Merhaba arkadaşlar! 23 yaşımda “Bu yaşına kadar bu tanıyı nasıl alamadın?” tepkileri ile aldığım bu DEHB tanısı ile 25 yaşıma girmiş bulunmaktayım. DEHB’in yalnızca dikkat eksikliği olmadığını, büyük bir spektrumda birçok durumu etkilediğini öğrendiğimde, açıklanan birçok şeye rağmen bu süreçleri yönetme ve bilgilenme sorumluluğunu kendimde hissettim. “Hadi Bilgilenelim!” serimizde DEHB başta olmak üzere birçok psikolojik hastalıkla alakalı bilinen ve bilinmeyen boyutları beraber inceleyeceğiz.
Birçok çalışma, DEHB’li çocuklarda, ergenlerde ve yetişkinlerde duygu düzensizliğinin oldukça sık görüldüğünü bildirmiştir (Skirrow ve ark., 2013). Duygusallık hipotezine göre, DEHB hastalarında görülen olumsuz duygusal tepkisel davranışlar, amigdala ve medial prefrontal korteksle ilişkili işlevsiz duygusal işleme yoluyla ortaya çıkar (Posner ve ark., 2014). Duygu tanıma ise DEHB’li gençlerde daha ciddi bir sorun. Graziano ve Garcia’nın (2016) analizinin de belirttiği gibi, duygu tanıma becerileri daha küçük çocuklarda daha zayıftır ve bilişsel yetenekler geliştikçe duygu tanıma da gelişir. Dolayısıyla, duyguları tanıma yetişkinlikteki DEHB’nin bir özelliği olarak kalsa da, duygusal değişkenlik ve olumsuz duygusal tepkiler, DEHB’li yetişkinlerde görülen duyguları tanımayla ilişkili psikopatolojide daha belirgin bir rol oynamaktadır (Beheshti ve ark., 2020).
Peki, bu durum nelere sebep oluyor? Araştırmalar, duygusal düzenlemede yaşanan sorunların küçük bir olayı yoğun reddedilme gibi algılama, tartışmalarda ani öfke patlamaları, partnerin sessizliğini “terk edilme” gibi hissetme, duygular yatışana kadar düşünememe ya da çok yakın ya da çok uzak hissetme gibi durumların ilişkilerinde problemler yarattığını göstermektedir. Ayrıca, hayal kırıklığında çalışmayı tamamen bırakma, eleştiri sonrası kendini kapama, başarısızlık korkusuyla kaçınma, stres yükselince organize olamama ve mükemmeliyetçilik ile erteleme döngüsüne girme gibi belirtilerin iş ve akademik hayata olumsuz etkileri olduğu görülmüştür. Ek olarak, reddedilme hassasiyeti, kronik bunalmışlık hissi ve duygusal dürtüsellik gibi durumlar kaygı ve depresyon riskini de arttırmaktadır. Duyguları daha yoğun hissetme ile dürtüsel davranışlar birleştiğinde, ani mesaj atma, ilişkiyi bitirme tehdidi, para harcama, anı yeme atakları, aşırı sosyal medya kullanımı ve kendini sabote eden davranışlar daha sık görülebilmektedir (Moselhy ve ark., 2010).
Literatürü incelediğimizde, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu için tıbbi tedavilerin bu duygusal düzenleme probleminde de yardımcı olduğu görülmüştür. Ek olarak, terapötik müdahaleler sosyal ipuçlarını tanıma, duygusal düzenleme ve duygusal dürtüsellik konularında yardımcı olabilmektedir. DEHB’li yetişkinlerde genel bir duygu düzenleme bozukluğuna odaklanmaktan ziyade, duygusal değişkenlik ve olumsuz duygusal tepkilere odaklanan bir tedavi yöntemi, DEHB’li yetişkinlerde daha etkili bir yaklaşım olabilir.
Görüldüğü üzere, dikkat eksikliği, hiperaktivite ve dürtüsellik gibi klasik alanlar DEHB’in semptom spektrumunun tamamını yeterince açıklamamaktadır. DEHB’in tanı kriterlerinin yalnızca bu kapsamda değerlendirilmesi, birçok kişinin ihtiyacı olan tanıyı ve tedaviyi geç almasına sebep olmaktadır. Bu sorunun çözümüne giden yolda önemli bir adım, klinik uygulamada duygu düzenlemesini değerlendirmektir.


