Boşanma, yalnızca bir çiftin ilişkisel sonlanışı değil, aynı zamanda çocuğun temel güven, bağlanma ve kimlik gelişim süreçlerini doğrudan etkileyen önemli bir yaşam olayıdır. Tüm dünyası anne ve baba olan çocukların anne ve babalarının ayrılması bu dünyanın temelden sarılması hissiyatını verebilir. Bu bağlamda boşanma, aile dinamiklerini kökten değiştiren önemli bir yaşam olayıdır ve çocuklar üzerinde derin psikolojik etkiler bırakabilir. Bu etkilerin şiddeti, çocuğun yaşına, cinsiyetine, ebeveynlerin boşanma sürecindeki iş birliğine, çocuğun mizacına ve sosyal destek sistemlerine göre değişiklik gösterebilir.
Boşanma sonrası çocuklarda, duygusal ve davranışsal olarak bir takım yansımalar gözlemlenebilir:
Duygusal olarak çocuk boşanmayı bir kayıp olarak algılayabilir ve tıpkı yas sürecinde olduğu gibi ağlama, derin üzüntü; anne babaya karşı kızgınlık ve öfke; terkedilme korkusu, beslenmede yetersizlik; depresif nöbet; kural tanımazlık, boşanma durumundan dolayı kendini sorunlu tutma; akademik başarı düşüklüğü, yakın çevreyle İletişim kurmaktan kaçınma, romantik ilişki kurmaktan kaçınma; madde kötüye kullanım gibi.
Boşanma sonrası çocukların yaşadığı sorunları anlamak ve tedavi etmek için farklı yaklaşımlar değerlendirilebilir. Birkaç örnek vermek gerekirse,
Çocukta gelişen psikolojik sorunların, gelişim süreci ihtiyaçlarına bağlı olarak olumsuz düşünce geliştirmesinin engellenmesi için, örneğin çocukluk döneminde boşanmanın kendi suçu olduğunu düşünebilirken, ergenlik döneminde anne babaya karşı kızgınlık ve öfke hissetmesi duygulanımlarının tespitinde “Gelişimsel Teori” den,
Çocuğun ebeveyni ile kurduğu bağın tehlikede olduğunu düşünmesi ve kendi kurduğu ilişkilerine karşı da güvensizlik duygusu geliştirmesine karşı “Bağlanma Teorisi”nden,
Çocuğun geliştirdiği olumsuz düşünce yapılarını yerlerine alternatiflerini de buldurarak “Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) Teorisi” nden faydalanarak tedavi süreci oluşturulabilir.
Boşanmış ailelerin çocuklarında görülen psikolojik sorunların tedavisine, çocuğun ihtiyaçları ve sorunlarının şiddetine göre yon verilmelidir.
Öncelikle çocuğun; boşanma ile ilgili olumsuz düşüncelerini tanımlamasının sağlanması önemlidir. Çocuğun bu farkındalığa ulaşma sürecinde oyun terapisi, bilişsel davranışçı terapiler en etkili yöntemlerdendir. Sonrasında ise ve farkına vardığı olumsuz düşüncelerinin yerine mantıklı ve gerçekçi düşünceler geliştirmesi sağlanmalıdır. Çocuğun boşanma sürecinden en az etkiyle ayrılması için Terapi sürecine ebeveynlerinin is birliği halinde katılımının da çocuğun her iki ebeveyniyle de sağlıklı bir ilişki sürdürmesine destek olabilir.
Anne ve babası boşanan çocuğun yaşayabileceği, ihtimal dahilinde olan sorunların bertaraf edilmesi için erken müdahaleyle sorunların daha kolay çözümlenmesi, çocuğun duygularını rahatlıkla ifade edebilmesi sağlanabilir. Bu anlamda ailelerin profesyonel yardım almaktan çekinmemesi ve ayrıca Çocuğun normal hayatındaki alışkanlıkları aksatmadan devam ettirmesine önem vermelidirler.
Boşanmış Anne ve babanın çocuklarıyla çalışan terapistlerin süreç içinde tarafsız kalması, Ebeveynlere yönelik psiko-eğitim vermesi, görüşmelerin sürekliliği, hatta çocuğun dış çevreyle ilişkisini güçlendirmek için Okul ve öğretmenle iş birliği içinde olması sonuca etkili ulaşım gereklidir.


