Sırça Fanus’ta Esther Greenwood geleceğini, dallarında çok sayıda incir bulunan bir ağaç gibi hayal eder. Ağaçta bulunan her incir farklı bir geleceği temsil eder: yazar olmak, akademisyen olmak, evlenmek, seyahat etmek, yeni diller öğrenmek… Birey tek bir yetenekten ya da tek bir ilgiden etkilenmez. Benliğimizi oluşturan birçok yapı vardır. Bu yapılar bizi seçimlere yönlendirir. Çünkü her yoldan aynı anda gitmemiz mümkün değildir. Sorun Esther’ın hiçbir seçeneği istememesi değildir; tam tersine hepsini istemesidir. Bir inciri seçtiğinde diğerlerinden vazgeçmek zorunda kalacağı düşüncesi onun yolu seçmesini engeller. Burada vazgeçilen yollar yalnızca farklı meslekleri göstermez. Aslında farklı kimlikleri ve yaşam biçimlerini temsil eder. Psikolojide buna olasılı benlikler diyebiliriz. Olası benlikler, kişinin gelecekte olabileceğini düşündüğü versiyonlarıdır. Bu benlikler, kişiye sağladıkları motivasyonla onun geleceğine ve yaşam tarzına yön verir. Fakat kişinin birbirleriyle uyumsuz veya aynı anda gerçekleşmesi zor birçok olası benliği varsa, bu durum motivasyon kaynağı olmak yerine çatışmaya dönüşebilir. Esther hem kendisine uygun olduğunu düşündüğü hem de toplumun ondan beklediği alternatifler arasında kararsızlığa gömülür. Hayatımızı şekillendirirken yalnızca kendimize en uygun yolu seçmeye çalışmayız. Bizden ne beklendiği de tercihlerimizi etkiler. Erik Erikson’un kimlik gelişimi yaklaşımı da gençlik ve erken yetişkinlik döneminde kimlik oluşturmanın önemini vurgular. Esther’in yaşadığı kararsızlık bir kimlik çatışması olarak ele alınabilir. İnsan bazen yanlış yolu seçmekten değil, doğru seçim yaparken bile diğer ihtimalleri kaybetmekten korkar.
Günümüzde incir ağacındaki incir sayısı daha da fazladır. Seçeneklerimizin fazla olması bizi daha özgür hissettirebilir. Çünkü kendimize uygun bir yol bulma ihtimalimizin arttığını düşünebiliriz. Ancak bu durum her zaman bu şekilde işlemez. Seçim yükü, kişinin çok fazla seçenekle karşılaştığında karar verme sürecinin zorlaşmasını anlatan bir kavramdır. Seçeneklerin sayısı arttıkça seçim yapmak bilişsel yükümüzü artırır. Bu durumda kendimiz hakkında düşünmek, tercihin olası sonuçlarını hesaplamak ve diğer seçeneklerle kıyaslamak gibi birçok süreçten geçeriz. Örneğin, yazar olmak yerine şirkette çalışmayı seçtiğimizi düşünelim. Bu tercihin sonucu yaşam tarzımızı, gelirimizi ve hayattan aldığımız zevki değiştirebilir. Çoğu tercih sonradan değiştirilebilse bile bu değişimin de ağır sonuçları olabilir. Şirkette çalışmaktan vazgeçen ve yazar olmayı seçen kişi belki kendisine uygun olan yolu seçtiğini düşünebilir. Ancak bu değişim bireyin sosyal hayatını, maddi durumunu ve psikolojisini etkileyebilir. Seçeneklerin çokluğu tek başına her zaman seçim yükü yaratmaz. Araştırmalarda seçim yükünün özellikle dört koşul altında daha güçlü ortaya çıktığı gösterilmiştir: seçeneklerin birbirinden ayrılmasının zor olması, kararın zaten karmaşık olması, kişinin ne istediğinden emin olmaması ve karar verme sürecinin yüksek zihinsel çaba gerektirmesi. Öncelikle Esther seçeneklerin arasında sıkışmış hissetmektedir. Bir tarafı yazarlık ve entelektüel başarı isterken diğer tarafı ilişkileri, seyahati ve farklı yaşam deneyimlerini arzular. Sorun sadece seçeneklerin fazlalığı değildir. Esther’in tercih yapabilmesi için öncelik sıralaması yoktur ve bu seçeneklerin sonuçları çok büyüktür. Ayrıca Esther seçenekleri geçici tercihler gibi değil, geri dönüşü olmayan yollar gibi düşünür. Bu da kararı daha tehdit edici hâle getirir.
Tercihlerimizde genelde mümkün olan en iyi seçeneği bulmaya çalışırız. Buna maksimize etme eğilimi denir. Bu eğilim arttıkça seçeneklerimizi daha çok karşılaştırır ve seçmediğimiz alternatiflerin avantajlarına daha fazla odaklanabiliriz. Seçmeyi düşündüğümüz yolun yanında, seçmediğimiz seçeneklerin bize neler kazandırabileceğini de sorgularız. Çünkü gerçek hayatta seçim yapmak aynı zamanda bazı ihtimallerden vazgeçmektir. Bu noktada karşıolgusal düşünme kavramı karşımıza çıkar. Farklı bir seçeneği seçseydik neler olabileceğini düşünürüz. Bu durum seçim yapmamızı hem kolaylaştırabilir hem de zorlaştırabilir. Diğer yolları analiz etmemize katkı sağlayabilir. Ancak çok sık ve yoğun olduğunda pişmanlığı artırabilir. Özellikle birçok çekici alternatifin olduğu durumlarda kişi seçmediği hayatı olduğundan daha olumlu hayal edebilir. Örneğin yazar olmak yerine şirkette çalışmayı seçen biri özgürlük ve yaratıcılık gibi olumlu yönleri düşünebilir; maddi zorlukları veya uyum problemlerini düşünmeyebilir. Esther herhangi bir inciri seçtiğinde diğer incirler yaşanmamış hayatlar olarak kalacaktır. Yaşanmayan hayatlar zihnimizde daha çekici görünebilir. Seçtiğimiz yol ise daha olumsuz görünebilir. Çünkü kişi seçmediği yolun tüm sonuçlarını deneyimlememiştir. Bu durum, seçim henüz yapılmamış olsa bile beklenen pişmanlığın artmasına neden olabilir. Pişman olacağına yönelik beklenti Esther’i tercihlerinde yönlendirir. Seçim yapmak giderek zorlaşır ve pişman olmaktansa kararı ertelemeyi seçeriz. Erteledikçe incir ağacının dalları daha karmaşık bir hâl alır. Bir yandan pişman olma korkusuyla karşı karşıya kalırken bir yandan da en iyi seçimi ararız. Esther bir seçim yapmanın diğer ihtimalleri kapatmasını kabul etmekte zorlanır. Seçim yapabilmek için insanın bir miktar belirsizlik toleransına ihtiyacı vardır. Hiç kimse verdiği kararın sonuçlarını tamamen öngöremez. Bu nedenle kusursuz seçim garantisi yoktur. Sonuç olarak incirler çürümeye ve düşmeye başlar. Sonunda Esther karar verememesi nedeniyle onları birer birer kaybeder.
Kaynakça
- Carleton, R. N. (2016). Into the unknown: A review and synthesis of contemporary models involving uncertainty. Journal of Anxiety Disorders, 39, 30–43. https://doi.org/10.1016/j.janxdis.2016.02.007 PubMed
- Chernev, A., Böckenholt, U., & Goodman, J. (2015). Choice overload: A conceptual review and meta-analysis. Journal of Consumer Psychology, 25(2), 333–358. https://doi.org/10.1016/j.jcps.2014.08.002 DOI
- Erikson, E. H. (1968). Identity: Youth and crisis. W. W. Norton. WorldCat
- Iyengar, S. S., & Lepper, M. R. (2000). When choice is demotivating: Can one desire too much of a good thing? Journal of Personality and Social Psychology, 79(6), 995–1006. https://doi.org/10.1037/0022-3514.79.6.995 DOI
- Markus, H., & Nurius, P. (1986). Possible selves. American Psychologist, 41(9), 954–969. https://doi.org/10.1037/0003-066X.41.9.954 DOI
- Roese, N. J. (1997). Counterfactual thinking. Psychological Bulletin, 121(1), 133–148. https://doi.org/10.1037/0033-2909.121.1.133 PubMed
- Schwartz, B., Ward, A., Monterosso, J., Lyubomirsky, S., White, K., & Lehman, D. R. (2002). Maximizing versus satisficing: Happiness is a matter of choice. Journal of Personality and Social Psychology, 83(5), 1178–1197. https://doi.org/10.1037/0022-3514.83.5.1178 PubMed
- Zeelenberg, M., & Pieters, R. (2007). A theory of regret regulation 1.0. Journal of Consumer Psychology, 17(1), 3–18. https://doi.org/10.1207/S15327663JCP1701_3
