Cuma, Şubat 20, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Annenin Kaç Kolu Var? Görünmeyen Yüklerin Psikolojisi

Bir çocuğun gözünde annenin kaç kolu vardır? İki mi? Yoksa dört, altı, belki de sayısız mı?

Anne, yalnızca çocuğunu kucağına alan kişi değildir. Anne; düşeni kaldıran, susanı konuşturan, ağlayanı susturan, susarak idare eden, çoğu zaman da kendi duygularını görünmez kılan kişidir. Toplum, anneliği kutsarken, annenin taşıdığı yükü çoğu zaman romantize eder. Oysa annelik, çoğu zaman görünmeyen bir çok kolluluk halidir. Aynı anda birçok yere uzanmak zorunda kalan, ama hiçbir kolunun gerçekten dinlenmesine izin verilmeyen bir varoluş biçimi.

Psikolojik açıdan bakıldığında anne, yalnızca bir bakım veren değil; aynı zamanda duygusal düzenleyici, sınır koyucu, koruyucu, öğretici ve çoğu zaman da telafi edicidir. Özellikle çekirdek ailenin daraldığı, sosyal destek ağlarının zayıfladığı günümüzde annenin kolları daha da çoğalmak zorunda kalır. Baba, aile büyükleri, komşular ya da sistemin eksik bıraktığı her yerde, annenin bir kolu daha devreye girer.

Zihinsel Yük ve Görünmez Sorumluluklar

Bir anne sabah uyandığında yalnızca fiziksel olarak değil, zihinsel ve duygusal olarak da günün yükünü omuzlar. Çocuğun okulu, evin düzeni, ekonomik kaygılar, ilişkisel çatışmalar, kendi bastırılmış ihtiyaçları… Tüm bunlar annenin zihninde aynı anda döner.

Psikolojide buna zihinsel yük (mental load) denir. Zihinsel yük, yalnızca yapılacak işleri değil, o işlerin takibini, planlanmasını ve sorumluluğunu da kapsar. Çoğu zaman bu yük görünmezdir; çünkü yapılmış olması değil, aksadığında fark edilir.

Anne, çoğu zaman kendi duygularını erteleyen taraftır. Üzgünken güçlü, yorgunken ilgili, kırgınken anlayışlı olmak zorunda hisseder. Bu durum, uzun vadede duygusal tükenmişlik haline yol açabilir.

Yeterince İyi Anne Kavramı

Özellikle “iyi anne” algısının katı olduğu kültürlerde anneler, hata yapma hakkını kendilerine tanımazlar. Oysa insan psikolojisi, sürekli verme ve hiç alma döngüsünde sağlıklı kalamaz. Çocuğun gelişiminde annenin rolü elbette çok büyüktür; ancak bu büyüklük, annenin sınırsız olması gerektiği anlamına gelmez.

Tam aksine, çocuğun sağlıklı ruhsal gelişimi için annenin de bir birey olduğunu görebilmesi önemlidir. Winnicott’un sözünü ettiği “yeterince iyi anne” kavramı, burada kritik bir noktaya işaret eder. Anne, her şeyi mükemmel yapmak zorunda değildir. Hatta zaman zaman yetersiz kalabilmesi, çocuğun gerçek dünyaya uyum sağlaması için gereklidir.

Ne var ki toplum, anneden “her şeye yetmesini” bekler. Ağlayan çocuğa bir kol, çalışan kadına bir kol, ev işlerine bir kol, eş olmaya bir kol, güçlü durmaya bir kol daha… Böylece annenin kolları çoğalır ama bedeni ve ruhu aynı kalır. Bu uyumsuzluk, annelerde suçluluk, değersizlik ve yetersizlik duygularını besleyebilir. “Yetemiyorum” düşüncesi, birçok annenin iç sesi haline gelir.

Anneliği Yeniden Düşünmek

Terapi odasında sıkça rastlanan durumlardan biri de şudur: Anne, çocuğu için yardım ister ama kendisi için istemez. Çünkü anne olmak, çoğu zaman kendinden vazgeçmekle eş tutulmuştur. Oysa annenin ruhsal sağlığı, çocuğun ruhsal sağlığından bağımsız değildir. Tükenmiş bir anne, istemeden de olsa çocuğuna bu tükenmişliği aktarabilir. Duygular bulaşıcıdır; özellikle de çocuklar için.

“Annenin kaç kolu var?” sorusu aslında şunu da sordurur: Bir anne, kaç kişilik yaşamak zorunda bırakılıyor?

Belki de bu sorunun cevabı, anneliği yeniden düşünmekten geçiyor. Anneliği sınırsız fedakârlık değil, paylaşılmış sorumluluk olarak görmekten… Anneyi yalnızca veren değil, destek alan biri olarak konumlandırmaktan… Ve en önemlisi, annenin de yorulabileceğini, vazgeçebileceğini ve yardım isteyebileceğini kabul etmekten.

Çünkü anne, kaç kollu olursa olsun, hâlâ insandır. Ve hiçbir insan, tek başına her yere yetişmek zorunda değildir. Unutmayalım ki onlara verilen hayatı da anneler ilk defa yaşıyor ve onlar da dünyaya sadece bir kere geldi.

Kaynakça

  • Bowlby, J. (1969). Attachment and loss: Vol. 1. Attachment. New York, NY: Basic Books.

  • Bowlby, J. (1988). A secure base: Parent-child attachment and healthy human development. London: Routledge.

  • Craig, L., & Mullan, K. (2011). How mothers and fathers share childcare: A cross-national time-use comparison. American Sociological Review, 76(6), 834–861.

  • Daminger, A. (2019). The cognitive dimension of household labor. American Sociological Review, 84(4), 609–633.

  • Hays, S. (1996). The cultural contradictions of motherhood. New Haven, CT: Yale University Press.

  • Nomaguchi, K. M., & Milkie, M. A. (2020). Parenthood and well‐being: A decade in review. Journal of Marriage and Family, 82(1), 198–223.

  • Winnicott, D. W. (1953). Transitional objects and transitional phenomena. International Journal of Psycho-Analysis, 34, 89–97.

  • Winnicott, D. W. (1965). The maturational processes and the facilitating environment. London: Hogarth Press.

Işıl Su Karaca
Işıl Su Karaca
İnsan ve çocuk ruhuna değer veren, her koşulda dinlemeyi, kriz anlarında pratik fikirler ve çözümler bulmayı amaçlayan sakin ve dikkatli biriyim. Psikoloji lisans mezunu olarak, hayalimdeki mesleğe kavuşmuş olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Hem hayatımda hem de hayatıma gelmekte olan her insan için yeni başlangıçlar yazmayı, bu başlangıçları mutlu bir sona ulaştırmak için elimden geleni yapmayı hedefliyorum. Mesleğimin etik ilkeleri ve yasalara uygun olarak, bu yolculukta kararlılıkla ilerliyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar