Perşembe, Eylül 24, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

“Doğru İnsan” Diye Biri Var mı? Peki Sen Onun İçin “Doğru İnsan” mısın?

"Doğru İnsan" Diye Biri Var mı? Peki Sen Onun İçin "Doğru İnsan" mısın?

Romantik ilişkiler evreninin en büyük efsanesiyle açılışı yapalım: “Aramam seni her yerde, hani o beyaz atlı prens/prenses nerede?” Yıllardır seans odamda, kahve sohbetlerinde veya sosyal medyanın o ışıltılı illüzyonlarında tek bir sorunun peşinden sürüklenen binlerce insan görüyorum: “Hocam, doğru insanı nasıl bulacağım?”

Sanki hayat bir katalog, biz de ruh eşimizin teknik özelliklerini filtreliyoruz: En az 1.80 boyunda olsun, duygularını net ifade etsin, travmalarını çözmüş olsun, pazar sabahı benimle kahvaltıya kalksın ama akşam arkadaşlarıyla takılırken bana da alan tanısın, bir de zahmet olmazsa çoraplarını kirli sepetine atsın.

Lafı hiç dolandırmayayım: Aradığınız o “kusursuz doğru insan” yok. Yeryüzüne sadece sizin eksik parçanızı tamamlamak üzere gönderilmiş, fabrikasyon olarak size ayarlanmış biri hiç olmadı. Dolayısıyla o mükemmel insanı beklemek; otobüs durağında vapur beklemekten veya ruhsal gelişimini bitirmiş bir insan ararken aslında bir heykel aradığını fark etmemekten farksızdır.

Peki ama neden herkes bu efsaneye bu kadar tutkulu? Çünkü “doğru insanı bulmak”, kendi üzerimize düşen sorumluluktan kaçmanın en estetik yoludur. “İlişkim yürümedi çünkü karşıma hep yanlış insanlar çıktı.” Ne kadar konforlu bir cümle, değil mi? Bütün suçu evrenin çekim yasasına, yanlış astrolojik haritalara veya talihsiz tesadüflere atmak, kendi ilişki dinamiklerimizi masaya yatırmaktan çok daha az acı vericidir.

Şimdi izninizle o çok sevdiğimiz aynayı kendimize çevirelim. Hani şu her detayını ince ince düşündüğünüz, “Doğru İnsan”ın kriterler listesi var ya… Tam oraya odaklanın ve şu soruyu sorun: “Peki ben, aradığım o ‘Doğru İnsan’ için doğru bir partner miyim?” Soranın içini hafifçe cız ettiren, o tatlı tatlı kaşındıran ironi tam olarak burada başlıyor.

Karşınızdaki insanın sarsılmaz bir duygusal olgunluğa sahip olmasını beklerken, en ufak bir tartışmada küsüp günlerce duvar örüyor musunuz? Partnerinizin sizi koşulsuz kabul etmesini isterken, onun çocukluk yaralarına veya küçük kusurlarına ne kadar şefkatle yaklaşabiliyorsunuz? Birlikte olduğunuz kişinin “terapiye gitmiş, kendini çözmüş” biri olmasını arzularken, kendi savunma mekanizmalarınızla yüzleşmeye ne kadar cesaretiniz var?

İlişkiler, iki kusursuz insanın bir araya gelip kusursuz bir masal yazması değildir. İlişki; iki yaralı insanın, birbirinin yarasına tuz basmak yerine, o yarayı birlikte sarabilme cesaretidir. İki farklı dünyanın, iki farklı arka planın ve iki ayrı ego sisteminin çarpışmasıdır. Dolayısıyla mesele “doğru insanı bulmak” değil; “doğru ilişkiyi inşa edebilme kapasitesine sahip olmak”tır.

İlişki psikolojisinin en muzip paradoksu da tam olarak burada devreye girer: İnsan zihni, mutluluğu vaat eden güvenli limanlardan ziyade, çocukluğunda alışık olduğu tanıdık huzursuzlukları arama eğilimindedir. Yani siz mantığınızla “bana değer veren, sakince dinleyen biri” aradığınızı söylerken; bilinç dışınız, küçükken onayını almak için çırpındığınız o mesafeli, ilgisiz veya öfkeli figürlerin kopyasını bulup ona çekilebilir. Sonra da seans koltuğuna oturup “Hocam, sanırım bende bir mıknatıs var, hep aynı tip insanları çekiyorum” deriz. Oysa mıknatıs olan dışarıdaki insanlar değil; sizin hep aynı duygusal iklime ayarlanmış iç pusulanızdır. Kendi haritanızı incelemeden, yolunuza çıkan rotalardan şikayet etmek tam olarak bu yüzden boşa bir çabadır.

Sözün özü; beyaz atlı prensler veya kusursuz prensesler masallarda kaldı. Gerçek dünyada ise kendi duygusal yüklerinin farkında olan, sınır çizebilen, iletişim kurmaktan korkmayan ve en önemlisi kendiyle kalmaktan sıkılmayan insanlar var.

Eğer ilişkilerinizde sürekli aynı döngülerin içinde sıkışıp kaldığınızı hissediyorsanız, belki de durup haritayı değiştirmek gerekiyordur. Dışarıdaki “doğru”yu aramaktan yorulduysanız ve kendi içinizdeki o “doğru partneri” keşfetmeye, kendi bağ kurma biçimlerinizle yüzleşmeye hazırsanız; seans odasının kapısı her zaman açık. Çünkü unutmayın: Kendisiyle doğru bir ilişki kuramamış bir insan, dünyadaki en “doğru” kişiyle bile karşılaşsa, o ilişkiyi yanlış bir adrese dönüştürmeyi başaracaktır.

Gelin, önce o adresi birlikte doğrultalım.

Sevgi Bingöl
Sevgi Bingöl
Selçuk Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nden mezun oldu. Lisans eğitiminin ardından Necmettin Erbakan Üniversitesi'nde “aile danışmanlığı” eğitimini tamamladı. Pek çok terapi ekolünden eğitimler aldı: Bilişsel Davranışçı Terapi, Şema Terapi, EMDR, EFT, Çözüm Odaklı Terapi bunlardan birkaçı. Şu an yüz yüze ve online olarak hem bireysel danışmanlık hem de aile ve çift danışmanlığı yapmakta. Aile danışmanı, yazar, mizahın ve psikolojinin kesişim noktasında kalem oynatan biri. İlişkileri sadece çözümlemekle kalmaz, aralarındaki sessizlikleri de tercüme eder. Bazen bir terapi odasında, bazen de bir kelimenin içinde hayat bulan hikâyelere dokunur. "Psikomik" adlı mizahi sözlük çalışmasıyla, ruh sağlığına hem düşündüren hem güldüren bir pencereden bakmayı amaçlıyor. Yazılarında zaman zaman bir çocukluğun izini, bazen de yetişkinliğin çarpık bağlarını bulabilirsiniz. İnsanı anlamaya dair sabırlı bir merakı, kelimelere karşı ise hafif alaycı bir sevgisi vardır. Kaleminin ucu çoğu zaman travmalara, bağlanma stillerine, duygusal ihmalin görünmeyen izlerine dokunur. Ancak bunu yaparken her zaman biraz mizahı da yanında taşır. Mizah onun için sadece güldürme sanatı değil; duygunun, acının, sorgulamanın taşımaya daha dayanılır bir hali. Bu yaklaşımıyla “Psikomik” adlı mizahi sözlük projesini hayata geçirerek psikolojik terimleri gündelik yaşamın içinden esprili bir dille yeniden yorumlamaya başladı. Yazılarında akademik bilgiyle insani sıcaklığı bir araya getirirken, okuyucusunu da pasif bir izleyici değil, hikâyenin bir parçası olarak görür. Her cümlede bir danışan sesi, her metaforda bir içgörü gizlidir. Duyguların en çıplak haliyle ortaya serildiği terapi odalarını, kelimelerle inşa etmeye devam ediyor. Gözlemlerle örülmüş, sahici ve zaman zaman ironik diliyle Sevgi Bingöl, bu dergide de sizi insan ruhunun kıvrımlarında kısa ama etkili bir yolculuğa davet ediyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar