Perşembe, Eylül 10, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Çocuğum Neden Vuruyor? Vurma Davranışının Altında Ne Var?

“Son zamanlarda vuruyor.”

“Kreşte arkadaşlarına vurmaya başladı.”

“İstediği olmayınca bana vuruyor.”

Özellikle erken çocukluk döneminde ebeveynlerden sık duyduğumuz cümlelerden bazıları bunlardır. Çocuğunun bir başkasına vurduğunu gören ebeveyn için bu davranış oldukça kaygı verici olabilir. Hatta bazen tek bir davranıştan yola çıkarak “Çocuğum saldırgan mı oluyor?” sorusu bile akla gelebilir.

Oysa çocuklarda vurma davranışını yalnızca “saldırganlık” olarak değerlendirmek, davranışın bize anlatmaya çalıştığı şeyi gözden kaçırmamıza neden olabilir.

Çünkü çocuklar her zaman duygularını yetişkinler gibi ifade edemezler.

Bazen sözcüklerin yerini davranışlar alır

Yetişkinler öfkelendiğinde “Şu anda çok sinirlendim”, hayal kırıklığı yaşadığında “Bunun böyle olmasını istememiştim” diyebilir. Küçük bir çocuk için ise bu duyguları fark etmek, adlandırmak ve uygun biçimde ifade etmek henüz gelişmekte olan becerilerdir.

Bu nedenle özellikle erken çocukluk döneminde davranış, bazen çocuğun henüz söyleyemediği şeylerin dili hâline gelir.

Bir oyuncağı elinden alınmıştır. Beklemek istemiyordur. Başka bir çocuk alanına girmiştir. İstediği gerçekleşmemiştir. Çok yorulmuş, aç kalmış ya da yoğun biçimde uyarılmıştır.

Çocuğun hissettiği duygu büyük, onu ifade etmek için sahip olduğu beceriler ise henüz sınırlı olabilir.

Ve bazen o duygu bir “vurma” davranışıyla dışarı çıkar.

Bu, vurmanın kabul edilebilir olduğu anlamına gelmez. Ancak davranışı değiştirebilmek için önce neden ortaya çıktığını anlamamız gerekir.

“Vurma!” demek neden her zaman yeterli olmaz?

Bir çocuk vurduğunda yetişkinin ilk tepkisi çoğunlukla “Vurma!”, “Ayıp!”, “Bir daha yapma!” şeklinde olur.

Elbette sınır koymak gerekir. Çocuğun kendisine ya da başkasına zarar vermesine izin verilmemelidir. Ancak yalnızca ne yapmaması gerektiğini söylemek, ona yerine ne yapabileceğini öğretmez.

Asıl hedefimiz çocuğun korktuğu için vurmayı bırakması değil; zaman içerisinde öfkesini, hayal kırıklığını ve ihtiyaçlarını daha sağlıklı yollarla ifade edebilmeyi öğrenmesidir.

Bu nedenle sınır hem net hem de sakin olabilir:

“Vurmana izin vermeyeceğim.”

Ardından çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine göre alternatif davranış gösterilebilir:

“Çok kızdın. ‘Ben de istiyorum’ diyebilirsin.”

“Onu istemiyorsan ‘dur’ diyebilirsin.”

“Sinirlendiğinde bana söyleyebilirsin.”

Böylece çocuk yalnızca bir yasakla karşılaşmaz; aynı zamanda kullanabileceği yeni bir beceri öğrenmeye başlar.

Önce davranışa değil, örüntüye bakalım

Vurma davranışıyla karşılaştığımızda önemli sorulardan biri şudur:

“Bu davranış en çok ne zaman ortaya çıkıyor?”

Oyuncak paylaşması gerektiğinde mi? Kreşe başladıktan sonra mı? Yorulduğunda mı? Kardeşiyle ilgilenildiğinde mi? Sınır konulduğunda mı? Kendini ifade edemediği anlarda mı?

Çünkü davranışın öncesinde yaşananları gözlemlemek, bize çocuğun hangi durumlarda zorlandığını gösterebilir.

Örneğin paylaşma sırasında sık sık vuran bir çocuk, dürtüsünü kontrol etmekte veya sıra beklemekte zorlanıyor olabilir. Yoğun duygular sırasında vuran bir çocuk ise sakinleşebilmek için yetişkin desteğine daha fazla ihtiyaç duyuyor olabilir.

Dolayısıyla yalnızca “vurmayı nasıl durdururuz?” sorusuna değil, “Çocuğum bu anda hangi beceride zorlanıyor?” sorusuna da odaklanmak gerekir.

Ebeveynin sakinliği neden önemli?

Çocuk yoğun bir duygu yaşarken yetişkinin de öfkelenmesi çok anlaşılırdır. Ancak bağırmak, vurmayla karşılık vermek, tehdit etmek veya çocuğu utandırmak kısa vadede davranışı durdursa bile çocuğa duygusunu nasıl düzenleyebileceğini öğretmez.

Çocuklar duygu düzenlemeyi büyük ölçüde ilişkiler içerisinde öğrenirler.

Bu nedenle yetişkinin sakin ama kararlı bir şekilde sınır koyması önemlidir:

“Sinirlenebilirsin ama vurmana izin vermeyeceğim.”

Bu cümlede iki önemli mesaj aynı anda vardır: Duygun kabul edilebilir; zarar veren davranışın ise sınırı vardır.

Çocuk zaman içerisinde “Öfkelenmek kötü bir şey” yerine, “Öfkelenebilirim ve öfkelendiğimde ne yapacağımı öğrenebilirim” deneyimini edinir.

Her vurma davranışı aynı değildir

Çocuklarda vurma davranışının gelişimsel bağlam içinde değerlendirilmesi önemlidir. Tek başına zaman zaman görülen vurma davranışı üzerinden çocuğu “agresif”, “hırçın” ya da “problemli” olarak etiketlemek doğru değildir.

Ancak davranış çok sık tekrarlanıyorsa, şiddeti giderek artıyorsa, çocuğun günlük yaşamını ve akran ilişkilerini belirgin biçimde etkiliyorsa, farklı ortamlarda sürekli görülüyorsa veya çocuk kendisine ve çevresine ciddi biçimde zarar veriyorsa daha ayrıntılı değerlendirme gerekebilir.

Burada amaç çocuğa bir etiket koymak değil; davranışın altında yatan ihtiyacı ve çocuğun hangi alanlarda desteğe ihtiyaç duyduğunu anlamaktır.

Son olarak…

Bir çocuk vurduğunda yalnızca o birkaç saniyelik davranışa bakarsak karşımızda “vuran bir çocuk” görürüz.

Biraz daha yakından baktığımızda ise belki beklemekte zorlanan, öfkesini nasıl anlatacağını henüz bilmeyen, hayal kırıklığıyla baş etmekte güçlük yaşayan veya yetişkin desteğine ihtiyaç duyan bir çocuk görürüz.

Çocukların her davranışını kabul etmek zorunda değiliz. Fakat davranışın ardındaki duyguyu anlamaya çalışabiliriz.

Çünkü çocuklara sınır koyarken verebileceğimiz en güçlü mesajlardan biri belki de şudur:

“Duygunu görüyorum. Ama zarar vermene izin vermeyeceğim. Bununla başka türlü baş etmeyi birlikte öğrenebiliriz.”

Uzm. Klinik Psikolog Ayşenaz Özkaya Ersöz

Ayşenaz Özkaya Ersöz
Ayşenaz Özkaya Ersöz
Çocukların dünyasını anlamaya, ebeveynlere yol arkadaşlığı yapmaya inanıyorum. Her davranışın bir anlamı olduğuna inanır, o anlamı birlikte keşfetmeyi önemsiyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar