Yazıma başlamadan önce, sizlerden şu anda çalıştığınız veya çalışmak istediğiniz işi düşünmenizi istiyorum. Eğer bu iş bir ofis ortamındaysa, sizlere düşünmeniz için birkaç soru yönelteceğim:
- Çalıştığınız ofis nasıl bir binanın içerisinde yer alıyor?
- Ofisinizin kendisinin nasıl bir yapısı var?
- Ofisinizde kendinize ait bir masanız var mı?
- Masanızı ve odanızı dekore etmenize izin veriliyor mu?
Bu soruları neden sorduğumu merak etmiş olabilirsiniz. İlk etapta önemsiz gibi görünen bu unsurlar, bir çalışanın uzun vadeli işe bağlılığını, örgütsel vatandaşlığını ve performansını belirleyen önemli faktörlerdir. Ne yazık ki Türkçe literatürde fiziksel alan ve performans ilişkisi yeterince çalışılmamaktadır. Bu yazımın amacı, endüstri ve örgüt psikolojisinde “fiziksel alan” kavramının önemini vurgulamaktır.
En Temelde Neden Önemli?
Psikoloji tarihinde hemen hemen herkesin bildiği 1924-1932 yılları arasında yapılan “Hawthorne Deneyleri”, iş dünyası için bir dönüm noktası olmuştur. Bu deneylerde istenilen sonuçlar elde edilememiş olsa da, “İzlenme Etkisi” gibi önemli bir kavrama ulaşılmıştır. Deney, izlendiğini bilen çalışanların normalde olduklarından daha iyi performans gösterme eğiliminde olduğunu göstermiştir. Bu sonuçlar, iş yerlerindeki çalışma ortamlarının yeniden düzenlenmesine yol açmıştır; bireysel ofis sahipliği ve ortak ofis kullanımı arasında performans açısından farklılıklar oluşturabileceği anlaşılmıştır.
Baldry’nin Ofis Sınıflandırması: Genelden Özele
Ofis ve çalışma düzeni denildiğinde akla ilk gelen isimlerden biri Chris Baldry’dir. Baldry, ofis tanımlarını üç başlıkta sınıflamaktadır: ofisin bulunduğu bina, ofisin kendisi ve ofis içerisindeki alan. Bu üç kavramı genelden özele doğru ele alalım.
Ofisin Bulunduğu Bina
Bu kavram, sınıflandırmanın en genel olanıdır. Ofisin bulunduğu bina, ofis içerisindeki çalışanlar kadar dışarıdaki insanlara da hitap etmektedir. Dışarıdan bakıldığında, ofis binası içeride yürütülen işlerle ilgili ipuçları verir ve insanların beklentilerini oluşturur. Örneğin, hastanelerin genellikle açık renklerde sade bir şekilde tasarlanması, insanlarda “hijyen” hissini uyandırmak içindir. Çok katlı plazaların camla kaplı yüzeyleri ise daha “modern” ve “kurumsal” bir algıya hitap etmektedir. Gördüğünüz gibi, binaların yapıları ve renkleri rastgele seçilmemiş, belirli bir amaca yönelik bilinçlice tercih edilmiştir.
Ofisin Kendisi
Ofisin kendisi, bulunduğu binadan daha spesifik bir kavramdır. Ofis çalışanlarını doğrudan etkileyen bu kavram, çalışanların iş yerinde yapılması gerekenleri, kabul gören davranışları ve ofisin yapısını anlamalarına yardımcı olur. Örneğin, bireysel ofislerde çalışan bir kişi, iş yerinin kişisel alanlara ve çalışan değerine önem verdiğini düşünebilirken, ortak çalışma alanlarına sahip bir ofiste çalışan biri, ekip çalışmasının daha önemli olduğunu hissedebilir. Her iki ofis ortamının da avantajları ve dezavantajları bulunmaktadır; bu nedenle ofisin yapısının nasıl olması gerektiği üzerinde düşünmek önemlidir.
Ofis İçerisindeki Çalışma Alanı
En spesifik kavram olan ofis içerisindeki çalışma alanı, çalışanların ofis içindeki statü ve kontrol hissini yansıtır. Çalışma alanı, sahip olunan masa ve ortak alanları içerir. Örneğin, sabit masa kullanan bir çalışan, her gün aynı masada çalışır. Ancak bazı ofislerde çalışanların kendi masalarını dekore etmelerine izin verilmezken, diğerlerinde kişisel eşyalarını koymalarına izin verilir. Yapılan çalışmalar, kendi alanını dekore etmesine izin verilen çalışanların işlerine daha fazla bağlı olduğunu ve aidiyet duygularının daha yüksek olduğunu göstermektedir. Diğer yandan, kişiselleştirmeye izin verilmeyen çalışanların işe bağlılıkları ve algıladıkları kontrol hissi daha düşük olmaktadır. Bu durum, ofis yapısının performans üzerindeki etkisini ortaya koymaktadır.
Ofiste Bitki Mi?
Ofiste bitkilere yer verilmesinin de performans üzerinde belirleyici olduğu görülmüştür. Canlı bitkilerin, çalışanların psikolojik iyi oluşunu ve bağlılık hissini artırdığı yapılan çalışmalarla desteklenmiştir. Bitkiler, çalışanlarda daha sıcak ve samimi bir ortam algısı oluşturarak örgüte aidiyeti artırmaktadır. Sizler de bu konuda kendi tecrübelerinizi düşünebilirsiniz; bitkilerin yer aldığı bir ofiste çalıştığınızı hayal edin, kendinizi nasıl hissederdiniz?
Dört Duvarın Ötesinde: Fiziksel Alan
Yazımın giriş bölümünde de belirttiğim gibi, ne yazık ki literatürde özellikle Türkçe kaynaklarda ofis ve fiziksel alan kavramları hak ettikleri değeri görememektedir. Ancak başarılı olmak isteyen bir örgütün dikkat etmesi gereken faktörlerden biri de fiziksel alandır; çünkü çalışan bağlılığı ve aidiyet hissi üzerinde önemli etkileri bulunmaktadır. Endüstri ve örgüt alanında çalışanlar bilir ki olumlu iş çıktısına giden yol, çalışanın işe olan bağlılığından ve aidiyet hissinden geçer. Bu nedenle, fiziksel alan, dört duvarın ötesinde çok daha kapsamlı bir şekilde ele alınması gereken geniş bir kavramdır.


