Pazartesi, Eylül 28, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Henüz Hiçbir Şey Olmadı: Beyin Neden Tehlike Arıyor?

Bir ormanda yürüdüğünüzü hayal edin. Issız ve karanlık bir yolda ilerlerken önünüzdeki çalı kıpırdıyor. Hangi düşünce daha baskın gelir?

A) Rüzgârdan dolayı çalı sallanıyor.
B) Vahşi bir hayvan bana pusu kurdu.

Çoğu kişi 2. seçeneği seçmiştir. Peki, çoğu kişinin 2. seçeneği seçmesi bir tesadüf mü, yoksa beynimizdeki ortak bir mekanizma mı?

İnsanoğlu, daha ilkel zamanlardan beri hayatta kalma mücadelesi vermiştir. Beynin önemli görevlerinden biri de çevreden gelen bilgileri değerlendirerek olası tehditleri fark etmek ve bizi bunlara karşı hazırlamaktır. Bunun için beynimiz, özellikle belirsizlik veya tehdit içeren durumlarda daha tetikte hâle gelebilir. Çünkü olası bir tehlikeyi gözden kaçırmanın bedeli, bazen ortada gerçek bir tehdit yokken alarm vermekten daha ağır olabilir.

Günlük hayatta bazı günler “İçime kötü bir his doğuyor, sanki kötü bir şey olacak.” dediğiniz oluyor mu? Kötü bir şey yaşansın ya da yaşanmasın, bu his bizi tetikte tutabilir. İçimiz tüm gün huzursuz ve panik hâlinde olabilir. Beyin için bu, bizi olası tehditlere karşı hazırlayan bir alarm hâli olabilir.

Ancak modern dünyada vahşi hayvan saldırıları olmamasına rağmen beyin neden hâlâ güvende hissetmiyor?

Aslında modern dünya, beyin için tamamen tehditten uzak bir alan değildir. Evet, aniden saldıracak bir aslan, her an zehirleyebilecek bir yılan bulunmayabilir veyahut karnımızı doyurmak için ava çıkmak zorunda kalmayabiliriz. Ancak beynin tehdit olarak değerlendirdiği durumlar yalnızca fiziksel tehlikelerden ibaret değildir.

Birinden mesaj beklemek, bir iş görüşmesine gitmek, toplum önünde konuşma yapmak veya biriyle planlanmış bir konuda konuşmak da kişide stres ve kaygı yaratabilir. Çünkü tüm bunların ortak bir benzerliği vardır: belirsizlik.

Beynimiz bazen sonucu belli olan bir durumu, belirsizliğe tercih edebilir. Belirsizlik, neyle karşılaşacağımızı öngörmemizi zorlaştırdığı için kaygı ve tetikte olma hâlini artırabilir. Belirsizliğin hâkim olduğu bir ortamda bulunmak, beynin olası sonuçları sürekli değerlendirmesine neden olabilir. Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi, beynimiz bazen kötü bir olayı, henüz tanımadığı bir duyguya veya sonuca tercih edebilir.

Bu sebepledir ki bazen insan, en kötü şeyi yaşadığında anlamsız bir rahatlama hissedebilir. Çünkü olabilecek en kötü ihtimal gerçekleşmiş ve belirsizlik ortadan kalkmıştır. Artık ne olacağı bilinmektedir ve bu da bazı kişilerde kaygının azalmasına neden olabilir.

Biraz dikkat edersek “kötü bir şey olacak” hissinin, belirsizliğin olduğu ortam ve durumlarda daha belirgin ortaya çıkabildiğini görebiliriz. Aslında bu, beynimizin bizi korumaya yönelik sistemlerinden biridir. Ona kızmayınız. Beyniniz, elindeki bilgiler doğrultusunda sizi olabildiğince güvende tutmaya çalışıyor yalnızca.

Beyni, çocuğunu korumaya çalışan ve çevresindeki olası tehlikelere karşı sürekli tetikte olan bir anne gibi düşünebilirsiniz. Bazen gereğinden fazla korumacı davranabilir, bizi tedirgin edebilir; ancak temel amacı bizi olası tehditlerden korumaktır.

Bizim bu tarz durumlarda yapabileceğimiz bazı şeyler var. Beynimize güvende olduğumuzu hissettirecek, onu rahatlatacak ve her şeyin yolunda olduğunu hatırlatacak bazı yöntemler deneyebiliriz:

1. Nefes egzersizi:
Dikkatimizi tamamen nefesimize odaklıyoruz. 4 saniye nefes alıyoruz, 7 saniye tutuyoruz, 8 saniyede veriyoruz. Tüm dikkatimiz nefesimizde. Nefesimizin ritmini ve bütün bedenimizin yavaş yavaş gevşediğini hissediyoruz. Bu egzersiz, nefesimizi yavaşlatmamıza ve dikkatimizi “kötü bir şey olacak” hissinden başka bir şeye yöneltmemize olanak sağlar.

2. Sevdiğiniz bir müzik açın:
İyi anlarınızda dinlediğiniz veya dinlerken kendinizi iyi hissettiğiniz bir şarkıyı açmak, size tanıdık ve iyi hissettiren bir duyguyu yeniden hatırlatabilir. Beyin o sırada şunu söyleyebilir: “Bu şarkıyı iyi anlarımda dinliyordum. Şu an bu şarkıyı dinliyorum. O hâlde her şey yolunda.”

3. Sevdiğiniz biriyle kısa bir sohbet edin:
Kötü hissettiğimiz anlarda sevdiğimiz, değer verdiğimiz insanlarla kısa da olsa iletişim kurmak, kendimizi daha güvende ve desteklenmiş hissetmemize yardımcı olabilir. Onların size tebessümle bakması, sizin de tebessüm etmenizi sağlayabilir.

4. Hareket edin:
Kısa bir yürüyüş, birkaç küçük adım, hafif bir egzersiz yapmak veya ortam değiştirmek, düşünce akışınızın tek bir noktaya takılıp kalmasını engelleyebilir. Hareket etmek, dikkatin başka bir noktaya yönelmesine ve bedensel gerginliğin azalmasına yardımcı olabilir.

5. Gülümseyin:
Beynimiz jest ve mimiklerimizle de etkileşim hâlindedir. Mutlu zamanlarda yaptığımız jestleri ve mimikleri tekrarlamak, o duyguyu hatırlamamıza yardımcı olabilir. Bazen yüzümüzde başlayan küçük bir gülümseme, kendimizi daha iyi hissetmemize de yardımcı olabilir.

Belki de “kötü bir şey olacak” hissi geldiğinde kendimize sormamız gereken soru şudur:

“Henüz hiçbir şey olmadı. Peki, beynim neden olmuş gibi davranıyor?”

Çünkü bazen bizi korkutan şey, gerçekten yaşanan bir tehlike değil; henüz gerçekleşmemiş bir ihtimaldir.

Belki de beynimize verebileceğimiz en büyük güven mesajı şudur: Henüz hiçbir şey olmadı.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Helen Rumeysa Yetiş
Helen Rumeysa Yetiş
Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümü mezunuyum. Eğitim sürecim boyunca insan psikolojisi, bireysel gelişim ve kişilerarası ilişkiler alanlarında akademik bir altyapı edindim. Yazarlık yolculuğum kişisel blog hesabım üzerinden başladı. Yazılarımı ilk olarak burada paylaşarak üretim sürecime adım attım. 2020 yılından bu yana bir gazetede köşe yazarlığı yapıyorum ve bu süreçte yazarlık alanında profesyonel deneyim kazandım. Aynı zamanda Türk PDR Derneği bünyesinde hem yazarlık hem de yayın yönetimi görevlerinde bulundum. Yazılarımda ağırlıklı olarak insan psikolojisi, ilişkiler ve bireysel farkındalık konularına odaklanıyorum. Yazarlığı hem profesyonel bir üretim alanı hem de kişisel bir ifade biçimi olarak görüyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar