Hiç sabah güne inanılmaz enerjik, dünyayı değiştirecek bir motivasyonla başlayıp akşamüstü koltukta tek başınıza kahve içmek dışında hiçbir şey yapmak istemediğinizi fark ettiniz mi? Ya da haftalarca sosyalleşip insanlarla olmaktan keyif aldıktan sonra, aniden telefonlarınızı sessize alıp günlerce kendi kabuğunuza çekilmek istediğiniz oldu mu?
Çoğu zaman bu ani duygu değişimlerini hissettiğimizde kendimizi sorgulamaya başlarız: “Neyim var benim? Neden bu kadar istikrarsızım? Daha dün böyle düşünmüyordum, bugün niye böyle hissediyorum?”
Etrafımızdaki dünya da bizden sürekli aynı olmamızı, hep kararlı, hep tutarlı ve öngörülebilir kalmamızı bekler. Dün söylediğimiz bir sözden bugün vazgeçtiğimizde veya hislerimiz değiştiğinde “güvenilmez” görünmekten korkarız. Oysa durup düşünmemiz gereken asıl soru şudur: Gerçekten sürekli aynı kalmak zorunda mıyız?
24 Saate Sığan Bir İnsan Ömrü
Edebiyatçı Abdülhak Şinasi Hisar, insanın bu durumunu muazzam bir gözlemle anlatır:
“Aynı gün içinde saatten saate değişiriz. Kaygısız bir çocuk, hırslı bir genç, uslanmış bir yaşlı adam ve biçare, bunayan bir ihtiyar olabiliriz. Aynı yirmi dört saat içinde yalnız kalmaya susar, başkalarıyla görüşmeye acıkırız. Mevsimlere göre değişen tabiat kadar hislerimize göre de yüzümüz değişir, biz değişiriz.”
Bu sözler aslında psikolojinin yıllardır bilimsel yöntemlerle kanıtlamaya çalıştığı çok temel bir gerçeği özetler: İnsan sabit bir nesne değildir; akan, değişen ve dönüşen bir süreçtir.
Sabah saatlerinde problem çözen, hırslı ve enerjik halimizle bir yetişkin gibi davranırken; akşam bir haksızlığa uğradığımızda içimizdeki o kırgın ve kaygısız çocuk aniden yüzeye çıkabilir. Yalnızlığa “susamak” ile insanlara “acıkmak” arasındaki o hızlı geçiş, zihnimizin tıpkı acıkıp susayan bedenimiz gibi farklı ihtiyaçlarını dile getirme şeklidir.
Psikoloji Bu Değişime Ne Der?
Peki, gün içinde veya yıllar içinde bu kadar çok değişmemiz psikolojik olarak ne anlama geliyor? Psikoloji biliminin penceresinden baktığımızda karşımıza iki önemli kavram çıkar:
- Psikolojik Esneklik: Rüzgârda Eğilen Ağaç Olabilmek
Psikolojide “Kabul ve Kararlılık Terapisi” denilen bir yaklaşım vardır. Bu yaklaşıma göre zihinsel olarak sağlıklı olmak, her zaman mutlu veya sabit hissetmek demek değildir. Aksine, değişen durumlara ve hislere uyum sağlayabilmektir. Fırtınada dimdik durmaya çalışan katı bir ağaç dalı düşünün; rüzgâra direnç gösterdikçe kırılır. Ama esnek bir bambu ağacı rüzgarla birlikte eğilir ve fırtına geçtiğinde kırılmadan eski haline döner. İşte zihnimiz de böyledir. “Ben asla değişmem”, “Ben her zaman güçlü olmalıyım” ya da “Şimdi böyle hissetmemem gerekiyordu” gibi katı kurallar koyduğumuzda kırılırız. Değişen hislerimizi kabul etmek ise bize psikolojik esneklik kazandırır. - Maskeleri Çıkarmak: “Başkaları Ne Der?” Hapishanesi
Ünlü psikolog Carl G. Jung, insanların dış dünyayla uyum sağlamak için taktığı sosyal maskelere “Persona” der. İş yerinde, arkadaş ortamında veya aile içinde farklı maskeler takarız. Sorun şu ki, sırf “başkaları ne diyecek” veya “insanlar beni tutarsız sanacak” kaygısıyla bu maskeleri yüzümüze yapıştırdığımızda, kendi gerçek hislerimize yabancılaşırız.
Dün sevdiğimiz bir şeyi bugün sevmediğimizi söyleyebilmek, dün “evet” dediğimiz bir şeye bugün “hayır” diyebilmek veya hissettiğimiz değişimi dışarıya göstermekten çekinmemek; maskeleri çıkarıp kendimiz olma cesaretidir.
Zihnimizin de Hava Durumu Var
Gökyüzüne baktığımızda havanın her gün aynı olmasını beklemeyiz. Bazen güneş açar, bazen aniden sağanak yağmur başlar, bazen de sis çöker. Hiç kimse gökyüzüne bakıp “Bugün neden yağmur yağdırdın, dün ne güzel güneşliydin ne kadar tutarsızsın!” demez. Çünkü biliriz ki yağmur da güneş de doğanın bir parçasıdır.
İşte zihnimiz de tıpkı gökyüzü gibidir:
• Hissedilen kaygı veya üzüntü: Gelip geçen bir yağmur bulutudur.
• Coşku ve neşe: Gün ışığıdır.
• İçe kapanma ihtiyacı: Sisli bir havadır.
Neden kendi zihnimizin hava durumuna, gökyüzüne gösterdiğimiz şefkati göstermeyelim?
Sonuç: Değişme Hakkınızı Kullanın
İnsan olmak; tek bir duyguya, tek bir düşünceye veya sabit bir kimliğe sıkışıp kalmamak demektir. Yıllar içinde fikirlerinizin, dünya görüşünüzün ve önceliklerinizin değişmesi gelişiminizin bir kanıtıdır. Aynı gün içinde ruh halinizin, enerjinizin ve ihtiyaçlarınızın değişmesi ise canlı olduğunuzun ve hissettiğinizin göstergesidir.
Değişmekten, gelişmekten ve en önemlisi değiştiğinizi çevrenize göstermekten korkmayın. Kendi içinizdeki dönüşüme izin vermek, bir insanın kendine verebileceği en güzel özgürlüktür.
Çünkü yaşamak; sabit bir heykel gibi durmak değil, bir nehir gibi akmaktır.
Kaynakça
- Hisar, A. Ş. (2018). Çamlıcadaki Eniştemiz. YKY (Yapı Kredi Yayınları), İstanbul. (Metinde geçen alıntı).
- Hayes, S. C., Strosahl, K. D., & Wilson, K. G. (2012). Acceptance and Commitment Therapy: The Process and Practice of Mindful Change (2nd ed.). Guilford Press. (Psikolojik Esneklik ve Katılık kavramları).
- Jung, C. G. (1953). Two Essays on Analytical Psychology. Collected Works of C.G. Jung, Vol. 7. Princeton University Press. (Persona / Sosyal Maske kavramı).
- Neff, K. D. (2011). Self-Compassion: The Proven Power of Being Kind to Yourself. William Morrow. (Öz-şefkat ve Duygusal Kabul kavramları).
- Rogers, C. R. (1961). On Becoming a Person: A Therapist's View of Psychotherapy. Houghton Mifflin. (Oluş Halinde Olmak / Becoming ve Otantik Benlik kavramları).
- Winnicott, D. W. (1965). The Maturational Processes and the Facilitating Environment: Studies in the Theory of Emotional Development. International Universities Press. (Gerçek Benlik- Sahte Benlik kavramları).


