Çarşamba, Mayıs 6, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Kimse Neden Net Değil? Duygusal Sorumluluktan Kaçınılan İlişkilerin Dinamiği

Artık kimse ‘’gitmiyor’’… ama kimse gerçekten ‘’kalmıyor’’ da. Günümüz ilişkilerindeki en büyük problem insanların yalnız kalması ya da terk edilme korkusu değil; belirsizlik içinde bırakılmak ve bunu çözmeye çalışan bir zihinle baş başa kalmak.

İlişkilerdeki temel sorun duyguların olmayışı değildir, o duyguların sorumluluğunun ağır gelişi ya da duygusal sorumluluğun alınmak istenmemiş olmasıdır. İnsanlar hissetmek yakınlaşmak, birbirlerinin hayatına dahil olmak, vakit geçirmek isterler. Tüm bunlar partnerler arasında görünmez bir bağ yaratır. Fakat ilişkide bu bağın adını koymak, bağı sahiplenmek beraberinde bir yük de getirir. Açıklama yapmak, gerektiğinde sorunlarla yüzleşmek ve net olmak gibi. Tam bu noktada birçok insan geri çekilir. Çünkü gerçekten kalmayı seçtiğinde vereceği her bir cevabın sonucu vardır. Birine ‘’seni istemiyorum’’ demek kişinin iç dünyasında suçluluk duygusu oluştururken bir yandan da ya daha iyisi olmazsa çıkmazına sürükleyebilir. Birine ‘’seni istiyorum’’ demekse beraberinde bağlanmayı gerektirir. Her iki durum da bazı kişiler için kontrol kaybı anlamına gelir. Bu yüzden arada kalmak, arafta olmak gibi değil de güvende olmak gibi hissettirir. İşte burada günümüz ilişkilerinde kişilerin üçüncü bir yol olarak gördüğü arada olma hali ortaya çıkmaktadır. Ne tamamen var olmak, ne de tamamen yok olmak.

Bu kararsızlık hali yeni ilişki dinamiklerinin ortaya çıkmasına neden oldu. Günlerce konuşup bir anda sebepsiz yere ortadan kaybolmak, arada sırada mesaj atarak ilgiyi sürdürme çabası ve kafa karıştırma sinyalleri, ilişkiyi tam olarak adlandırmaktan kaçınmak modern ilişki dünyasının duygusal sorumluluktan kaçış yollarına dönüştü. Bu kaçışta en çok yıpranan taraf ise ilişkide kaçışı gerçekleştiren taraf değil tüm bunlara maruz kalan partnerdir.

Belirsizliğin Doğası İnsan Zihnini ve İlişkideki Partnerleri Nasıl Etkiler?

Belirsizlik, insan zihnini en çok yoran ve zor tolere edilebilen durumlar arasında yer alır. Net bir reddedilme kişide bir acı hissi yaratır fakat bu netlik aynı zamanda acıyı tolere edebilmeyi kolaylaştıran bir gerçeklikle yüzleşme zemini de sunar. Belirsizlik içerisinde kalmış bir zihnin ise uzun süreli bir kaygı döngüsüne dönüşme potansiyeli çok yüksektir. Çünkü insan beyni tamamlanmamış olan hikayeleri tekrar tekrar yeniden yazar. Zihnin ürettiği senaryolar arasında önce durumu rasyonalize etme çabasıyla birlikte kişinin kendisini sakinleştirmeye ve kontrol altında tutmaya çalıştığını görürüz. ‘’Aslında beni seviyor ama korkuyor’’, ‘’belki işi vardır yoğundur ondan mesajları görmemiştir’’, ‘’ben biraz sabırlı olursam her şey düzelir’’ gibi düşünceler kişiyi o anlık rahatlatır gibi olur aslında onu gerçeklikten uzaklaştıran ve duygusal bağı daha da derinleştiren bir çıkmaza sürüklediğini fark edemez. Burada tuhaf bir şey gerçekleşir. Netlik sunmayan partner bağdan kaçarken, netlik arayan partner ise bağın içine daha çok çekilir.

Peki Kimse Neden Net Değil?

İnsanlar bir ilişkiye sahip olmak, ait olmak isterken günümüz modern dünyası ve sosyal medya insanlara hep daha iyisi olabilir, seçenekler çok hissi sunuyor. Bu da kişinin sahip olduğu ilişkiye tam anlamıyla gerek duygusal gerek maddi yatırım yapmasını zorlaştıran nedenler arasında yer almaktadır. İnsanlar ellerindeki ile yetinmektense diğer ihtimallere de kapıyı aralık tutmayı tercih ediyor. Fakat bu belirsizlik ve tutulan açık kapılar partnerlerinde kapanması zor yaralara dönüşmekte.

Diğer nedenlerden bir tanesi de bağlanma korkusu. Birine gerçekten yaklaşmak, kişinin yüzeyde kalmaktan o bağda derinleşmesini ve ait olma hissini beslerken diğer yandan da bağın kaybedilmesi halinde kişinin kırılganlığını ve incinebilme ihtimalini de beraberinde getirir. Bu yüzden derinleşmeden ilerlemeye, hep kontrollü olmaya ve ilişkiyi güvenli sayılacak bir mesafeden yürütmeye çalışma çabasına neden olabilir. Güvenli ve konforlu sanılan bu mesafe aslında hiçbir zaman tam anlamıyla iç huzur hissini yakalayamama ve gerçek bir bağ kuramamaya sebep olur.

Netlik Bize Ne Kazandırır?

İlişkilerde net olmamak partnerini incitmekten kaçınmak, ilişkiyi korumaya çalışmak gibi görünüyor olsa bile aslında kişide daha derin ve kalıcı bir zarara sebep olur. Çünkü belirsizlik insanı kendi içinde tüketir.

Gerçek bir bağ, gerçek bir ilişki cesaret ister, risk almayı, birbirine açık olmayı, gerektiğinde de kaybetmeyi göze almayı ister. Netlik her zaman kalıcılık ve mutlu son getirmez belki ama her zaman gerçek bir başlangıç ve bitmesi gerekliyse de sağlıklı bir bitiş getirir.

Aslında belki de karşımızdakinin neden net olmayışını sorgulamaktansa kendimize biz neden netlik olmayan bir yerde kalmaya devam ediyoruz diye mi sormalıyız acaba? Cevabı tek kelimeyle özetlersek ‘’umut’’ olurdu değil mi? Bazen bir hayal kırıklığı yaşamaktansa bir umuda, belirsiz bir ihtimale tutunmayı tercih ederiz. Yarım kalan her şey kişinin zihninde tamamlanmaya çalışılan sonsuz bir döngüyü beraberinde getirebilir ve sizi çok yorabilir. Unutmayın hiç başlamamış gibi görülen ama aslında net bir bitişi de olmayan ilişkiler yorar en çok sizi. ‘’Vedalar her zaman korkutucu değildir; vedalar bitirir, belirsizlik ise sonu olmayan bir hikayede günden güne sizi tüketir’’.

Eda Soyöz
Eda Soyöz
Psikolog Eda Soyöz, yetişkin, çocuk-ergen ve aile terapisi alanında uzmanlaşmış bir psikologdur. İstanbul Aydın Üniversitesi Psikoloji lisans bölümünden 2021 yılında yüksek onur öğrencisi olarak mezun olmuştur. Lisans eğitimi süresince İstanbul Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi başta olmak üzere çeşitli hastane ve adliyelerde klinik staj eğitimini tamamlamıştır. Staj yaptığı süreç içerisinde çeşitli psikolojik test uygulamalarında ve vizitlerde gözlemci olarak bulunmuştur. Uzmanlaştığı ve eğitimini tamamladığı alanlar arasında psikodinamik psikoterapi, bilişsel davranışçı terapi, oyun terapisi ile çocuk gelişim, dikkat ve zeka testleri yer almaktadır. Yetişkin danışanlarla, psikodinamik psikoterapi ekolü başta olmak üzere bireyin farklı durum, beklenti ve ihtiyaçlarına göre eklektik yaklaşımı benimseyerek yüz yüze veya online platformlarda çalışmalarına devam etmektedir. Çocuk-ergen alanındaki danışanlarıyla aktif olarak oyun terapisi yöntemiyle çalışan Eda Soyöz, görev aldığı kurumda çocuk gelişim ve dikkat değerlendirmeleri yapmakta; çocuklar ve ailelerine psikolojik destek hizmeti sunmaktadır. Ulusal ve uluslararası platformlarda yayımlanmış bir akademik çalışması bulunmaktadır. Yaşam boyu öğrenmenin devam ettiğine inanan Soyöz, bilgi ve deneyimlerini güncel tutarak ve yazarak, danışanlarına ruh sağlığı alanında daha ulaşılabilir hizmet sunmayı; bireylerin iyileşmesine ve içsel farkındalık kazanmalarına katkıda bulunmayı misyon edinmiştir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar