Her Şey Yolundaymış Gibi Görünürken
“İyiyim.” Bazen bir insanın söyleyebileceği en kolay, fakat içinde taşıdığı yükü en fazla gizleyen cümledir. Depresyon denildiğinde çoğumuzun zihninde ağlayan, içine kapanan, hiçbir şey yapmak istemeyen ve çevresinden uzaklaşan bir kişi canlanır. Oysa depresyon her zaman bu kadar görünür değildir. Bazı bireyler günlük yaşamlarına devam eder, işe gider, sorumluluklarını yerine getirir, sosyal ortamlarda gülümser ve hatta çevresine oldukça enerjik görünebilir. Ancak bütün bunların arkasında yoğun yorgunluk, uyku sorunları, bedensel ağrılar, isteksizlik ve içsel bir tükenmişlik yaşanabilir.
Literatürde tarihsel olarak “maskeli depresyon” olarak adlandırılan bu görünüm, depresif belirtilerin duygusal yakınmalardan çok bedensel ya da davranışsal belirtiler üzerinden kendini göstermesiyle ilişkilendirilmiştir. Bununla birlikte günümüzde maskeli depresyon, DSM-5 içerisinde bağımsız bir psikiyatrik tanı olarak yer almamaktadır. Kavram daha çok depresyonun somatik belirtilerle örtülü biçimde ortaya çıkmasını açıklamak amacıyla kullanılmaktadır.
Depresyonun Görünmeyen Yüzü
Depresyon her zaman “üzgünüm” şeklinde ifade edilmez. Bazen sürekli baş ağrısı, sırt ve kas ağrıları, mide-bağırsak sorunları, çarpıntı, baş dönmesi, uyku bozukluğu, enerji kaybı veya açıklanamayan fiziksel yakınmalar ön plana çıkabilir. Bilimsel çalışmalar, depresyon yaşayan bireylerde bu tür somatik belirtilerin oldukça sık görülebildiğini göstermektedir.
Örneğin kişi uzun süredir devam eden mide rahatsızlığı nedeniyle farklı hekimlere başvurabilir; ancak yaşadığı sürekli yorgunluğu, hiçbir şeyden eskisi kadar keyif alamamasını veya geleceğe ilişkin umutsuzluğunu dile getirmeyebilir. Bu durumda fiziksel yakınmalar gerçek değildir demek kesinlikle doğru değildir. Aksine kişi gerçekten fiziksel bir rahatsızlık yaşamaktadır; ancak bu belirtilerin ortaya çıkışında veya şiddetlenmesinde psikolojik süreçler de rol oynayabilir.
Bu nedenle bedensel belirtileri yalnızca “psikolojik” diyerek geçiştirmek kadar, psikolojik boyutu hiç değerlendirmemek de doğru değildir. Öncelikle olası tıbbi nedenler değerlendirilmelidir. Ardından kişinin duygu durumu, yaşam koşulları, uyku düzeni, işlevselliği ve psikolojik iyi oluşu bütüncül biçimde ele alınmalıdır.
Güçlü Görünmek De Bir Maske Olabilir
Maskeli depresyon yalnızca fiziksel belirtilerle sınırlı değildir. Bazı bireyler duygusal sıkıntılarını yoğun biçimde gizleyebilir. Özellikle “güçlü olmak”, “kimseye yük olmamak”, “her koşulda devam etmek” veya “duygularını belli etmemek” gerektiğine inanan kişiler, yaşadıkları depresif belirtileri çevrelerinden saklayabilir.
2025 yılında yayımlanan bir çalışma, depresyon yaşayan bireylerin önemli bir bölümünün depresif görünmemek için bilinçli ya da otomatik biçimde kendilerini kamufle edebildiğine dikkat çekmektedir. Araştırmada bu davranışın farklı depresyon düzeylerine sahip bireylerde görülebildiği ve depresyon, sıkıntı, yorgunluk ve içselleştirilmiş damgalanma ile ilişkili olduğu bildirilmiştir.
Bu durum özellikle günümüzde dikkat çekicidir. Sosyal medya, iş yaşamı ve çevresel beklentiler kişilere sürekli üretken, sosyal, başarılı ve mutlu görünme baskısı yaratabilmektedir. Böyle bir ortamda kişi kendi duygusal ihtiyaçlarını bile ikinci plana atabilir.
Hangi Belirtiler Dikkat Çekmeli?
Uzun süre devam eden ve açıklanamayan fiziksel yakınmalar, depresyon açısından tek başına bir kanıt değildir. Ancak bazı belirtilerin bir arada bulunması kişinin psikolojik açıdan da değerlendirilmesini gerekli kılabilir.
Sürekli yorgunluk, uyku düzeninde belirgin değişiklikler, iştah değişiklikleri, konsantrasyon güçlüğü, sosyal ilişkilerden uzaklaşma, daha önce keyif veren etkinliklere karşı ilginin azalması, sürekli ağrı yakınmaları ve kişinin kendisini uzun süredir “iyi hissetmemesi” bunlardan bazılarıdır. Araştırmalar, özellikle somatik belirtilerin ön planda olduğu depresyon tablolarının sağlık hizmetlerinde fark edilmesinin daha zor olabildiğini göstermektedir.
Burada önemli olan tek bir belirtiye bakarak depresyon tanısı koymak değil; belirtilerin sürekliliğini, kişinin günlük yaşamındaki etkisini ve birbirleriyle olan ilişkisini değerlendirmektir.
Görünmeyeni Görmek
Maskeli depresyon kavramının günümüzde resmi bir tanı olarak kullanılmaması, arkasındaki klinik olgunun önemini ortadan kaldırmaz. Tam tersine, depresyonun her bireyde aynı biçimde ortaya çıkmadığını hatırlatır.
Bir insanın işe gitmesi, arkadaşlarıyla konuşması, gülümsemesi veya sorumluluklarını yerine getirmesi onun psikolojik olarak iyi olduğu anlamına gelmeyebilir. Aynı şekilde her fiziksel yakınmayı depresyonla açıklamak da doğru değildir. Önemli olan bedensel ve psikolojik belirtileri birbirinden koparmadan değerlendirebilmektir.
Depresyon bazen gözyaşlarında değil, geçmeyen yorgunlukta; bazen sessizlikte değil, sürekli meşgul olma ihtiyacında; bazen “kötüyüm” cümlesinde değil, yıllardır söylenen “iyiyim” cümlesinde saklanabilir.
Bu nedenle ruh sağlığı konusunda en önemli adımlardan biri, yalnızca görünen davranışlara değil, kişinin yaşadığı bütün deneyime bakabilmektir. Çünkü bazen en çok gülümseyen insanın da birilerinin “Gerçekten nasılsın?” sorusuna ihtiyacı olabilir.
Kaynakça
- Bschor, T. (2002). Masked depression: The rise and fall of a diagnosis. *Psychiatrische Praxis, 29*(4), 207–210.
- Fisch, R. Z. (1988). Masked depression: Its interrelations with somatization, hypochondriasis and conversion. *Clinical Research*, 17(4).
- Kirmayer, L. J., Robbins, J. M., Dworkind, M., & Yaffe, M. J. (1993). Somatization and the recognition of depression and anxiety in primary care. *The American Journal of Psychiatry, 150*(5), 734–741.
- Samuels, M. H. ve ark. (2018). Understanding masked depression: A clinical scenario. *Indian Journal of Psychiatry, 60*(1), 97–99.
- Schildkraut, J. J. ve ark. (2005). Somatic symptoms in depression. *Dialogues in Clinical Neuroscience*.
- Brown, S. (2025). Camouflaging depression. *Discover Mental Health, 5*, 71.


