DEHB, yaygın kanının aksine yalnızca dikkatin odaklanamaması ya da motor hiperaktiviteden ibaret değildir. Temelde bilişsel kaynakların anlık olarak düzenlenmesini ve kullanılmasını yöneten bellek süreçlerindeki güçlüklerle de ilişkilidir. Bu durumu anlamak için önce bellek türlerini ayırmak gerekir. Kısa süreli bellek sınırlı miktardaki sözel veya görsel bilgiyi geçici olarak depolar, çalışma belleği ise bu bilgiyi günceller, sıralar ve üzerinde işlem yapar. Bilgileri çok daha kalıcı biçimde saklayan uzun süreli bellek ise kendi içinde kollara ayrılır. Örneğin bu sistemin önemli bir parçası olan epizodik bellek kişinin yaşadığı olayları zaman ve yer bağlamıyla hatırlamasını sağlar.
DEHB araştırmalarında en belirgin güçlük bilginin kısa süreli depolanmasından çok çalışma belleğinin bilgiyi zihinde aktif tutup aynı anda düzenlemesi ve kullanmasıyla ilişkilidir. Kısa süreli bellek sorunları daha sınırlı kalırken çalışma belleği bozuklukları daha güçlü ve yaygın görünmektedir. Bu nedenle DEHB’li bir kişinin bilgiyi hiç öğrenmemesinden çok bilgiyi kodlama ve kaydetme aşamasında yeterince düzenleyememesi ve onu daha sonra kullanmak üzere etkili biçimde kodlayamaması söz konusu olabilir.
Başka bir deyişle çalışma belleği bilgiyi sadece kısa süreliğine saklamakla kalmaz. Bilgiyi günceller, aynı anda birden fazla işlemi yürütür, sıralar ve davranışı yönlendirmek için kullanır. 8–13 yaşlarındaki çocuklarla yürütülen bir çalışmada DEHB’li çocukların yaklaşık %75–81’inde özellikle bu merkezi yürütücü çalışma belleği alanında güçlük saptanmış ve bu güçlüklerin dikkatsizlik ile hiperaktivite-dürtüsellik belirtilerinin şiddetiyle birlikte arttığı görülmüştür. Bu nedenle sorun çoğu zaman bilginin hiç öğrenilmemesi değil, bir yönergenin basamaklarını eyleme dönüştürülene kadar zihinde düzenli ve erişilebilir tutamamaktır.
Bu durum çalışma belleğinin tek bir beyin bölgesine değil, bilgiyi zihinde tutup işleyebilmek için birlikte çalışan prefrontal ve frontoparietal bölgelerle temporal ve oksipital loblar, beyincik ve subkortikal bölgelerden oluşan geniş bir ağa dayanmasıyla açıklanabilir. DEHB’de bu ağın bazı bölümleri arasındaki iletişim zayıflayabilir. Yetişkinlerde çalışma belleği görevleri sırasında frontoparietal, temporal, oksipital, beyincik ve subkortikal bölgeleri içeren ağlarda kontrol grubuna kıyasla daha düşük bağlantısallık bildirilmiştir. Literatürdeki diğer çalışmalarda ise fMRI görevleri sırasında bazı prefrontal ve singulat bölgelerde daha yüksek bağlantısallık olduğu gösterilmiştir. Bu da prefrontal korteksin bilgiyi ilgili bölgelere her zaman doğru zamanda ve düzenli biçimde iletemeyebileceğini; dolayısıyla bir yönerge, düşünce ya da hedef zihinde bulunsa bile gerektiği anda hatırlanamayarak davranışı yönlendiremeyebileceğini düşündürür.
Elektrofizyolojik incelemelerde, yani beynin elektriksel etkinliğini EEG ile izleyen çalışmalarda duyusal bilginin çalışma belleğine aktarılmasındaki güçlüğün daha ilk kodlama aşamasında başlayabildiği görülmektedir. Beynin bir bilgiyi zihinde işlenebilir hâle getirirken kullandığı alfa ve beta adı verilen ritimlerdeki görevle ilişkili güç azalması DEHB’de özellikle beta ritminde daha sınırlı kalmakta ve bu durum dışarıdan gelen bilginin çalışma belleğine yeterince güçlü biçimde aktarılmasını zorlaştırıyor olabilir.
Bu nedenle DEHB’de uzun süreli belleği anlamak için bilginin zamanla silinmesinden çok ilk öğrenme sırasında nasıl işlendiğine bakmak gerekir. Kişinin yaşadığı bir olayı nerede, ne zaman ve hangi sırayla gerçekleştiğiyle birlikte hatırlayabilmesi, olayın ayrıntılarını seçip ilişkilendirmesine bağlıdır. Dikkat ve çalışma belleği bu sırada yeterince devrede değilse olayın parçaları kalıcı ve düzenli bir anıya dönüşmeyebilir. Yetişkinlerle yapılan bir meta-analiz, DEHB’de özellikle sözel bilgileri öğrenme ve uzun süreli hatırlama güçlüğünün görsel bilgilere göre daha belirgin olduğunu ancak temel sorunun bilgiyi öğrendikten sonra hızla kaybetmekten ya da her durumda geri getirememekten çok başlangıçta yeterince iyi kodlayamamaktan yani öğrenme aşamasındaki bir eksiklikten kaynaklandığını göstermiştir. Bu yüzden DEHB’li bir kişi önemli bir konuşmayı, okuduğu metni veya yaşadığı bir olayı hiç yaşamamış gibi değil; o sırada ayrıntıları zihinsel olarak yeterince düzenlenmediği için sonradan eksik, dağınık ya da bağlamından kopuk hatırlayabilir.
Günlük hayatta bu güçlük kişinin yapılacaklar listesi hazırladığı hâlde işe uygun zamanda başlayamaması, toplantı saatini bildiği hâlde evden çıkışını planlayamaması, çocuğunu okuldan almayı ya da iletmesi gereken mesajı hatırlayamaması gibi görünebilir. Gelecekte yapılması gereken bir eylemi doğru zamanda gerçekleştirme becerisi olan ileriye dönük bellek; planlama, çalışma belleği, ketleme ve zamanı izleme gibi becerilerin birlikte çalışmasını gerektirir. Bu nedenle kişi çamaşır makinesinin programını başlattığını hatırlasa bile program bittiğinde çamaşırları asma niyetini zihninde etkin tutamayabilir veya bir arkadaşına doğum günü davetiyesini ancak karşılaştığında vermeyi planladığını hatırlayamayabilir. Çocuklarla yapılan sanal gerçeklik tabanlı bir günlük yaşam simülasyonu çalışmasında DEHB’li çocukların zaman temelli görevlerde saati daha az kontrol ettikleri için değil, gerekli anlarda zamanı daha az stratejik biçimde izledikleri için zorlandıkları görülmüştür. Bu yüzden telefon hatırlatıcıları, görünür notlar, işleri tek bir sonraki adıma bölmek ve niyeti belirli bir ipucuna bağlamak, dışarıdan bir başlatma işareti sağlayarak zihinsel yükü azaltabilir.
Bu stratejiler, DEHB’li bireylerin karar verme ve hedefe yönelik davranışlarını destekleyerek uyaranların zihinsel temsillerini koruma, ilgili bellek izlerini tarama ve duruma uygun yanıtları çağırma sürecindeki yükü hafifletmeye yardımcı olur. Dolayısıyla mesele çoğu zaman kişinin bilmek istememesi ya da yeterince çaba göstermemesi değil, bilgiyi doğru anda etkinleştirip davranışa dönüştürmesini sağlayan bilişsel düzeneklerin desteğe ihtiyaç duymasıdır. Görünür notlar, alarm ve takvimler bu nedenle basit yardımcılar olmanın ötesinde çalışma belleğinin sınırlı kaynaklarını dışarıdan tamamlayan düzenleyiciler olarak işlev görür. Zamanı stratejik biçimde izleme ve geleceğe yönelik niyetleri uygun anda gerçekleştirme becerilerinin desteklenebilir ve eğitilebilir olması, DEHB’li bireylerin yaşamını yalnızca “daha dikkatli olmaları” beklentisine bırakmak yerine çevreyi ve görevleri beyinlerinin çalışma biçimine uygun düzenlemenin önemini gösterir.
Kaynakça
- Arjona Valladares, A., Gómez, C. M., Rodríguez‐Martínez, E. I., Barriga‐Paulino, C. I., Gómez‐González, J., & Diaz‐Sánchez, J. A. (2020). Attention‐deficit/hyperactivity disorder in children and adolescents: An event‐related potential study of working memory. European Journal of Neuroscience, 52(10), 4356–4369. https://doi.org/10.1111/ejn.14767
- Kofler, M. J., Singh, L. J., Soto, E. F., Chan, E. S. M., Miller, C. E., Harmon, S. L., & Spiegel, J. A. (2020). Working memory and short-term memory deficits in ADHD: A bifactor modeling approach. Neuropsychology, 34(6), 686–698. https://doi.org/10.1037/neu0000641
- Kofler, M. J., Groves, N. B., Chan, E. S. M., Marsh, C. L., Cole, A. M., Gaye, F., Cibrian, E., Tatsuki, M. O., & Singh, L. J. (2024). Working memory and inhibitory control deficits in children with ADHD: an experimental evaluation of competing model predictions. Frontiers in psychiatry, 15, 1277583. https://doi.org/10.3389/fpsyt.2024.1277583
- Seesjärvi, E., Zuber, S., Joly-Burra, E., Kliegel, M., & Salmi, J. (2025). A naturalistic virtual reality task reveals difficulties in time-based prospective memory and strategic time-monitoring in children with ADHD. Scientific reports, 15(1), 24722. https://doi.org/10.1038/s41598-025-08944-w
- Skodzik, T., Holling, H., & Pedersen, A. (2017). Long-Term Memory Performance in Adult ADHD. Journal of attention disorders, 21(4), 267–283. https://doi.org/10.1177/1087054713510561
- Tolonen, T., Leppämäki, S., Roine, T., Alho, K., Tani, P., Koski, A., Laine, M., & Salmi, J. (2024). Working memory related functional connectivity in adult ADHD and its amenability to training: A randomized controlled trial. NeuroImage. Clinical, 44, 103696. https://doi.org/10.1016/j.nicl.2024.103696


