Cumartesi, Nisan 18, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Bahar Gelince İyi Hissetmek Zorunda Mıyız?

Bahar ayları çoğu zaman yenilenme, canlanma ve başlangıçlarla ilişkilendirilir. Hava ısınır, günler uzar, doğa hareketlenir. Bu değişim yalnızca çevremizi değil, aynı zamanda ruh halimize dair beklentilerimizi de etkiler. Sanki bahar gelince insanın da otomatik olarak iyi hissetmesi gerekiyormuş gibi görünmez bir inanç oluşur. Ancak herkes için bu süreç aynı şekilde ilerlemez. Bazı insanlar için bahar, gerçekten de bir ferahlama hissi getirirken; bazıları için bu dönem beklenmedik bir içsel huzursuzluk, dalgalanma ya da yorgunlukla geçebilir. İşte tam da bu noktada, çoğu zaman dile getirilmeyen ama hissedilen bir baskı ortaya çıkar: “Herkes iyi hissederken ben neden böyleyim?” Bu soru, kişinin yaşadığı duygunun kendisinden çok, o duyguya yüklediği anlamla ilişkilidir.

Modern yaşamda duygular giderek daha fazla performans alanına dönüşmüş durumda. Sadece üretken olmak değil, aynı zamanda iyi hissetmek de bir beklenti haline gelmiş durumda. Sosyal medyada paylaşılan enerjik, motive ve “iyi” görünen hayatlar; kişinin kendi iç dünyasıyla kıyaslama yapmasına neden olabilir. Bu da duygusal deneyimlerin doğal akışını zorlaştırır.

Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, duyguların sabit olması beklenmez. İnsan zihni doğası gereği değişkenlik gösterir. Duygular; çevresel koşullardan, biyolojik ritimlerden, yaşam deneyimlerinden ve zihinsel süreçlerden etkilenir. Özellikle mevsim geçişleri, uyku düzeninden hormonlara kadar birçok sistemi etkileyerek bu dalgalanmayı daha görünür hale getirebilir.

Bahar aylarında artan ışık süresi, melatonin ve serotonin dengesi üzerinde değişikliklere yol açabilir. Bu değişimler bazı bireylerde enerji artışı yaratırken, bazı bireylerde uyku düzeninde bozulma, huzursuzluk ya da odaklanma güçlüğü olarak kendini gösterebilir. Yani herkesin aynı şekilde iyi hissetmemesi aslında oldukça anlaşılır bir durumdur. Burada önemli olan nokta, hissedilen duygunun kendisinden çok, o duyguya karşı geliştirilen tutumdur.

Kişi kendini iyi hissetmediğinde, buna alan açmak yerine çoğu zaman bu durumu düzeltmeye çalışır. Dikkatini dağıtır, kendini zorlar ya da “böyle hissetmemeliyim” düşüncesine kapılır. Bu durum kısa vadede işe yarıyor gibi görünse de uzun vadede duygusal yükün artmasına neden olabilir. Çünkü bastırılan ya da yok sayılan duygular, ortadan kaybolmaz; yalnızca ertelenir. Bu noktada, duygularla kurulan ilişkinin yeniden değerlendirilmesi önemlidir.

İyi hissetmek elbette değerlidir. Ancak her zaman iyi hissetmek zorunda olmak, gerçekçi bir beklenti değildir. Psikolojik sağlamlık, sürekli iyi hissetmekten çok; zor duygularla da kalabilme kapasitesiyle ilişkilidir. Yani mesele, her zaman iyi olmak değil; iyi olunmayan anlarda da kendine alan açabilmektir. Baharın getirdiği yenilenme fikri de çoğu zaman yanlış anlaşılabilir. Yenilenmek, her zaman hızlı bir değişim ya da ani bir motivasyon artışı anlamına gelmez. Bazen yenilenmek, sadece durmak, yavaşlamak ve içsel süreci fark etmek olabilir.

Kendine şu soruyu sormak bu noktada anlamlı olabilir: Gerçekten iyi hissetmek mi istiyorum, yoksa iyi hissetmem gerektiğini mi düşünüyorum?

Bu iki soru arasındaki fark, duygularla kurulan ilişkiyi kökten değiştirebilir. Çünkü bazen insan iyi hissetmez. Ve bu, düzeltilmesi gereken bir problem değil; anlaşılması gereken bir deneyimdir. Belki de bahar aylarında kendimize verebileceğimiz en gerçekçi mesaj şudur: Her mevsim gibi, duyguların da bir ritmi vardır. Ve her ritim, olduğu haliyle anlamlıdır.

Fatime Konuş
Fatime Konuş
Fatime Konuş, psikoloji lisansını onur derecesiyle tamamlamıştır. Aile danışmanlığı sınavını başarıyla tamamlayarak uzmanlaşmıştır. Şu anda bir rehabilitasyon merkezinde psikolog olarak görev yapmakta ve Gençlik ve Spor Bakanlığı Vizyon Kampı'nda gönüllü mentörlük yapmaktadır. Bireysel terapiye özel ilgi duyup özellikle yetişkinlerin yaşadığı psikolojik sorunlar üzerine çalışmalar yapmaktadır. “Sigara Bağımlılığının Dikkatsizlik ve Algı Bozukluğuyla İlişkisi”ni inceleyen TÜBİTAK projesi, Sosyal Beşeri ve İdari Bilimler Dergisi’nde yayımlanmıştır. Çeşitli dergi ve dijital platformlarda yazıları yayımlanmış, terapinin herkes için ulaşılabilir olması gerektiğine inanmaktadır. Yazılarında ruh sağlığı farkındalığını artırmayı ve psikolojik bilgiyi topluma sade dille aktarmayı amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar