Pazartesi, Haziran 1, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Akran Zorbalığında Ebeveynin Rolü: Çocuklar Önce Anlaşılmak İster

Çocuklar için okul yalnızca ders gördükleri bir yer değildir; aynı zamanda sosyalleştikleri ve yaşıtlarıyla ilişkiler kurdukları önemli bir yaşam alanıdır. Bazı çocuklar okuldan eve yalnızca yorgun dönmez. Sessizleşmiş, içine kapanmış ve görünmez hissetmiş halde döner. Bugün “okul nasıldı?” sorusuna verilen kısa bir “İyiydi.” cevabının arkasında bazen yaşadığı dışlanmanın, yalnız bırakılmanın ya da alay edilmenin ağırlığı vardır.

Akran zorbalığı yalnızca okul ortamında devam eden bir problem değil, çocuk eve geldiğinde de etkisinin devam ettiği önemli bir sorundur. Okula gitmek istememe, bununla ilgili bahaneler üretme, karın ağrısı şikayetleri, içe kapanma ya da devamlı yalnız kalma isteği bazen çocuğun yaşadığı psikolojik zorlanmanın işaretleri olabilir. Özellikle çocuklar yaşadıkları zorbalığı her zaman doğrudan ifade edemeyebilir. Bazıları yaşadıklarını anlatırsa daha fazla dışlanacağını düşünebilir, bazıları ise anlaşılmayacağını hissedebilir. Bu nedenle zorbalık çoğu zaman davranış değişiklikleriyle kendini gösterir. Sessizleşmek, eskiden keyif aldığı şeylere ilgisini kaybetmek ya da okula karşı isteksizlik geliştirmek bazen çocuğun yardım çağrısı olabilir.

Zorbalığın Görünmeyen Etkileri

Akran zorbalığı sözel ya da fiziksel biçimde ortaya çıkabilir ve çocuklarda özgüven kaybına, sosyal geri çekilmeye, kaygıya ve değersizlik hissine neden olabilir. Bu durum, zorbalığın en ağır etkilerinden biri olan, çocuğun dünyayı “güvensiz” bir yer olarak algılamasına neden olabilir. Bunun yanı sıra, sürekli eleştirilmek, dışlanmak ya da alay edilmek çocuk için bir süre sonra kendisiyle ilgili olumsuz düşünceler geliştirmesine de yol açabilir. “Ben yetersizim”, “Kimse beni sevmiyor” ya da “sorun bende” gibi düşünceler çocuğun benlik algısını etkileyebilir.

Çocukluk döneminde akran ilişkileri, çocuğun kendisini bir gruba ait hissetmesi açısından oldukça önemlidir. Dışlanmak ya da sürekli hedef haline gelmek, çocukta yalnızlık hissini artırabilir. Bu durum, zamanla çocuğun hem sosyal ilişkilerine hem de kendilik algısına zarar verebilir (Healy, Scott, & Thomas, 2024). Psikoloji alanında yapılan güncel çalışmalar, zorbalığın yalnızca anlık üzüntü yaratmadığını; kaygı, depresif belirtiler, sosyal geri çekilme ve güven problemleriyle ilişkili olduğunu göstermiştir. Özellikle çocukların kendilerini yalnız hissetmeleri, yaşanan deneyimin psikolojik etkisini daha da ağırlaştırabilmektedir.

“Güçlü Ol” Demek Neden Yetmiyor?

Araştırmalar, çocukların yaşadıkları zorbalığın etkisini yalnızca olayın kendisinin değil, ebeveynlerinden gördükleri duygusal desteğin de belirlediğini ortaya koymaktadır (Machado-Oliveira ve ark., 2024). Birçok ebeveyn çocuğunu korumak ve güçlü yetiştirmek ister; ancak bazen tam da bu iyi niyet, çocuğun yaşadığı duygunun geri planda kalmasına neden olabilir. Özellikle akran zorbalığı karşısında ebeveynler çoğu zaman hızlıca çözüm üretmeye yönelir.

“Takılma.” “Sen de karşılık ver.” “Abartıyorsun.” “Güçlü ol.” gibi cümleler ilk bakışta motive edici görünse de çocuk için farklı bir anlam taşıyabilir. Ebeveynler, çözümden önce çocukları anlamaya çalışmalıdır. Çünkü çocuğun duygusuna yer açmak, problemi çözmekten önce psikolojik destek açısından büyük önem taşır. Bazen yalnızca: “Bu seni gerçekten incitmiş olmalı.” “Bunu yaşamak senin için zor görünüyordu.” “İstersen anlatabilirsin, seni dinliyorum.” demek bile çocuk için güçlü bir psikolojik destek oluşturabilir.

Çocuklar Önce Anlaşılmak İster

Psikoloji alanındaki çalışmalar da çocukların yaşadıkları zorlayıcı olaylarda “algılanan ebeveyn desteğinin” koruyucu bir rol oynadığını göstermiştir (Huang & Chui, 2024). Çocuk her zaman yaşadığı sorunu hemen unutmayabilir; ancak o süreçte anlaşılmış ve yanında biri varmış gibi hissetmek, yaşanan deneyimin psikolojik etkisini önemli ölçüde değiştirebilir. Burada önemli olan çocuğu “daha güçlü olmaya zorlamak” değil, duygularını taşıyabileceği güvenli bir alan sunabilmektir. Çünkü çocuklar çoğu zaman kendilerine ne söylendiğini değil, o an kendilerini nasıl hissettiklerini hatırlarlar.

Güvenli Alan Yaratabilmek

Çocukları yaşadıkları her zorluktan korumaya çalışmak yerine, çocuk için güvenli bir ilişki kurmak daha önemlidir. Çocuğun yargılanmadan konuşabileceği, duygularının küçümsenmediği ve anlaşılmaya çalışıldığı bir ortam psikolojik açıdan oldukça koruyucu olabilir. Bu noktada önemli olan ise mükemmel ebeveyn olmak değil, çocuğun ihtiyaç duyduğu anda ulaşabileceği biri olabilmektir. Her zaman önemli olan sorunun hemen çözülmesi değildir. Çocuk bazen sadece yalnız olmadığını hissetmeye ihtiyaç duyar. Özellikle zorbalık karşısında ebeveynin sakinliği ve duygusal desteği çocuğun güven duygusunu yeniden güçlendirebilir (Liu ve ark., 2024).

Çocukların Unutmadığı Şey

Çocuklar yaşadıkları olayların ayrıntılarını tam olarak hatırlamasalar da o süreçte nasıl hissettiklerini çoğu zaman unutmazlar. Bir çocuğun zorbalığı “kimse beni anlamadı” düşüncesiyle yaşadığı duyguyla hatırlaması ile “yanımda biri vardı” düşüncesinin yarattığı duyguyla hatırlaması arasında fark vardır. Burada önemli olan, çocuğun duyulduğunu ve dinlendiği bilmesidir.

Sonuç olarak, akran zorbalığının günümüzde oldukça önemli bir konu olduğu aşikardır. Çocuk için ise en önemlisi çevresinden aldığı destektir. Bu desteği de en yakınları olan ebeveynlerinden görmesi, zorbalığa maruz kaldığı süreçte kendisini daha iyi hissetmesi, yalnız olmadığını bilmesi ve güven ilişkisi kurabilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Ebeveynler tabii ki bu duruma bir çözüm bulmak için ellerinden geleni yapmaya çalışırken çocuklarının duygusal desteğini de göz önünde bulundurarak hareket etmelidir. Anlaşılmak ve görülmek çocuk için ileriki yaşantısında psikolojik iyilik halini koruması açısından kritik bir rol oynamaktadır.

Irmak Biber
Irmak Biber
Irmak Biber, klinik psikolog ve yazar olarak bilişsel davranışçı terapi alanında; panik bozukluk, agorafobi, sosyal kaygı, travma sonrası stres bozukluğu, obsesif kompulsif bozukluk, yaygın kaygı bozukluğu, depresyon ve yeme bozuklukları üzerine uzmanlaşmıştır. Kısa Süreli Çözüm Odaklı Terapi yaklaşımını da çalışmalarına entegre etmektedir. Çocukluk çağı travmaları ve yetişkin partner şiddeti alanında akademik araştırmalar yapmıştır; psikoloji bilgisini anlaşılır, uygulanabilir ve gündelik yaşama temas eden bir dille aktarmayı hedeflemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar