Bir Küçük Sanat Meselesi
Sanatın sansürlenmesi, otoritenin yaptırım uygulaması çok aşina olduğumuz bir durum. Mizah dergilerinin kapatılması, kitapların yasaklanması, filmlerin yayından kaldırılması bize alıştırılmış bir durum. Geçmişte de hiciv sanatçıların idam edildiği, cezalandırıldığı görülmüştür. Neden sanat bizde bu denli kaygı uyandırır ve otoriteler tarafından baskılanma ihtiyacı doğurur?
Gülme
Gülme; Bahtin’e göre derinliği olan insani bir eylemdir, dünyanın bazı yönlerine gülme aracılığıyla ulaşılabileceğini söyler (Ülper-Oktar, 2018). Antik Yunan’da gülme; aşağılama olarak görülürdü, Platon gülmenin kölelere ait olduğunu düşünür ve sergilenirse sansürün uygulanacağını söylerdi çünkü Platon’a göre geleneğe aykırı olan, iktidarla karşılaştığında sevilmeyen şey güldürüydü (Ülper-Oktar, 2018). Aristophanes, Eşekarıları adlı eserinde Atina’yı mizah ile eleştirmiş ve mizahı sadece güldürü aracı olarak değil muhalefet etme amacı ile de kullanmıştır; Hegel de çelişkinin sahnelenmesi olarak görülmüştür, Bergson içinde gülme toplumsal olana aittir ve kişinin uyumsuzluğunu yansıtır (Ülper-Oktar, 2018). Romalı Cicero da güldürüyü toplumun iyiliği için gerekli görür, ona göre kahkaha siyasi yapıyı da canlı tutar. Ortaçağda ise mizaha karşı önyargılı tutum sergilenir, Tanrıyı unutturduğu düşünülürdü; bu nedenle halk mizahı resmi alan dışında var olmuş ve bu nedenle mizah, özgürlük ve acımasızlığı taşımıştır (Fidan, 2025). Bahtin, mizahın muhalif konumlanışına dair sonlu (dünyevi) olan her şeyin mizahla yıkıldığını belirtir (Fidan, 2025). Zizek; mizahı insan bilincinin parçası olarak tanımlar, Morreal mizahı bireysel ve toplumsal sorunları ifade etme olarak görür (Fidan, 2025). Görüldüğü üzere güldürü farklı zamanlarda farklı tanımlanmıştır ve otoriteyi rahatsız edip sansürlenmiştir. Antik Yunan’da kölelerin işi olarak görülmüş sansür uygulanmaya çalışılmıştır ve güldürü toplumsallığın dışına çıkan sınırları aşan bir şey olarak algılanmıştır; mizahın politikadan ayrı bir şey olmadığı düzeni tehdit ettiği için hoşlanılmayan şeye dönüştüğü aşikardır. Zaman içinde güldürü, toplumsal olarak görülmeye başlanmıştır.
Sahne fobisi
Sahne fobisi denildiğinde akla sanatçının sahne fobisi gelir, peki ya seyircinin sahne fobisi? Seyirci, mizahla aslında bir katarsis yaşar. Güldürü yoluyla politik baskıyı atar. Ama bu herkes de aynı boşalımı mı sağlar? Mizah, kutsal olarak toplumun tabulaştırdığı şeyin aslında bir tabu olduğunu gösterende bir araçtır. Din, Millet gibi değerleri sorgulamadan kutsal ve tabu olarak gören toplumlarda ve bireylerde bunlar sorgulandığında kişi kendini saldırı altında gibi hissedebilir. Daha önce sorgulamadığı bu şeyleri mizah sorgulamaya başladığında bu seyirci de bir bilişsel çelişki yaratabilir ve kişi kendini sorgulamaktan kaçınmak için savunma mekanizması olarak kişileştirebilir ve sanatçıya da nefret söylemi üretebilir. Bu değerlerin tabu olarak görülmesi, sorgulanmaktan kaçınılması, bunları kişinin kimliğinin bir parçası haline getirmesi eleştiri karşısında daha kırılgan hale getiriyor olabilir. Kimliklerinin bir parçası haline getirmeleri dış grubun, iç gruplarına saldırı yaptığı şeklinde de algılamalarına neden oluyor olabilir (iç grup; biz, kişinin kendini ait hissettiği grubu, dış grup ise onları ifade etmektedir). Kırılgan özsaygıda, eleştiri karşısında birey sert bir tepki verir. Mizahta, sanatçı Büyük ötekinin (toplum, devlet, yasa, norm) eksiğini sergiler ve bu sergileme Büyük ötekinin eksiğini görmekten korkan/kaçınan seyirci için kaygı yaratabilir. Sahnede sanatçı, delik ve çatlakları sergiler; bu da seyircinin gerçekle (reel) karşılaşmasına neden olur ve bu durum kaygı vericidir. Mizahın bu durumda Pervet bir söylem olduğunu söyleyebiliriz; bu da obsesif bir tepki yaratabilir seyircide, Büyük ötekiyi koruma ihtiyacı oluşturabilir (burada pervet ve obsesif yapı olarak bahsedilmemiştir. Eylem olarak bahsedilmiştir. Pervert; yapısal olarak Babanın adını (devlet, yasa, norm) tanımazlıktan gelir ve sınırlarla oynar, obsesif yapı ise Babanın adını tanır ve eksiği bastırır, düzeni korumaya çalışır obsesif özne). Adil dünya inancı ile dünyanın adil bir yer olduğu, iyi insanların başına iyi şeyler gelir varsayımına sahip oluruz; mizahla bunun sarsılması da kişide kaygı yaratıyor olabilir. Bu kaygısıyla seyirci sanatçıya nefret söylemi üreterek başa çıkmasına neden olabilir. Nefret söylemi ile sanatçıya insandışılaştırma yapılabilir; bu da şiddete zemin hazırlayabilir (kişinin özneliğinin kaybedilmesi, insandışı olarak görülmesi). Sanatçı, toplumun günah keçisi olarak seçilebilir. Mizah; sapma olarak tehdit algılandığında düzenin kontrol mekanizmaları tarafından baskı ile karşılaşır ve etiketlenir: “akıl hastası”, “suç” düzene karşı tehditlerin etiketleridir (Arıkan ve Yavuzcan, 2017). Siyaset ve medya ilişkisi her dönem varlığını sürdürmektedir, mizah da siyasetle ilişkili bir olgudur ve medya üzerinden görünür kılınır (Fidan, 2025). Medya, nefret söyleminin oluşturulması için bir araca dönüşebilir ve otoriteler medyayı bunun için kullanıp halkta oluşturduğu nefret söylemini daha sonra hukuku da kullanıp tahakküm aracı haline getirir.
Sonuç
Mizah, her dönemde farklı şekillerde tanımlansa da güldürü, sınırları aşan yapısıyla otorite tarafından tehlike olarak görülmüştür. Seyircide de katarsis sağlayıp gerilimini attığı bir araç olsa da düzeni aşan yapısıyla gerginlik de yaratabilmektedir. Sosyal düzenin bozulacağı yönündeki kaygı iktidar tarafından medya yoluyla da söylemler yaratabilir ve sanatçıyı; sansür uygulama, ceza verme gibi yaptırımlarla tahakküm altına alabilir. İyi okumalar dilerim, neşemizi de çalamazlar(!) ya sevgili okur.
Kaynakça
- Kaynakça . Oktar, S. Ü. (2018). Toplumsal bir muhalefet tarzı olarak gülme. Beytulhikme An International Journal of Philosophy, 8(1), 303-317. . Fidan, M. (2025). BİR ELEŞTİRİ ARACI OLARAK SİYASİ KARİKATÜRÜN GÜNLÜK GAZETELERDE KULLANIMI: 28 ŞUBAT SÜRECİ. İstanbul Aydın Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 17(1), 73-98. https://izlik.org/JA36KS68FJ. . Arıkan, M., & Yavuzcan, G. (2017). MİZAH-İKTİDAR İLİŞKİSİ ÜZERİNE TARİHSEL BİR DEĞERLENDİRME DENEMESİ (SELÇUKLU KAYNAKLARINDAN HAREKETLE). Littera Turca Journal of Turkish Language and Literature, 3(2), 1-15. https://doi.org/10.20322/littera.308530.


