Yeni yıl kişiler arasında hayatlarını yoluna koymak hatta daha iyi bir benlik oluşturmak için bir fırsatmış gibi görülüyor. Yeni hedef listeleri, hobiler ve planlar yapılıyor peki ocak ayı geçtikten sonra ve yılın ortalarına gelindiğinde ne oluyor? Konulan hedefler nasıl olmalı? Bu hedefler kişiyi geliştiriyor mu yoksa yıpratıyor mu? Bu hedefleri kendimiz mi tercih ediyoruz? Bu yazımda bunu ele almaya çalışacağım.
Günümüzde insanlar gelişim ve değişimi süreç değil sonuç odaklı ve ölçülebilir bir yere konumlandırmaktadır. Yeni yıl sadece takvimdeki gün değil, bu değişimi başlatan ve kişinin milat olarak anlam yüklediği bir yere evrilmiştir. Kendisinin en iyi versiyonuna ulaşma ümidi ile yapılacaklar listesine radikal kararlara varacak kadar görev ve sorumluluklar ekler. Peki bu planlamalar göründüğü kadar masum mu?
Hedeflerin Sürdürülebilirliği ve Motivasyonun Doğası
Yılın üçüncü ayına geldiğimizde kişi kendisine uyulması zor, adım adım ilerleyemeyeceği ve gerçekçi olmayan hedefler koyduysa bu hedeflerini sürdürmekte zorlanabilir. İrade zayıflar ve motivasyon düşer. Kişi kendisi ile çeliştiği ve başarısız olduğu noktada hedeflerini erteleme ya da Martin Seligman’ın öğrenilmiş çaresizlik kavramı ile karşılaşabilir. Her yıl başında konulan ancak yılın ilk çeyreğinde bir sonraki yılın hedeflerine ertelenen maddeler buna örnek verilebilir. Bu noktada motivasyonun doğası belirleyici hale gelebilir.
Motivasyon, koyulan hedefi eyleme dönüştürmek için itici güçtür. Motivasyonu ikiye ayıracak olursak, içsel motivasyon kişinin değerleri ve ilgi duyduğu davranışlar ile ortaya çıkar. Dışsal motivasyon ise ödül, onay ya da toplumsal beklentiler ile ortaya çıkar. Yeni yılda yapılan listeler büyük ölçüde dışsal motivasyonu ilgilendirir. Kişi daha başarılı olmak, daha fit görünmek ve daha diye başlayan örnekler ile uzatabileceğimiz isteklere sahip olabilir. Birey yeni yılda hedeflerine karar verirken bu hedeflere içsel motivasyonla mı yoksa dışsal motivasyonla mı karar verdiğine dikkat etmelidir. Kişinin motivasyonu hedeflerin konulma aşamasından uygulanma aşamasına kadar önemli bir konumda bulunmaktadır.
Performans Toplumu ve Sosyal Medya Etkisi
Byung-Chull Han’a göre bireyin değeri gösterdiği performans ile ölçülür. “Performans toplumu” bireyi rekabet etmesi için zorlar. Otorite dışsal gözükse bile birey bu hedefleri içsel bir zorunlulukla koyar ve performans öznesi haline gelir. Birey hem özne hem denetleyici konumundadır. “Performans toplumu” kişide yabancılaşma, tükenmişlik olarak karşımıza çıkabilir.
Sosyal medya platformlarında karşımıza çıkan sabah rutinleri ya da öncesi-sonrası videoları kişide kıyaslama “bende böyle olmalıyım” düşüncesini ortaya çıkartabilir. Ancak kişi sabah 5’te kalkmanın hayat rutinine uygun olup olmadığına dikkat etmez. Onun aklında olan şey uyanıp soğuk duş alıp hemen maillerini kontrol etme düşüncesidir. Peki mail kutusu boşsa ya da sabah aldığı soğuk duş onun hasta olmasına neden olduysa… Başarılı insanlar hayatlarında bu rutinlere sahip gibi görünseler de, bu rutinlere uyan ancak yine de başarısız olan insanlar kendisini yetersiz görmeye, karşılaştırma yapmaya ve suçlu hissetmeye başlar. Çünkü bu rutinler kişilerin kendi hayat tempolarına göre şekillenmelidir ve özneldir.
Psikolojik iyi Oluş ve öz Şefkat
Carl Rogers’a göre psikolojik iyi oluş için gerçek benlik ve ideal benlik arasında uyum esastır. Gerçek benlik ve ideal benliğin çatışma yaşaması psikolojik iyi oluşu olumsuz etkiler. Yılbaşlarında konulan hedefler büyük ölçüde ideal benliği ilgilendirir. Eğer konulan hedefler gerçekçi değilse gerçek benlik bu hedefler altında ezilebilir ve kişinin psikolojik iyi oluşu olumsuz etkilenir. Kişinin “yetersizim” gibi bir inanç geliştirmemesi ve psikolojik iyi oluşunun devamlılığı için hedefler adım adım ilerleyen, gerçekçi ve kişinin becerileri ile uyumlu seçilmelidir.
Psikolojik esneklik, Steven C. Hayes’in Kabul ve Kararlılık Terapisi yaklaşımında kişinin değerleri ile çatışmayan ve esnek bir yaşamı savunur. Kişi mükemmel değil, değerleri ile bir arada kalabilmelidir. Yine benzer bir şekilde kişinin kendisine “öz şefkat” göstermesi kişiyi yapmak istedikleri konusunda daha motive ve istediklerini sürdürülebilir kılmaktadır.
Yeni yıl hedefleri kişiler için gerçekten bir değişim ve gelişim fırsatı olabilir. Belki de yeni yıldan beklenmesi gereken daha insani bir benlikle temas kurmaktır. İnsan kırılgan, esnek ve değişkendir. Koyulan hedefler hayata geçirilebileceği kadar aksayabilir. Hedefler ve gerçekleştirilmesi gereken onlarca şey kişinin benliğine değer biçmemelidir. Ocak ayındaki yüksek beklenti süreç içerisinde yerini hayal kırıklığıyla değiştiriyorsa bu durum kişiyi olumsuz etkiler. Kişi hedeflerine karar verirken kendisinin bir performans öznesi olmadığını hatırlamalı ve kendisine daha şefkatli yaklaşmalıdır. Bu durum gerçek değişim ve gelişimin ilk adımıdır.


