Perşembe, Mayıs 28, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Modern Kaçışların Psikolojisi: İlişki Döneminde Değilim

Son yıllarda ilişkilerin en steril, en modern ve belki de en kaçış dolu cümlesi bu olabilir. Çünkü bu cümle çoğu zaman bir insanı değil, bir sorumluluğu reddeder. Özellikle duygusal yakınlığın giderek daha kırılgan yaşandığı modern ilişkilerde insanlar artık doğrudan “istemiyorum” demek yerine psikolojik olarak daha kabul edilebilir cümlelerin arkasına saklanıyor. Yoğunluk, stres, yanlış zaman, uygun değiliz, mental yorgunluk… Bunların hepsi gerçek olabilir. Fakat bazen mesele gerçekten zaman değil; kişinin ilişki içinde kendisiyle karşılaşmak istememesidir.

Bir insanla yakınlaşmak yalnızca romantik bir deneyim değildir. Aynı zamanda kişinin kendi eksiklikleriyle, iletişim biçimiyle ve duygusal olgunluğuyla yüzleştiği bir aynadır. İşte tam da bu yüzden bazı insanlar ilişkinin kendisinden değil, ilişkide hissettikleri yetersizlikten kaçar. Özellikle eleştirilmenin “reddedilmek” gibi algılandığı ilişkilerde, en küçük bir uyarı bile kişinin benlik algısını tehdit edebilir. Psikolojide buna kırılgan ego yapısı ve savunmacı tepki mekanizmaları üzerinden yaklaşılır. Kişi kendini doğrudan suçlu hissetmek yerine geri çekilir, iletişimi kapatır ya da ilişkiyi tamamen sonlandırır. Çünkü bazı insanlar için bir problemi çözmeye çalışmak, problemi kabul etmek anlamına gelir. Bu da onların zihninde güç kaybıyla eşdeğerdir.

Oysa bir ilişkide “Beni dinler misin?”, “Sözümü kesme” ya da “Bunu yaptığında kırılıyorum” demek saldırı değil, iletişim kurma çabasıdır. Fakat duygusal olarak yeterince olgunlaşmamış bireyler, bu tarz geri bildirimleri ilişkinin doğal bir parçası olarak değil, kişiliklerine yöneltilmiş bir tehdit gibi algılayabilirler. Amerikalı psikolog John Gottman’ın ilişki dinamikleri üzerine yaptığı çalışmalarda da, savunmacılığın ilişkileri yıpratan temel davranış örüntülerinden biri olduğu vurgulanır. Çünkü savunmaya geçen kişi artık anlamaya değil, kendini korumaya odaklanır.

Belki de modern ilişkilerin en büyük problemi tam olarak burada başlıyor: İnsanlar sevilmek istiyor ama dönüşmek istemiyor. Yakınlık kurmak istiyor ama yakınlığın getirdiği sorumluluğu taşımakta zorlanıyor. Çünkü gerçek bir ilişki yalnızca güzel hislerden oluşmaz; aynı zamanda rahatsız edici farkındalıklar da yaratır. Birinin size “beni dinlemiyorsun” demesi, sadece bir davranış eleştirisi değildir. Aynı zamanda karşınızdaki insanın görülme ihtiyacını dile getiriş biçimidir. Ancak bazı insanlar bunu duymak yerine kendi kırılan egolarına odaklanır.

Bugün birçok ilişkinin çok hızlı başlayıp aynı hızla bitmesinin sebebi de biraz budur. İnsanlar artık ilişkiyi bir emek alanı olarak değil, sürekli iyi hissettirmesi gereken bir deneyim olarak görüyor. İlk rahatsızlıkta, ilk eleştiride ya da ilk yüzleşmede geri çekilmek daha kolay geliyor. “İlişki döneminde değilim” cümlesi de bazen tam olarak bu geri çekilişin modern ve yumuşatılmış hali oluyor.

Belki de mesele gerçekten zaman değildir. Asıl mesele, bir başkasının gözünde eksik görünmeye tahammül edememektir. Çünkü bazı insanlar sevilmeyi ister ama insan olmanın kaçınılmaz taraflarını yani hata yapmayı, uyarılmayı veya gelişmeyi taşımakta zorlanır. Ve bazen bir ilişki, iki insan arasındaki sevgisizlikten değil; bir tarafın kendi kırılganlığıyla yüzleşememesinden biter.

Berfin Polat
Berfin Polat
Berfin Polat, Selçuk Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğrencisidir. Klinik psikoloji alanına ilgi duyan Polat, özellikle terapi yöntemleri, bireysel gelişim ve psikolojik farkındalık konularında çalışmalar yapmayı hedeflemektedir. Akademik eğitimine ek olarak blog yazarlığıyla psikoloji alanındaki güncel bilgileri ve bilimsel içerikleri geniş kitlelerle buluşturmaktadır. Psikolojiye dair doğru ve anlaşılır bilgiler sunmayı amaçlayan Polat, mesleki gelişimini desteklemek için klinik psikoloji üzerine yüksek lisans yapmayı hedeflemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar