Çarşamba, Temmuz 15, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Anne ve Babamız Olmadan Önce Kimlerdi?

Ebeveynlerimizin gençlik fotoğraflarını görmek ya da onların da bir zamanlar genç olduğunu düşünmek çoğumuza garip gelir. Çünkü onları genellikle “anne” ve “baba” rollerinin içinde tanıdık. Kural koyan, bize bakım veren ve bazen bizi anlamadığını düşündüğümüz kişiler olarak gördük. Ancak çoğu zaman onların da bir zamanlar hayalleri olan, hata yapan ve kendini bulmaya çalışan gençler olduğunu unuturuz.

Onların da arkadaşlıkları, gelecek kaygıları ve gerçekleştirmek istedikleri hayalleri vardı. Belki bir sınav sonucunu günlerce düşündüler, belki ilk kalp kırıklıklarını yaşadılar ya da bugün bize önemsiz görünen gençlik sorunlarıyla mücadele ettiler. Daha da önemlisi, onlar da bir zamanlar her şeyi bilen, güçlü ve kuralları koyan yetişkinler değildi. Tıpkı bizim gibi belirsizliklerle karşı karşıya kaldılar, hata yaptılar ve hayatı deneyimleyerek öğrendiler.

Ancak yıllar geçtikçe bu hikâyeler görünmez hâle geldi. Yaşadıkları deneyimlerin, korkuların, umutların ve hayallerin yerini “anne” ya da “baba” kimliği aldı. Böylece onların geçmişteki gençlik hikâyelerini değil, yalnızca bugün üstlendikleri ebeveyn rolünü görmeye başladık.

Fakat ebeveynlerimizi yalnızca anne veya baba kimlikleriyle görmek, onların bireysel hikâyelerini gözden kaçırmamıza neden olabilir. Psikolojide yaşam öyküsü yaklaşımına göre insanlar, yaşadıkları deneyimleri anlamlandırarak kendi kimliklerini oluştururlar. Bu nedenle bugün ebeveynlerimizde gördüğümüz birçok davranış, geçmişte yaşadıkları deneyimlerin bir yansıması olabilir.

Belki bizi sürekli uyaran annemiz, gençliğinde yaptığı bir hatanın sonuçlarını yaşamıştır. Belki başarısızlığa karşı tahammülsüz görünen babamız, kendi hayatında yüksek beklentilerin baskısını hissetmiştir. Çoğu zaman ebeveynlerimizin davranışlarını yalnızca bugünkü kişilikleriyle açıklamaya çalışırız. Oysa onların geçmiş deneyimleri, korkuları, hayal kırıklıkları ve başarıları da bugünkü tutumlarını şekillendiren önemli faktörlerdir.

Son zamanlarda sosyal medyada ve dizilerde geçmiş hikâyelere duyulan ilginin artması da tesadüf değildir. İnsanlar bir karakteri gerçekten anlamanın yolunun onun geçmişine bakmaktan geçtiğini fark etmektedir. Gerçek hayatta da durum farklı değildir. Hiçbir insan bir günde bugünkü hâline dönüşmez. Her birey, geçmiş deneyimlerinin izlerini taşır ve bu durum ebeveynlerimiz için de geçerlidir.

Araştırmalar, aile üyelerinin birbirlerinin yaşam hikâyelerini öğrenmelerinin empatiyi artırdığını göstermektedir. Bir insanın yalnızca davranışlarını değil, o davranışların arkasındaki hikâyeyi de gördüğümüzde onu anlamak kolaylaşır. Belki de bu nedenle ebeveynlerimizin gençlik fotoğraflarına bakmak düşündüğümüzden daha anlamlıdır. O fotoğraflarda yalnızca annemizi veya babamızı değil; hayalleri olan, kaygılanan, hata yapan ve büyümeye çalışan genç bir insanı görürüz.

Ebeveynlerimizin de bir zamanlar bizim bulunduğumuz yaşlardan geçtiğini hatırlamak, onlarla olan ilişkimize farklı bir perspektif kazandırabilir. Bu durum onların her davranışını haklı çıkarmasa da, onları yalnızca ebeveyn rolleriyle değil, kendi hikâyelerine sahip bireyler olarak görebilmemizi sağlar. Belki de onları anlamaya başlamanın ilk adımı, anne ve babamız olmadan önce kim olduklarını merak etmektir.

Çünkü bazen bir fotoğraf, yıllardır sadece “anne” veya “baba” olarak gördüğümüz kişinin aslında bir zamanlar bizim gibi hayaller kuran, hata yapan ve büyümeye çalışan genç bir insan olduğunu hatırlatır.

Önceki İçerik
Şevval koç
Şevval koç
Şevval Koç, Gümüşhane Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü’nden mezun olmuştur (2025). Lisans eğitimi süresince Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık (PDR) formasyonunu tamamlamış; bağlanma kuramı, anksiyete ve gelişimsel psikoloji alanlarına akademik ilgi geliştirmiştir. Eğitim programı kapsamında Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ve Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT) yaklaşımlarını grup psikoterapisi dersi çerçevesinde, süpervizyon eşliğinde ele almıştır. Sosyal Hizmetler bünyesinde Çocuk Evleri Sitesi ile okul öncesi kurumlarda gerçekleştirdiği stajlar, bağlanma temelli duygusal ve davranışsal örüntüleri gelişimsel bağlamda gözlemlemesine olanak sağlamıştır. Akademik gelişimini ulusal psikoloji zirveleri ve bilimsel etkinliklerle sürdürmekte; aynı zamanda Yeşilay başta olmak üzere çeşitli sivil toplum kuruluşlarında ruh sağlığı farkındalığına yönelik gönüllü çalışmalara katılmaktadır. Yazılarında bilimsel temelli bilgiyi açık, sistematik ve etik bir dil ile aktarmayı amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar