendi kültürel değerleriyle bağını sürdürebildiği ölçüde yeni kültürle karşılaşma sürecini daha düşük stresle yönetebilmektedir. Dayanıklılık, çocuğun zorluk yaşamaması değil; yaşadığı güçlüklerle başa çıkabilmesi, uyum sağlayabilmesi ve iki kültür arasında anlamlı bir köprü kurabilmesidir.

Kaynakça

  • Berry, J. W. (1997). Immigration, acculturation, and adaptation. Applied Psychology, 46(1), 5–34.

  • Galdi, G. (2004). Book review: Immigration and identity. turmoil, treatment, and transformation, by Salman Akhtar, Jason Aronson Inc., 1999, 220 pp. The American Journal of Psychoanalysis, 64(2), 215–219.

  • Greenberg, R., & Jurkovic, G. J. (1999). Lost childhoods: The plight of the parentified child. Family Relations, 48(1), 101.

  • Kadir, A., Shenoda, S., Goldhagen, J., Pitterman, S., Suchdev, P. S., Chan, K. J., Howard, C. R., McGann, P., St Clair, N. E., Yun, K., & Arnold, L. D. (2018). The effects of armed conflict on children. Pediatrics, 142(6).

  • Masten, A. S. (2001). Ordinary magic: Resilience processes in development. American Psychologist, 56(3), 227–238.

  • Masten, A. S., & Barnes, A. J. (2018). Resilience in Children: Developmental Perspectives. Children, 5(7), 98.

  • Perry, B. D. (2009). Examining child maltreatment through a neurodevelopmental lens. Journal of Loss and Trauma, 14(4), 240–255.

  • Sam, D. L., & Berry, J. W. (2010). Acculturation. Perspectives on Psychological Science, 5(4), 472–481.

Sebla ENDÜRLÜK
Sebla ENDÜRLÜK
Psikolog Sebla Endürlük, lisans eğitimini TED Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde (%100 İngilizce) tamamlamış ve 2020 yılında onur derecesiyle mezun olmuştur. 2020 yılından bu yana Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Beslenme ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Faz 1 Klinik Araştırma Merkezi bünyesinde yürütülen uluslararası klinik araştırmalarda psikolog olarak görev almaktadır. Bu süreçte nadir ve metabolik hastalıklara sahip çocuklarla çalışmakta, gelişimsel ve nörokognitif değerlendirmeler yapmakta ve uluslararası klinik araştırmalarda psikolojik değerlendirme süreçlerine katkı sağlamaktadır. Aynı zamanda uluslararası klinik araştırmalara danışmanlık vererek multidisipliner ekiplerle birlikte çalışmaktadır. Sebla Endürlük akademik çalışmalarını Hacettepe Üniversitesi Otizm Spektrum Bozukluğu Eğitimi Yüksek Lisans Programı’nda tez döneminde sürdürmektedir. Akademik çalışmaları TÜBİTAK 2210 Yurt İçi Yüksek Lisans Burs Programı kapsamında desteklenmektedir. Üniversite yıllarından itibaren birçok Erasmus+ ve sosyal sorumluluk projesinde, ayrıca TÜBİTAK araştırma projesinde aktif rol almış ve bilimsel çalışmalarını sürdürmüştür. 2021 yılında Muğla’da meydana gelen yangın ve sel felaketlerinin ardından yürütülen Türkiye Sel ve Yangın Travma İyileştirme Projesi kapsamında World Human Relief kuruluşunda gönüllü olarak Muğla’da saha çalışmalarına katılmıştır. Ayrıca TÜBİTAK 1003 KULE projesinde eğitim gönüllüsü olarak görev almıştır. Şu anda Çocuk Beyin Tümörleri Derneği’nde (ÇOBEDER) kanser hastaları ve aileleriyle gönüllü psikolog olarak çalışmaktadır. Yaklaşık 6 yıldır çocuk ve ergenlerde yaygın olarak kullanılan klinik test ve ölçeklerle psikometrik değerlendirmeler yapmaktadır. Psikolog Sebla Endürlük oyun terapisi, bilişsel davranışçı terapi, gelişim odaklı oyun grupları, gelişim değerlendirmesi ve takibi, klinik test uygulamaları ve ebeveyn danışmanlığı alanlarında çalışmalarını yürütmektedir. Çalışmalarında bilimsel temelli değerlendirme yöntemlerini esas alarak çocukların gelişimsel ihtiyaçlarını bütüncül bir yaklaşımla ele almakta; çocukların güçlü yönlerini desteklemeyi ve ailelere gelişim sürecinde rehberlik etmeyi hedeflemektedir. Akademik çalışmalarının yanı sıra spor alanında da aktif bir geçmişi bulunmaktadır. Senkronize buz pateni eski millî sporcusu ve takım kaptanıdır. Spor ve psikoloji alanlarını bir araya getiren çalışmalar yürütmektedir. Bu kapsamda Türkiye Özel Sporcular Spor Federasyonu bünyesinde özel sporcuların uluslararası lisanslama süreçlerinde psikolog ve kurul üyesi olarak görev almaktadır. Aynı zamanda psikoloji alanındaki bilgi ve deneyimlerini paylaşmak amacıyla Psychology Times dergisinde düzenli olarak Türkçe ve İngilizce köşe yazıları yayımlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar