Erteleme, yalnızca bir işi geciktirmek değildir. Bir kişinin, görevi ertelemenin ileride kendisi için olumsuz sonuçlar doğuracağını bilmesine rağmen bunu yapmaya devam etmesi erteleme davranışı olarak kabul edilir. Bu yönüyle erteleme, öz denetim eksikliğinin önemli bir göstergesidir. Erteleme davranışı, bireyin görevi sıkıcı, zor veya anlamsız olarak algılamasıyla yakından ilişkilidir. Öz denetim eksikliği, dürtüsellik, düşük öz yeterlik, plansızlık ve düşük başarı motivasyonu ertelemeyi artıran başlıca etkenlerdir. Özellikle kişi, görevi başarabileceğine yeterince inanmadığında veya anlık haz veren etkinlikleri tercih ettiğinde, sorumluluklarını erteleme eğilimi göstermektedir. Bu nedenle erteleme davranışı yalnızca zaman yönetimiyle değil, bireyin öz düzenleme becerileriyle de yakından ilişkilidir.
Erteleme aslında bir duygu düzenleme problemidir. Araştırmacılar, insanların çoğu zaman sıkıcı, zor, karmaşık veya kaygı uyandıran görevlerden kaçındığını belirtmektedir. Görevi yapmak yerine sosyal medyada zaman geçirmek, e-postaları kontrol etmek veya başka işlerle uğraşmak, kişinin o an hissettiği olumsuz duyguları azaltır. Bu nedenle erteleme, kısa süreli rahatlama sağlayan bir kaçınma davranışıdır. Ancak bu rahatlama geçicidir ve sorunu çözmez.Aynı zamanda erteleme davranışı, bireyin hedeflerine ulaşmasını engelleyen ve zamanla kronikleşebilen bir davranış örüntüsüdür. Yapılan araştırmalar, bu davranışın yalnızca akademik yaşamı değil, kişilerarası ilişkileri, iş yaşamını ve genel yaşam doyumunu da olumsuz etkileyebildiğini göstermektedir.
Erteleme davranışı, yalnızca görevlerin gecikmesine neden olan bir alışkanlık değil, aynı zamanda bireyin psikolojik iyi oluşunu olumsuz etkileyen bir öz düzenleme problemidir. Sürekli erteleme davranışı gösteren bireylerde stres, kaygı, suçluluk ve utanç duyguları daha sık görülmekte; kişi zamanla kendisini daha fazla eleştirmeye başlamaktadır. Erteleme sonucunda ortaya çıkan bu olumsuz duygular, bireyin sonraki görevlerden de kaçınmasına neden olarak erteleme davranışını sürdürmektedir. Böylece kısa süreli rahatlama sağlayan erteleme, uzun vadede psikolojik sıkıntıları artıran ve bireyi sürekli tekrar eden bir kısır döngü içine sokan bir davranış biçimine dönüşmektedir. Erteleme davranışının yalnızca akademik veya iş yaşamını değil, bireyin fiziksel sağlığını da olumsuz etkileyebileceği vurgulanmaktadır. Erteleme eğilimi yüksek olan bireyler; doktora gitme, düzenli sağlık kontrollerini yaptırma, psikolojik destek alma, sağlıklı beslenme, egzersiz yapma ve yeterli uyku gibi sağlığı koruyucu davranışları da erteleme eğilimindedir. Bu durum, kısa vadede önemli görünmese de uzun vadede hem fiziksel hem de psikolojik sağlık sorunlarının ortaya çıkma riskini artırmaktadır. Dolayısıyla erteleme davranışı, yalnızca görevlerin gecikmesine neden olan bir alışkanlık değil, aynı zamanda bireyin genel sağlık ve yaşam kalitesini etkileyen önemli bir öz düzenleme sorunu olarak değerlendirilmektedir.
Erteleme davranışının sadece zamanı iyi kullanamamakla ilgili olmadığını, daha çok kişinin yaşadığı olumsuz duygular ve öz düzenleme becerileriyle bağlantılı olduğunu göstermektedir. Bu nedenle erteleme davranışını azaltmak için bireylerin duygu düzenleme ve öz denetim becerilerini geliştirmeleri önemli bir yere sahiptir.
Kaynakça
- Steel, P. (2007). The Nature of Procrastination: A Meta-Analytic and Theoretical Review of Quintessential Self-Regulatory Failure. Psychological Bulletin, 133(1), 65–94.
- Sirois, F. M., & Pychyl, T. A. (2013). Procrastination and the Priority of Short-Term Mood Regulation: Consequences for Future Self. Social and Personality Psychology Compass, 7(2), 115–127.


