BOŞANMA SONRASI PSİKOLOJİK ve MANEVİ BAŞA ÇIKMA
Giriş
Boşanma, bireyin yalnızca aile yaşamını değil; psikolojik iyi oluşunu, manevi dengesini ve yaşamı anlamlandırma sürecini de derinden etkileyen, bu nedenle psikolojik ve manevi desteğin büyük önem taşıdığı en zorlu yaşam deneyimlerinden biridir. Bu önemli konuyu, boşanma sonrası psikolojik ve manevi başa çıkma süreçleri üzerine bilimsel çalışmaları bulunan Yalova Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Din Psikolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatma Baynal ile değerlendirdik. Buyurun hep birlikte sohbet edelim:
Temel Çerçeve
1. Sayın Hocam, öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?
Merhabalar, ben Doç.Dr. Fatma Baynal. Yalova Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Din Psikolojisi Anabilim Dalı'nda öğretim üyesi olarak görev yapmaktayım. Akademik açıdan din psikolojisi, maneviyat ve pozitif psikoloji alanlarında çalışmalar yapmaktayım. Bilimsel çalışmalarımda; tarikat ve cemaatlerin insanlara psikolojik olarak etkileri, boşanma sonrası dini ve manevi başa çıkma süreçleri ve manevi danışmanlık süreçleri ile manevi ebeveynlik gibi konular üzerine çalışmalarım mevcuttur. Özellikle "Ateizm ve Hayatın Anlamı" adlı kitabımda ve inanç geçişlerini inceleyen "Ateizmden Teizme" gibi çalışmalarımda bireylerin varoluşsal anlam arayışlarını mercek altına alırken; eşler arası ilişkilerde adalet erdemi ve ön ergenlik dönemindeki korku/kaygılar üzerinde de araştırmalar yürüttüm. Temel amacımın bireylerin karşılaştığı zorlu yaşam olaylarıyla baş etmede din, maneviyat ve ahlaki değerlerin iyileştirici, anlamlandırıcı gücünü bilimsel ve nitel yaklaşımlarla araştırmak olduğunu söyleyebilirim.
Değerlendirme
2. Boşanma süreçleri ve din/maneviyatla ilgili çalışmalarınızda bireylerin en çok zorlandığı alan hangisi olarak öne çıktı?
Boşanma sonrasında bireyler hem psikolojik hem de sosyal açıdan birçok problemle karşılaşmaktadırlar. Ancak çalışmamızda boşanma sonrası süreçte bireylerin en çok zorlandığı durumların ekonomik sıkıntılar, çocukların bakım sorumluluğunun tek başına üstlenilmesi ve karşı karşıya kalınan yalnızlık duygusu olduğu görülmüştür.
3. Katılımcılarınızın en sık başvurduğu başa çıkma yöntemleri hangileridiydi?
Çalışmalarımızda bireylerin bu travmatik süreci atlatmak için başvurdukları yöntemlerin başında aile ve arkadaş desteği gelmektedir. Bulgularımıza göre arkadaş desteği, aile desteğiyle birlikte bireyin psikolojik olarak kendini toparlamasında ve yalnızlık hissiyle mücadele etmesinde en temel başa çıkma kaynaklarından biri olarak değerlendirilmektedir. Bu durum sosyal desteğin psikolojik sağlamlık açısından ne derece önemli olduğunu bize göstermektedir. Bu sonuç, insanın biyo-psiko-sosyal bir varlık olarak ele alınması gerektiği fikrini destekleyici niteliktedir. Bunun yanı sıra; çalışmak, çocuklarla ilgilenmek, kitap okumak, müzik dinlemek gibi hobiler de etkili olmaktadır. Katılımcıların bazıları açısından profesyonel psikolog/psikiyatrist yardımı almak bu süreci atlatmada etkili olmuştur. Ayrıca dua etmek, maneviyata sığınmak ile ilahi adalete güvenmek gibi dini başa çıkma yöntemleri de en sık başvurulan başaçıkma mekanizmaları olarak tespit edilmiştir. Bu durum katılımcıların bu süreçte hem başa çıkma hem de dini başa çıkma stillerini çoklu olarak kullandıklarını göstermiştir.
