Salı, Eylül 15, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Herkeste Bir Bozukluk Varmış Gibi.. – Sosyal Medyanın Öz-Tanı Kültürü

Ben kesin depresyondayım. Bende kesin psikolojik bir sıkıntı var. İlişkimizde kesin güvensizlik var.

Bu cümlelerden belki birini, belki de birkaçını siz de söylediniz. Ya da arkadaşlarınızdan duydunuz. Belki de gece yatağa uzandığınızda karşınıza çıkan kısa videoların birinde söylenenleri kendinizde test ettiniz.

Bir videoda depresyon belirtileri anlatılıyor. İlk madde tanıdık geliyor. İkinci madde de. Üçüncü ve dördüncüden sonra artık eminsiniz. Depresyonda olduğunuzu kabul ettiniz ve buna inandınız.

Böyle konulu videolar internette çokça karşımıza çıkmakta. Başka konularda, belki de her konuda. Sosyal medyada kendimizi anmaklar, kendimize sınır koymak arasında sınır giderek bulanıklaşıyor.

İnsan davranışlarının bir açıklamasını bulma isteği yeni bir davranış çeşidi değil. Sürekli kendimize aynı soruları soruyoruz.

¨Neden böyle hissediyorum? Bu hissin adı ne? Neden sürekli endişeliyim?… ¨

Bu sorular aynı gözükse de artık bu sorulara cevap aradığımız yerle değişti. Eskiden işin uzmanına gider ya da konuyla ilgili bir kitabı okumaya çalışılırdı. Şimdi ise elimizde telefonlar var ve bize bir konu hakkında yüzlerce açıklama sunuyor. Ve bu açıklamalar çoğu zaman oldukça ikna edici ve kişiselleştirilmiş oluyor.

2025 yılında genç yetişkinlerle yapılan bir araştırmada, ruh sağlığı hizmeti almak için başvuran katılımcıların tamamı çevrimiçi ruh sağlığı içeriklerine baktığını ve daha önce bir uzman tarafından konulmamış tanılara sahip olduklarını düşündükleri ve bu durumda sosyal medyanın önemli bir rol oynadığını sonucuna ulaşılmıştır (Armstrong S., ve ark., 2025).

Sosyal medyada gördüğümüz her içerik her zaman doğru bilgi içermez. Algoritma davranışlarımızı takip eder ama bizi klinikteki bir uzman gibi değerlendiremez. Bir videoda daha fazla kalmanız, sizin o tanıyı alacağınız anlamına gelmez ama algoritma o tür videolarla ilgilendiğinizi sandığı için sürekli karşınıza çıkarır. Kişi aynı konu hakkında bir sürü video izledikten sonra bir süre sonra kendine o tanıyı koymuştur.

Bu durumdan dolayı insan kendisinde bir problem olduğunu düşünüp tanıya uygun bulduğunda ‘bende olmayan’ özelliklerden çok ‘bende olan’ özellikleri görmeye başlayabilir.

GERÇEK SORUNLARI SIRADANLAŞTIRMAK

Öz-tanı durumunda bazen başka durumlara da savrulunabiliyor. Sosyal medya abartıyor diye düşünerek her şeyi geçiştirmek de doğru bir davranış değildir.

´Artık herkes depresyonda.´ ´Herkes travmalı.´ ´Bunlar normal şeyler.´ Bu söylemler kişinin gerçek psikolojik rahatsızlık yaşamasını görünmez hale getirebilmektedir. Aslında iki uç arasında dengede durmak önemli olan.

Her davranışı hastalaştırmak doğru olmadığı gibi her psikolojik rahatsızlığı da küçümsememek önemlidir. Örneğin birinin birkaç gün üzgün olması, başkasının yoğun depresif belirtiler yaşamasıyla aynı şey değildir. Bir öğrencinin sınav nedeniyle yoğun kaygı yaşaması, başka birinin yaşadığı yoğun kaygı günlük hayatını etkiliyorsa bunlar da aynı değildir. Psikolojide bağlam, şiddet, süre, işlevsellik ve en önemlisi kişinin hikayesi önemlidir.

SOSYAL MEDYADA GÖRDÜĞÜMÜZ İÇERİKLERLE NE YAPMALIYIZ?

Burada aslında çözüm sosyal medyadan tamamen uzaklaşmak değil, daha eleştirel kullanmaktır. Bir video gördüğünüzde hemen ‘bende de bu var’ demek yerine ‘bu bende neyi düşündürdü’ diye düşünebiliriz. Özellikle yapmamız gereken ayrım, farkındalık ve tanı arasındadır.

KENDİNİZE ETİKET YAPIŞTIRMADAN ÖNCE SORMANIZ GEREKLİ

Belki de ruh sağlığı hakkında konuşurken ihtiyacımız olan şey daha fazla tanı değil, daha iyi sorular.

“Ben depresif miyim?” yerine: “Son zamanlarda bende ne değişti?” “Ben kaygılı biriyim.” yerine: “Kaygım en çok hangi durumlarda ortaya çıkıyor?” “Ben ilişki kuramıyorum.” yerine: “Yakınlık benim için neden zor?” “Ben tembelim.” yerine: “Başlamak benim için neden bu kadar zor?” “Bende bir problem var.” yerine:

“Şu anda hayatımda neye ihtiyacım var?”

Bu sorular bizi hemen bir sonuca götürmeyebilir. Ama belki de amaç zaten hemen bir sonuç bulmak değildir. Çünkü psikolojik farkındalık, kendimize mümkün olduğunca hızlı bir etiket bulmak değil; kendimizi daha doğru, daha şefkatli ve daha bütünlüklü anlayabilmektir.

Belki de psikolojik farkındalığın en önemli hali: Kendimize hemen bir isim vermek, kendimizi merak etmek.

KONU HAKKINDA FİLM ÖNERİLERİ

Sekizinci Sınıf “Sosyal medyada olmak istediğimiz kişi ile gerçek hayattaki kişi arasındaki mesafeyi görmek için.”

Ingrid Batı’ya Gidiyor “Başkalarının hayatına bakarken kendi hayatımızdan uzaklaşmanın nasıl mümkün olduğunu görmek için.”

Sosyal İkilem

“Bizi etkileyen şeyin yalnızca içerikler değil, o içerikleri bize seçen sistem olduğunu hatırlamak için.”

Kaynakça

  • Armstrong, S., Osuch, E., Wammes, M., Chevalier, O., Kieffer, S., Meddaoui, M., & Rice, L. (2025). Self-diagnosis in the age of social media: A pilot study of youth entering mental health treatment for mood and anxiety disorders. Acta Psychologica, 256.
Sıla Akdeniz
Sıla Akdeniz
Sıla Akdeniz, psikoloji lisans ve klinik psikoloji yüksek lisans mezuniyetlerinden sonra klinik psikolog ve yazar olarak psikoterapi ve akademik çalışmalar alanlarında deneyime sahiptir. Akdeniz, özellikle çocuk ve ergen psikoloji, çift ve aile terapisi, cinsel terapi ve bilişsel davranışçı terapi alanlarında uzmanlaşmıştır. Psikoloji herkes için anlaşılır ve ulaşılır hale getirmeyi misyon edilmiş olan yazar, çeşitli mecralarda psikoloji alanında içerikler üretmeye devam etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar