Pazartesi, Haziran 15, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Özgeci Davranıştan Ne Çıkarımız Var?

Bir arkadaşımız taşınırken yardım ettiğimizde, otobüste yer verdiğimizde ya da tanımadığımız birine yol tarif ettiğimizde gerçekten ne yapıyoruz? İlk bakışta cevap oldukça basit görünüyor: Yardım ediyoruz. Ancak daha yakından baktığımızda durum hâlâ bu kadar net mi? Yardım etmek ne zaman “özgecilik” olmaktan çıkıp, kişinin kendi değerini başkalarına vermek üzerinden kurduğu bir ilişki biçimine dönüşür?

Psikolojide uzun yıllardır tartışılan konulardan biri, insanların gerçekten karşılık beklemeden yardım edip etmediğidir. Başka bir deyişle, özgeci davranış olarak adlandırdığımız eylemlerin arkasında yalnızca başkalarının iyiliğini düşünmek mi vardır, yoksa bu davranışlardan bizim de elde ettiğimiz bazı kazanımlar bulunur mu? Bu soruya verilecek cevap düşündüğümüz kadar kolay olmayabilir.

Özgecilik, en temel tanımıyla kişinin başka birinin yararını gözeterek hareket etmesidir. Buradaki önemli nokta, davranışın temel amacının yardım edilen kişinin iyiliği olmasıdır. Ancak günlük yaşamda karşılaştığımız yardım davranışlarının tamamını özgecilik olarak değerlendirmek de mümkün değildir. Bazen yardım ederiz çünkü yardım etmenin doğru olduğuna inanırız. Bazen toplum tarafından onaylanmak isteriz. Bazen de kendimizi kötü hissettiğimiz için bir başkasına yardım ederek daha iyi hissetmeye çalışırız. İşte tam da bu nedenle psikologlar yıllardır şu sorunun peşindedir: İnsanlar gerçekten başkaları için mi yardım eder, yoksa yardım ederken kendileri için de bir şeyler mi kazanırlar?

Bir iyilik yaptıktan sonra kendimizi daha iyi hissettiğimiz olmuştur. Bunun nedeni yalnızca karşımızdaki kişinin mutlu olması değildir. Araştırmalar, yardım davranışlarının kişinin psikolojik iyi oluşunu desteklediğini göstermektedir. Bir başkasına destek olmak, aidiyet hissimizi güçlendirebilir ve kendimizi daha yararlı ve anlamlı hissetmemizi sağlayabilir. Hatta bazı çalışmalar, gönüllülük faaliyetlerine katılan bireylerin yaşam doyumlarının daha yüksek olduğunu göstermektedir.

Bu noktada ilginç bir soru ortaya çıkıyor: Eğer yardım etmek bize iyi hissettiriyorsa, yaptığımız davranış hâlâ özgeci sayılır mı? Belki de özgecilik ve kişisel kazanç birbirini dışlayan kavramlar değildir. Bir davranış hem başka birinin yararına olabilir hem de yardım eden kişiye psikolojik bir katkı sağlayabilir. Yardım etmenin bize iyi gelmesi, yardım davranışını değersizleştirmek zorunda değildir. Ancak bu durum, özgeciliğin daha az konuşulan bir yönüne götürür.

Özgecilik çoğu zaman fedakârlıkla birlikte düşünülür. Bir başkası için zaman ayırmak, enerjimizi paylaşmak ya da kendi konforumuzdan ödün vermek, yardım davranışlarının doğal bir parçası olabilir. Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekir: Kendinden vermek ile kendinden vazgeçmek aynı şey değildir. Sağlıklı özgecilik, kişinin kendi ihtiyaçlarını tamamen yok saymasını gerektirmez. Aksine, kişinin hem kendisinin hem de karşısındakinin ihtiyaçlarını gözetebilmesini içerir. Buna karşın bazı durumlarda yardım etme davranışı, kişinin sürekli olarak kendi sınırlarını ihmal ettiği bir örüntüye dönüşebilir. Sürekli başkalarının ihtiyaçlarını önceleyen, “hayır” demekte zorlanan ve kendi ihtiyaçlarını geri plana atan kişiler zamanla duygusal yorgunluk yaşayabilirler.

Bu noktada akla önemli bir soru gelir: Kendimizi önemsemeden verici olmaya devam etmek gerçekten özgecilik midir? Elbette her fedakâr davranışı düşük benlik saygısıyla açıklamak doğru değildir. Pek çok insan güçlü bir benlik algısına sahip olmasına rağmen yardım etmeyi önemser. Ancak bazı durumlarda kişinin kendine verdiği değer büyük ölçüde başkalarının onayına bağlı olabilir. Böyle olduğunda yardım etmek bir tercih olmaktan çıkarak bir zorunluluğa dönüşebilir.

Kişi “Hayır dersem bencil görünürüm”, “Bana ihtiyaç duyulmazsa değerim azalır” ya da “Ancak başkalarına faydalı olduğum sürece önemliyim” gibi düşünceler taşıyorsa, yardım davranışının altında farklı psikolojik ihtiyaçlar bulunabilir. Bu durumda özgecilik, başkalarının iyiliğini gözetmekten çok, kişinin kendi değerini korumaya yönelik bir çabaya dönüşebilir.

Özgeci davranışları açıklamaya çalışan yaklaşımların bir kısmı empatiyi merkeze koyar. Bu görüşe göre insanlar, karşısındaki kişinin yaşadığı sıkıntıyı anlayabildiklerinde yardım etmeye daha yatkın hâle gelirler. Yardım etmenin temel motivasyonu, karşıdakinin acısını azaltmaktır. Ancak bazı araştırmacılar farklı düşünmektedir. Onlara göre insanlar çoğu zaman kendi rahatsızlık duygularını azaltmak için yardım ederler. Başkasının yaşadığı sıkıntıyı görmek bizi huzursuz eder ve yardım etmek bu huzursuzluğu azaltmanın bir yolu olabilir.

Belki de insan davranışlarını yalnızca “tamamen bencil” veya “tamamen özgeci” şeklinde ikiye ayırmak mümkün değildir. İnsan motivasyonları çoğu zaman birbirine karışır. Yardım ederken hem karşımızdakini düşünebilir hem de kendimizi daha iyi hissedebiliriz.

Özgeci davranışların yalnızca bireysel değil, toplumsal sonuçları da vardır. Güven duygusunun gelişmesi, dayanışmanın artması ve sosyal ilişkilerin güçlenmesi büyük ölçüde insanların birbirlerine yardım etmelerine bağlıdır. Bir toplumda herkes yalnızca kendi çıkarını düşünseydi, günlük yaşam çok daha zor olurdu. Bu nedenle özgecilik yalnızca bireysel bir tercih değil, aynı zamanda toplumsal yaşamı mümkün kılan davranışlardan biridir. Bu olguya verilebilecek örneklerden biri, 2011 yılında meydana gelen Van depreminde bölgedeki çalışmalara gönüllü olarak katılan Japon bilim insanı Dr. Atsushi Miyazaki’nin gerçekleşen ikinci depremde hayatını kaybetmesidir.

“Özgeci davranıştan ne çıkarımız var?” sorusu ilk bakışta biraz kuşkucu görünebilir. Ancak bu soru, insan doğasını anlamak için önemli bir kapı aralar. Belki de asıl mesele yardım ederken hiçbir şey kazanmamak değildir. Asıl mesele, başkasının yararını gözetirken elde ettiğimiz kazanımların davranışın merkezine yerleşip yerleşmediğidir.

Birine yardım ettiğimizde kendimizi daha iyi hissedebiliriz. Daha mutlu, daha anlamlı ya da daha bağlı hissedebiliriz. Ancak tüm bunlar yardım davranışının değerini azaltmak zorunda değildir. Öte yandan başkalarına verebilmek için kendimizden vazgeçmek zorunda olduğumuzu düşünmeye başladığımızda, özgecilik ile öz ihmal arasındaki sınır belirsizleşebilir.

Belki de sağlıklı özgeciliğin ayırt edici özelliği tam da burada ortaya çıkar. Yardım etmek, kişinin değerini kanıtlamak için yaptığı bir davranış değil, kendi değerinden emin olduğu için yaptığı bir seçim hâline geldiğinde, hem kendisi hem de çevresindekiler için daha sürdürülebilir bir ilişki biçimi ortaya çıkar. Çünkü başkalarına verebilmek için önce kendimizden vazgeçmek zorunda değiliz.

Yonca Beyazgül
Yonca Beyazgül
Yonca Beyazgül lisans eğitimini Hacettepe Üniversitesi Psikoloji, yüksek lisans eğitimini Ankara Üniversitesi Disiplinlerarası Aile Danışmanlığı programlarında tamamlamıştır. Lisansüstü Bitirme Projesinde “Çocukluk Döneminde Sezgisel Yeme” konusunu ele almıştır. Üniversite hayatında çeşitli vakıf ve dönemsel projelerle sivil toplum alanında dezavantajlı bireylerle çalışmış, farklı üniversitelerin araştırma laboratuvarlarında gönüllü araştırmacı olarak yer almıştır. Mezuniyetinin ardından bazı derneklerde Gönüllü Psikolog olarak yer almış, farklı kurumlardan aldığı eğitimlerle çocuk/ergen ve ebeveyn danışmanlığı alanında uzmanlaşmıştır. Mezuniyetinden beri Ankara’da Özel Eğitim Merkezinde özel gereksinimli bireyler ve aileleriyle çalışmaya devam etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar