İçindeki Ebeveynin, İçindeki Çocuğu Güvenle Kucaklayacak mı?
Bir meseleyi çözemeyeceğini anlamak da halletmektir. Ebeveynlerle ilişki biraz bu sisteme yakındır. Meseleyi kendin çözmelisin… Meseleyi kendinle çözmelisin.
Yola çıkalım bakalım çözebilecek miyiz? Yani aslında bu iş birliğiyle yazının sonunda meseleyi “kendinle çözmüş” olacak mısın? Hikayeleri ayrı görmek, “bu benim hikayem” diyebilmek mümkün mü?
Çocukluk çağı travmalarında sıklıkla ebeveyn-çocuk iletişimindeki problemler en yoğun görünüme sahiptir. İlk bağlanma, bakım verenle gerçekleşir. En yakın bakım veren kişi genellikle annedir. Annenizle kurduğunuz bağlanma stili, yetişkinlikte de devam edecektir.
Bununla ilgili sayısız deneyim yaşanacaktır. Bu deneyimler bağlanma stilinizi ve döngülerinizi gösterecektir. Bu döngüler yaşamınızın işlevselliğini bozuyorsa ve sağlıklı ilişkiler kurmanızı, sürdürmenizi engelliyorsa bu artık yetişkinin çalışma alanıdır.
Bu durumda kişinin kendi üzerinde çalışma alanı başlar. Psikoterapi bu yolculuğun adıdır. Psikoterapi gizil bir yardım sanatı olarak devrededir.
Yaşanmış Bir Örnek
Bir gün bir annenin, 8 yaşındaki çocuğu için bir problem alanıyla geldiğini hatırlıyorum. 8 yaşındaki kız çocuğunun onlarla uyuduğunu, tek başına kendi yatağında uyumadığını söylemişti.
O zamanlar çocuklarla çalıştığım bir kurumdaydım. Bu problem, gelişim psikolojisi alanında alt yapısı güçlü bir psikolog için tanıdık bir sorundur. Problemin alt yapısı çalışıldı ve kolayca çözüldü ama başka bir problem ortaya çıktı!
Sorun şuydu: Anne bu problemi kendisinin neden çözemediğiyle ilgili endişe duymaya başladı ve annenin yetersizlik şeması aktive oldu. Bu durum profesyonele yüklenmesine sebep oldu.
Burada annenin profesyonele teşekkür edip ayrılması gerekirken, o anne başka bir sıkıntı alanına girerek süreçte de bir problem yarattı. Daha da hasarlı olan durum ise çocuğuna da içsel öfkesini yansıtmasıydı!
Eğer anne çocuğu ile bağlanma stilini güvenli bir bağlanma ilişkisine dönüştürmez ve kendi terapötik sürecinden geçmezse; sağlıksız ve işlevsel olmayan bir hikâyeye zemin hazırlayacaktır.
Bağlanma Stilleri Üzerine
Sizce bu anne-çocuk arasında, annenin çocuğa yansıttığı ve ileride yansıtacağı durumlarda nasıl bir bağlanma stili eşlik ediyor?
Bağlanma stilleri üzerinde ortaya çıkan türlü travmatik kazalar (yaralar), çocukluk çağı travmalarını sembolize eder.
Çocukluk çağı olumsuz deneyimleri hem ruh hem beden sağlığını bozuyor. Üstelik bu şekilde kronikleşen stres, yetişkinlikte doğrudan ve dolaylı sağlık risklerine yol açabilir.
ACE ölçeğini bilmek burada değerli. ACE, “Çocukluk Çağı Olumsuz Yaşantılar Travma Ölçeği” anlamına gelir. Orijinal ACE çalışması 1998 yılında American Journal of Preventive Medicine dergisinde yayımlanmıştır.
ACE çalışması sonucunda; 18 yaş öncesinde kötü yaşam olayları, yetişkinlikte ciddi sağlık sorunlarıyla ilişkili bulunmuştur.
Örneğin ACE puanı 4 ve üstü olduğunda:
-
Depresyon 4,5 kat
-
İntihar oranı 12 kat daha fazla
ACE puanı 7 ve üstü olduğunda ise;
-
Akciğer kanseri 3 kat artış göstermektedir.
Ebeveynlerin Yarattığı Travmalar ve Uslu Çocuk Sendromu
Biz burada ebeveynlerin yol açtığı çocukluk çağı travmalarından konuşuyoruz. Eğer çocukluk çağında travmaya maruz kalmışsanız, uslu çocuk sendromu yaşarsınız.
“Uslu çocuk” şöyle göze çarpar: Çocuk öyle olgunlaşır ki, yaşıtlarıyla arasında ciddi bir uçurum oluşur. “Ne kadar olgun bir çocuk!” söylemi tanıdık geliyor mu?
Bu çocuklar aşırı uysal, hassas, kendini savunamayan, sağlıklı agresyon gösteremeyen bir görüntü çizerler. Arkadaşları tarafından tuhaf gelen davranışları sebebiyle zorbalığa maruz kalabilirler.
Travma yaşayan çocuklar ya zorbalık yaparlar ya da zorbalığa maruz kalırlar. Özellikle çocukluk gibi derin bir dönemde travma sisteme girdiği an, travma bölüne bölüne çoğalır.
Bunu sanki bir hücre bölünmesi gibi düşünebilirsiniz.
Ebeveyn de Bir Zamanlar Çocuktu
Peki ebeveynler de bir zamanlar çocuk değil miydi? Evet, zaten bu bir döngü…
O yüzden ebeveyn (yetişkin kişi) olan kişi, bir zamanlar çocuktu ve o da içindeki çocuğu güvenle kucaklayabilir. Tek yol, buluşmak ve birlikte hareket etmektir.
Şu an yetişkinsin, artık yapabilirsin! Belki maruz kalan çocuktun ama şimdi yetişkinsin, hatta belki de şimdi sen de ebeveynsin…
Çocuğun kaynaklarının olmadığını hatırlayabilirsin; canı sıkıldığında yürüyüşe çıkamadı, özgürleşmek istediğinde yalnız kalmanın ne demek olduğunu henüz o yaşlarda anlayamadı.
Yetişkin ise kaynaklara sahip ama sahip olduğu kaynakların farkında olamıyor… Sen olabilirsin!
İç çocuğunla buluşman ve anlaşman sonrası daha işlevsel bir yaşam ihtimali var. Bazen felaketler olumlu gelişmelere de sebep olabilir.
Belki bu yazının başlangıcındaki “ebeveyn felaketi” sonunda evrildi, ne dersin? Bu meseleyi çözdük mü?
Kabulün değişimi yankılanıyor mu zihninde?
Son Söz: İçindeki Ebeveyn, İçindeki Çocuğu Kucaklasın
Dilerim ki, içindeki ebeveynin içindeki çocuğu güvenle kucaklasın… Bu senin hikayen!