4. Çocuk sahibi olmak ve çalışmak boşanma sonrası başa çıkma sürecini nasıl etkiliyor?
Çocuk sahibi olmak iki yönlü bir etkiye sahiptir: Bir taraftan tek başına çocuk büyütmenin getirdiği sorumluluklar boşanma sonrası karşılaşılan en büyük zorluklardan biriyken, diğer taraftan çocukların varlığı, bireyler için hayata bağlanmayı sağlayan çok güçlü bir motivasyon ve başa çıkma kaynağı olmaktadır. Ayrıca aktif olarak çalışmak, bireylerin boşanma sonrası yaşadıkları ağır travmatik süreci atlatmalarında, zihinsel olarak meşgul kalmalarında ve kendilerini yeniden üretken hissetmelerinde önemli bir başa çıkma stratejisi olarak işlev görmektedir. Ancak bazı bireyler, iş hayatlarını sürdürebilmek ve çocuklarıyla vakit geçirmeye devam edebilmek adına antidepresan ilaçları kullanmamayı tercih etmektedirler. Bu durum, boşanma sonrasında bireylerin sosyal ve ekonomik işlevselliğini korumaya daha fazla önem verdiklerini de göstermektedir.
5. Kitap okuma ve müzik dinleme gibi etkinliklerin başa çıkma sürecindeki etkisini nasıl yorumluyorsunuz?
Kitap okumak ve müzik dinlemek, katılımcıların yaşadıkları zorluklardan uzaklaşmalarına ve boşanma sonrası dönemin getirdiği yalnızlık ve stresle baş etmelerine yardımcı olan duygu odaklı başa çıkma yöntemleri arasındadır. Bu nedenle, zorlu süreçlerde bir hobi edinmek, spor veya sanatla ilgilenmek, yaşamı doğal akışında sürdürmede oldukça etkilidir. Bu gibi hobiler, insanın hayatındaki rutinine dönmesini sağlamakta ve 'anda kalabilme' becerisini de desteklemektedir.
6. Araştırmanızda dua etmenin en sık başvurulan dini başa çıkma yöntemi olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Katılımcıların çoğunluğu ibadetler arasında en çok dua ettiklerini belirtmiştir. Dua etmek, bireyin çaresizlik hissettiği anlarda Allah’a sığınarak yalnız olmadığını hissetmesine ve geleceğe umutla bakmasına yardımcı olur. Kişi, yıllarca aynı hayatı paylaşmış eşinden ayrılsa bile kendisini asla terk etmeyecek, her an duyan ve saran mutlak bir gücün varlığını hissederek ontolojik güven kazanır. Yaşanan tüm acılara rağmen kişinin isyan etmeyip her şeyi Yaratıcı’ya havale etmesi, O’na dua edip yönelmesi, bireylerin yaşadığı zorlu süreçleri kabullenmesini sağlamakta ve psikolojik dayanıklılıklarını ciddi ölçüde artırmaktadır.
8. Eski eşi affedememenin bireyin ruh sağlığı üzerindeki etkileri nelerdir?
Affetmeyi zorlaştıran en temel faktörler; evlilik birliği içindeyken maruz kalınan aldatma/aldatılma, fiziksel ve psikolojik şiddet, eşlerin sorumluluklarını yerine getirmemesi ve tüm bu süreçlerin birey üzerinde bıraktığı derin haksızlığa uğramışlık duygusudur. Katılımcılar bu ağır davranışların açtığı yaralar nedeniyle eski eşlerini affetmekte büyük güçlük çekmektedirler.
Eski eşi affedememek bireyde öfke, kırgınlık ve nefret gibi olumsuz duyguların devam etmesine neden olmaktadır.Eğer birey yaşadığı olumsuz ayrılık sürecini aşamazsa; kaygı, korku, aşırı stres, depresyon ve hayatın anlamsızlığı gibi varoluşsal ve psikolojik sorunlar kronikleşebilmekte ve ruh sağlığı üzerinde kalıcı olumsuz etkiler meydana gelebilmektedir. Ancak katılımcılar bu durumun ruh sağlıklarını tamamen bozmasını engellemek için ilahi adalet inancına sığınmaktadırlar. Eşleri tarafından uğranılan haksızlıkların Allah tarafından sorulacağına inanmak, affedememenin getirdiği psikolojik yükü hafifletmektedir. Ahiret inancı hayatın yalnızca dünya ile sınırlı olmadığını, her davranışın karşılığının görüleceği ebedî bir hayatın varlığını kabul ederek bireye psikolojik güven ve umut sağlar.
9. Ahiret inancının umut ve teselli kaynağı olarak öne çıkmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ahiret inancı ve ilahi adalet beklentisi, katılımcıların en büyük teselli kaynağıdır. Bu dünyada uğradıkları haksızlıkların, aldatılmaların ve maruz kaldıkları şiddetin cezasız kalmayacağına, hesabının ahirette Allah tarafından sorulacağına inanmak, bireylere adaletin eninde sonunda tecelli edeceği umudunu vererek onları teselli etmektedir. Ahiret ve kader inancı, ayrılık gibi travmalarda ortaya çıkan yalnızlık, kayıp duygusu ve hayal kırıklığı gibi psikolojik sorunların daha olumlu bir şekilde atlatılmasını sağlar. Bu hayattan başka bir hayatın var olduğuna, yaşanan iyilik ve kötülüklerin bir karşılığı (ilahi adalet) olacağına inanmak hayatı anlamlandırmada ve sürdürmede etkili olmaktadır.
10. Boşanma sonrası yaşanan pişmanlıkların temel nedenleri sizce nelerdir?
En temel neden, evlenilecek kişiyi ve onun ailesini yeterince tanımadan, aceleyle evlilik kararı alınmış olmasıdır. Kadın katılımcılar özelinde, evlilik sürecinde eşlerinin sorumsuzluklarına sessiz kalarak tüm sorumluluğu (maddi/manevi) en başından beri kendi üzerlerine almış olmaları büyük bir pişmanlık kaynağıdır. Erkek katılımcılar açısından ise kendilerine yapılan saygısızca davranışlara karşı zamanında bir tavır almamalarıdır. Bu davranışlar tahammül eşiğini aştığında boşanmalar kaçınılmaz olmaktadır.
11. Son olarak, araştırmanızdan hareketle boşanma sürecinden geçen bireylere psikolojik ve manevi açıdan vermek istediğiniz en önemli mesaj nedir?
Boşanan bireyler evliliği sadece şekilsel kriterler (dış görünüş, zenginlik veya sadece görünüşteki dindarlık gibi) üzerine kurmak yerine evlilik öncesinde karşı tarafı ve ailesini çok iyi tanımanın önemli olduğunu vurgulamışlardır. Bunu biz de burada önemli mesajlar arasında söyleyebiliriz. Eşlerin birbirlerine karşı sorumluluklarını yerine getirmeleri, değer verdiklerini göstermeleri, sadık ve saygılı olmaları da bireylerin öncelikli beklentileri arasındadır. Günümüzde yalnızlık güzellemeleri yapılmakta, kimseye bir şey söylememek gerektiği ile ilgili mesajlar verilmektedir. Ancak bu araştırmada da görüldüğü üzere insanların zor zamanlarında sosyal çevresinin yanında olmasının psikolojik açıdan iyileştirici gücü olmaktadır. Bu nedenle çevremizdeki bağları kopartmamak da önemlidir. Boşanma sonrasında ise bireylerin birbirlerine karşı daha ılımlı ve saygılı olmaları, çocukların psikolojisi açından da önem taşımaktadır. Çünkü bu süreçte psikolojik açıdan en fazla etkilenen çocuklar olabilmektedir. Sonuç olarak hem psikososyal desteğin (yakın çevre, aile, terapi) hem de manevi desteğin (dua, şükür, ibadet) bu süreçte önemli etkileri olmasıyla birlikte bireylerin boşanma sonrasında da -özellikle çocuk varsa- sorumluluklarının devam ettiğini söyleyebiliriz.


