Travmatik bağlanma, bir kişinin sistematik biçimde psikolojik ve/veya fiziksel istismara uğradığı bir durumda karşı tarafa duyulan güçlü ve derin bir bağlanma biçimidir. Kişi, kendisine zarar verdiğini bildiği hâlde karşı taraftan kopamaz.
Travmatik Bağlanmayı Anlamak
Travmatik bağlanan kişi, çoğunlukla eleştirildiği, duygularının görmezden gelindiği ve suçlandığı bir ilişkidedir ve bu bağ çoğunlukla tek taraflıdır. Kişi, istismarcı kişiye bağımlı davranışlar sergiler. Travmatik bağ bu bakımdan zaman içerisinde gelişir.
İlk aşamada kişi sıklıkla yoğun bir övgü alır ve desteklenir. Bu övgü çoğunlukla beklenmedik anlarda ve beklenmedik düzeyde iyi hissettiren davranışlardan oluşur. Bu ilişki biçiminde bağlanma hızla yükselir ve beklenti artar.
Bağ kurulduktan sonra ise çoğu zaman eleştiri, görmezden gelme ve suçlama biçiminde davranışlar artmaya başlar. Bu noktada kişi, bağ kurduğu kişiden olumlu tepki almak için onay arayışına girer. Bir şeylerin ters gittiğinin farkında olabilir ve bu durumda çoğu zaman suçluluk hisseder.
İstismarcı kişi sıklıkla değersizleştirici ve küçük düşürücü davranışlarda bulunur. Mağdur kişi ise çoğu zaman bu davranışları içselleştirme eğilimindedir. Bu süreçte kişi yalnızlaşabilir, özgüveni düşebilir.
Son noktada kişi, karşı taraftan olumlu ödül alma, değersizleştirilme, uzaklaşma ve tekrar ödül alma şeklinde işleyen bir ödül–ceza döngüsüne girer. Periyodik biçimde yaşanan bu döngü zamanla kişide bağımlı ilişki gelişmesine yol açar.
Bu süreç temel olarak üç adımda gerçekleşir:
1. Aşırı Övgü ve Hayranlık
Aşırı övgü ve hayranlık yoluyla kurbanla iletişimi başlatma, mükemmel bir ilişki imajı oluşturma.
2. Eleştiri ve Manipülasyon
Eleştiri ve manipülasyon yoluyla karşı tarafı kendinden şüpheye sürükleme, özgüven kırılması ve yoğun onay arayışı yaratma.
3. Özür ve Suçluluk Döngüsü
İstismarcının özrü ve kurbanın suçluluk duyguları üzerinden yeniden barışma.
Travmatik bağlanma süreci kişiden kişiye değişmekle birlikte genel yapısı bu şekildedir. Kişiyi sürekli bir ödül–ceza döngüsüne sokar ve bağımlılığı kuvvetlendirir.
Travmatik Bağlanmaya Yatkınlığı Artıran Etmenler
Travmatik bağ kuran kişiyi bu bağa yaklaştıran bazı etmenler bulunmaktadır:
Kaygılı–Kaçıngan Bağlanma Stili
Bu bağlanma stiline sahip kişiler ayrıl–barış döngüsüne oldukça yatkındır. Bu açıdan travmatik bağa elverişli bir bağlanma stilidir.
Düşük Özgüven
Halihazırda özgüven hassasiyeti yaşayan bireylerin benlik algısı kırılgandır ve onay arayıcı davranışları artar.
Sağlıksız Sosyal Çevre veya Yalnızlık
Olumsuz ya da kısıtlı sosyal iletişim, uzun vadede kişiyi sağlıksız bağlara daha yatkın hâle getirebilir.
Onay Bağımlılığı
Travmatik bağlanma döngüsünde istismarcıdan onay arayışı belirgindir. Eleştiri ve değersizleştirmelere maruz kalmamak için karşı taraftan onay alma ihtiyacı gelişir ve buna bağlı olarak travmatik bağlanma güçlenir.
Bu etmenlerden biri ya da birkaçı kişide bulunabilir; ancak bu durum her zaman travmatik bağ kurulacağı anlamına gelmez. Aynı şekilde bu etmenlerin hiçbirinin bulunmaması da travmatik bağ kurulmayacağı anlamına gelmez. Çünkü bu ilişki biçimi her zaman kişinin öngörebileceği kadar belirgin olmayabilir.
Kişinin bu süreci anlamlandırabilmesi, travmatik bağ kurmasını engellemede önemli bir koruyucu faktördür.
Travmatik Bağdan Koruyan Etmenler
Sürecin Farkında Olmak
Bu tür bağlanmalar çoğu zaman başlarda bazı sinyaller verir. Gereğinden fazla övgü, anlamsız eleştiriler ve kişinin yanındayken fark edilmeyen ancak yanından ayrıldığında hissedilen huzursuzluk önemli ipuçlarıdır. Bu sinyalleri erken fark etmek kişiyi travmatik bağdan koruyabilir.
Destekleyici Sosyal Çevre
Olumlu ve destekleyici bir sosyal çevre kişinin özgüvenini güçlendirir. Bu sayede kişi, gerçekçi olmayan övgüleri ya da yergileri daha kolay ayırt edebilir ve etkisinde kalma ihtimali azalır.
Güvenli Bağlanma
Güvenli bağlanma stiline sahip kişiler daha istikrarlı ve dengeli ilişkiler kurmaya yatkındır. Bu nedenle travmatik bağ geliştirme olasılıkları daha düşüktür.
Travmatik Bağ Kurulan Kişilerin Psikolojik Özellikleri
Travmatik bağ kurulan kişilerin de bazı psikolojik özellikleri olabilir. Bu kişiler her zaman bu döngüyü bilinçli olarak oluşturmazlar. Özellikle Karanlık Üçlü olarak adlandırılan narsisizm, makyavelizm ve psikopatik kişilik eğilimlerine sahip bireylerle travmatik bağ geliştirilmesi daha sık görülmektedir.
Travmatik Bağ Nasıl Koparılır?
İstismarcıdan Uzaklaşma
İstismarcı ile iletişim devam ettikçe döngü tekrar edebilir ve bağ daha da kuvvetlenir. Bu nedenle öncelikli hedef bağın kesilmesidir. Bu mümkün değilse mevcut iletişimin mümkün olduğunca azaltılması önemlidir.
Terapötik Destek
Terapi süreci, kişiyi travmatik bağa iten dinamikleri anlamasını ve çözümlemesini sağlar. Aynı zamanda kişinin bu bağı koparması için alternatif baş etme ve ilişki kurma biçimleri geliştirmesine yardımcı olur.
Kişisel Yaşama Odaklanma
İstismarcıdan bağımsız hedefler ve etkinlikler geliştirmek, özgüveni artırır ve bağımlılığı azaltır. Kişinin kendi yaşam alanını genişletmesi bağın çözülmesinde kritik rol oynar.
Sonuç
İlişkilerin doğası gereği zaman zaman sağlıksız ilişkilere girilebilir. Bu nedenle kendinizi suçlamayın. Sağlıklı bağlar kurmak ve sağlıklı bir yaşam sürmek herkesin hakkıdır. Kopamamak bir zayıflık değil, çoğu zaman psikolojik mekanizmaların doğal bir sonucudur.
Referanslar
Saltoğlu, S., & Irak, D. U. (2020). Kişiliğin karanlık üçlüsü: Narsisizm, makyavelizm ve psikopati. Türk Psikoloji Yazıları, 23(45), 42–62.


