Perşembe, Eylül 10, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Alevler yalnızca ormanı yakmaz

Türkiye’de depremler, seller ve özellikle yaz aylarında yinelenen orman yangınları, afetlerin yalnızca fiziksel çevreyi değil, toplumun ruhsal güvenlik duygusunu da etkilediğini tekrar tekrar göstermektedir. Bir yangın söndürüldüğünde alevler görünmez hâle gelir; ancak kaybedilen yaşam alanlarının, canlıların, evlerin ve anıların insan ruhundaki karşılığı varlığını sürdürebilir. Bu nedenle afetlerin etkisini yalnızca can ve mal kaybıyla değerlendirmek yeterli değildir. Afetler aynı zamanda kişinin dünya üzerindeki yerini, geleceğe ilişkin beklentilerini ve “güvendeyim” inancını sarsabilen toplumsal deneyimlerdir.

Alan yazında afetlere maruz kalmanın travma sonrası stres belirtileri, depresyon, kaygı, uyku sorunları ve madde kullanımında artışla ilişkili olduğu bildirilmektedir. Ancak her yoğun korku veya üzüntü psikopatoloji anlamına gelmez. Afet sonrasında ortaya çıkan irkilme, ağlama, öfke, zihinsel dağınıklık, tekrarlayan düşünceler ve uyku düzensizlikleri çoğu zaman olağanüstü bir olaya verilen anlaşılabilir tepkilerdir. Belirtilerin şiddeti ve sürekliliği; afetin doğrudan yaşanması, kaybın büyüklüğü, yerinden edilme, önceki travmatik deneyimler, ekonomik güçlükler ve sosyal desteğin varlığı gibi değişkenlere bağlıdır. Afet araştırmalarını değerlendiren Goldmann ve Galea, ruhsal sonuçların yalnızca olayın kendisiyle değil, afet sonrasında devam eden barınma, ekonomik güvence ve toplumsal destek sorunlarıyla da şekillendiğini belirtmektedir (“Goldmann & Galea, 2014” (https://profiles.wustl.edu/en/publications/mental-health-consequences-of-disasters/)).

Çocuklar: Güven Duygusunun Yeniden Kurulması

Çocuklar afetin boyutlarını yetişkinler gibi değerlendiremese de yetişkinlerin yüz ifadelerini, ses tonlarını ve evdeki değişen atmosferi dikkatle takip eder. Yaşananları anlamlandırma kapasiteleri henüz gelişmekte olduğu için korkularını doğrudan sözcüklerle değil; oyun, resim, bedensel yakınmalar ve davranış değişiklikleri aracılığıyla ifade edebilirler.

Afet sonrasında küçük çocuklarda bakım veren kişiden ayrılmak istememe, uykuya geçmekte zorlanma, kâbuslar, alt ıslatma, öfke nöbetleri, artan irkilme ve daha önce geride bırakılmış bazı davranışların yeniden ortaya çıkması görülebilir. Yangın, kurtarma, yıkılma, kaybolma veya yeniden inşa etme temalarının oyunlarda tekrarlanması da çocuğun yaşadıklarını ruhsal olarak işlemeye çalışmasının bir parçası olabilir.

Rubens, Felix ve Hambrick’in çocuk ve ergenleri kapsayan araştırmaları bir araya getirdiği meta-analiz, doğal afetlere maruz kalmanın gençlerde hem kaygı, depresyon ve travmatik stres gibi içe yönelen sorunlarla hem de davranışsal tepkilerle ilişkili olduğunu göstermektedir. Etkinin düzeyi, afetin şiddeti ve çocuğun olaya ne ölçüde maruz kaldığıyla bağlantılıdır (“Rubens, Felix & Hambrick, 2018” (https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC6055700/)).

Çocuğu korumak amacıyla hiçbir şey olmamış gibi davranmak kadar, yaşananların bütün ürkütücü ayrıntılarını paylaşmak da sakıncalıdır. Bilgi, çocuğun yaşı ve gelişim düzeyi dikkate alınarak kısa, somut ve dürüst biçimde verilmelidir. “Yangın çıktı; ekipler yangını söndürmek ve insanları korumak için çalışıyor” gibi ifadeler kullanılabilir. “Korkacak hiçbir şey yok” demek yerine, “Korkmuş olabilirsin. Şu anda yanındayım ve güvende kalmak için neler yapacağımızı biliyoruz” denmesi, hem duygunun kabul edilmesini hem de güvenin yeniden kurulmasını sağlar.

Çocukların afet görüntülerini tekrar tekrar izlemesi sınırlandırılmalıdır. Küçük bir çocuk, tekrar yayınlanan görüntülerin eski bir olaya ait olduğunu anlayamayarak her görüntüyü yeni bir yangın ya da deprem gibi algılayabilir. Araştırmalar, yoğun afet yayını izlemenin doğrudan maruz kalınmasa bile travmatik stres belirtileriyle ilişkili olabileceğini göstermektedir (“Pfefferbaum, Nitiéma & Newman, 2019” (https://asu.elsevierpure.com/en/publications/is-viewing-mass-trauma-television-coverage-associated-with-trauma/)). Bu nedenle çocuğun yanında televizyonun sürekli açık bırakılmaması; uyku, beslenme, okul ve oyun düzeninin mümkün olduğunca korunması önemlidir.

Ergenler: Öfkenin Altındaki Kaygıyı Duyabilmek

Ergenler afetlerin ekolojik, ekonomik ve toplumsal sonuçlarını daha kapsamlı biçimde kavrayabilir. Buna karşın duygularını her zaman açıkça ifade etmeyebilirler. Bazı ergenler içe çekilirken bazıları yoğun öfke gösterebilir; bazıları ise sosyal medyadaki haberleri kontrol etmeyi bırakamayabilir. “Geleceğimiz kalmadı”, “Kimse bizi koruyamaz” veya “Nasıl olsa hiçbir şey değişmeyecek” biçimindeki düşünceler, afetin yarattığı çaresizlik ve korunmasızlık hissinin ifadeleri olabilir.

Fort McMurray yangınından yaklaşık 18 ay sonra 3.070 ergenle gerçekleştirilen geniş örneklemli bir araştırmada, yangından daha yoğun etkilenen öğrencilerde travma sonrası stres, depresyon ve kaygı belirtilerinin daha yüksek olduğu bulunmuştur. Bulgular, çocuk ve ergenlerin afet sonrasında yalnızca ilk haftalarda değil, uzun vadede de izlenmesi gerektiğini göstermektedir (“Brown ve ark., 2019” (https://www.frontiersin.org/journals/psychiatry/articles/10.3389/fpsyt.2019.00623/full)).

Ergenlerle iletişimde hemen öğüt vermek veya duygularını küçümsemek yerine, düşüncelerini anlatabilecekleri bir ilişki alanı oluşturulmalıdır. “Bu olayda seni en fazla etkileyen şey neydi?” ve “Gördüklerinden sonra gelecekle ilgili aklına neler geliyor?” gibi açık uçlu sorular kullanılabilir. Konuşmak istemeyen ergen zorlanmamalı; ancak yetişkinin ulaşılabilir olduğu hissettirilmelidir.

Ergenlerin yaşlarına uygun dayanışma çalışmalarına katılması, pasif çaresizliğin yerine öz yeterlik duygusunun gelişmesine katkı sağlayabilir. Güvenilir bir yardım kampanyasına destek olmak, afet çantası hazırlamak veya çevreyi korumaya yönelik bir çalışmada görev almak anlamlıdır. Bununla birlikte ergenler yetişkinlerin duygusal yükünü taşımak, aileyi sakinleştirmek veya kriz yönetimini üstlenmek zorunda bırakılmamalıdır.

Yetişkinler: Güçlü Görünme Zorunluluğunun Ötesinde

Afet dönemlerinde yetişkinlerden sakin, dayanıklı ve çözüm odaklı olmaları beklenir. Oysa yetişkinler de korkar; evini, yakınlarını, hayvanlarını, işini veya yaşadığı coğrafyayı kaybetme olasılığı karşısında yoğun bir korunmasızlık hissedebilir. Afeti doğrudan yaşamayan kişilerde bile suçluluk, çaresizlik, öfke ve geleceğe ilişkin umutsuzluk gelişebilir.

Afet görüntülerini aralıksız takip etmek çoğu zaman hazırlıklı olma hissi verse de sinir sisteminin sürekli tehdit konumunda kalmasına yol açabilir. Bu nedenle güvenilir kaynaklardan, belirli zaman aralıklarında bilgi almak; bildirimleri sınırlamak ve özellikle yatmadan önce görüntü izlemeye ara vermek koruyucudur. Düzenli beslenmek, uyumak, hareket etmek veya kısa bir süre gündelik yaşama dönmek duyarsızlık değildir. Kişinin kendi ruhsal kaynaklarını koruması, başkalarına sürdürülebilir destek verebilmesinin koşuludur.

Hazırlık yapmak da belirsizlik karşısındaki çaresizlik duygusunu azaltabilir. Aile afet planı oluşturmak, acil durum çantası hazırlamak, buluşma noktalarını belirlemek ve güvenilir bilgi kaynaklarını önceden bilmek, kontrol edilemeyen olay karşısında yönetilebilir bir alan yaratır.

Toplumsal Ruh Sağlığı ve Dayanışma

Afetlerin etkileri toplum içinde eşit dağılmaz. Ekonomik güçlük yaşayanlar, evini veya işini kaybedenler, çocuklar, yaşlılar, engelliler ve önceden ruhsal zorlanmaları bulunan kişiler daha kırılgan hâle gelebilir. Dolayısıyla afet sonrası ruh sağlığı yalnızca bireysel dayanıklılık üzerinden ele alınamaz. Barınma, ekonomik güvenlik, sağlık hizmetlerine erişim, doğru bilgilendirme ve toplumsal adalet de ruhsal iyileşmenin temel bileşenleridir.

Hobfoll ve arkadaşları, kitlesel travmalar sonrasında psikososyal desteğin beş temel ilke üzerinde yapılandırılmasını önermektedir: güvenlik duygusunun desteklenmesi, sakinleşme, bireysel ve toplumsal yeterlik hissi, sosyal bağların korunması ve umudun güçlendirilmesi (“Hobfoll ve ark., 2007” (https://doi.org/10.1521/psyc.2007.70.4.283)). Bu yaklaşım, afet sonrasında insanlara yalnızca “güçlü olmaları” gerektiğini söylemenin yeterli olmadığını; güvenliğin somut koşullarla yeniden kurulması gerektiğini hatırlatır.

Yangınlar söndüğünde veya enkaz kaldırıldığında herkesin yaşadığı sona ermez. Bazı ruhsal etkiler haftalar ya da aylar sonra belirginleşebilir. Yoğun korku, kâbuslar, kaçınma davranışları, tekrarlayan görüntüler, belirgin umutsuzluk veya gündelik işlevlerde bozulma uzun süre devam ediyorsa psikolojik destek alınmalıdır.

Ruhsal dayanıklılık, hiç korkmamak ya da acıyı hızla geride bırakmak değildir. Korkuya rağmen ilişki kurabilmek, yardım isteyebilmek, günlük yaşamla yeniden bağ kurmak ve ortak geleceğe dair küçük ama gerçekçi adımlar atabilmektir. Alevler yalnızca ormanı değil, insanın güvenlik duygusunu da yakabilir. Fakat doğru bilgi, kapsayıcı destek ve sürdürülebilir dayanışma, bu güvenin yeniden filizlenebileceği zemini oluşturabilir.

Kaynakça

Brown, M. R. G., Agyapong, V. I. O., Greenshaw, A. J. ve ark. (2019). Significant PTSD and other mental health effects present 18 months after the Fort McMurray wildfire: Findings from 3,070 grades 7–12 students. Frontiers in Psychiatry, 10, 623.

Goldmann, E., & Galea, S. (2014). Mental health consequences of disasters. Annual Review of Public Health, 35, 169–183.

Hobfoll, S. E., Watson, P., Bell, C. C. ve ark. (2007). Five essential elements of immediate and mid-term mass trauma intervention: Empirical evidence. Psychiatry, 70(4), 283–315.

Pfefferbaum, B., Nitiéma, P., & Newman, E. (2019). Is viewing mass trauma television coverage associated with trauma reactions in adults and youth? A meta-analytic review. Journal of Traumatic Stress, 32(2), 175–185.

Rubens, S. L., Felix, E. D., & Hambrick, E. P. (2018). A meta-analysis of the impact of natural disasters on internalizing and externalizing problems in youth. Journal of Traumatic Stress, 31(3), 332–341.

Uzm. Psk. Seyran Kaya

Seyran kaya
Seyran kaya
Uzman Psikolog Seyran Kaya 2010 yılında A.Üniversitesi Psikoloji (İngilizce) lisans ve programından mezun oldum. -F.Üniversitesi Aile Danışmanlığı , -Makü Universitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik programı, -Sağlık Bakanlığı Psikolojinin Tıbbi Uzmanligi Yetkisi

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar