Pazartesi, Ekim 20, 2025

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Eleştirinin Çocuğu: Hassas Yetişkinler Nasıl Doğar?

“Bir çocuğu yetiştirmenin en hızlı yolu, ona sürekli neyi yanlış yaptığını söylemektir. Ama bu yöntem, çocuğu yetişkinliğe değil, kırılganlığa hazırlar.” – Virginia Satir

Çocuklukta sürekli eleştirilmek, insanın içine işleyen bir yara gibidir. Benim danışanlarımdan da sık duyduğum bir şeydir: “Ne yapsam, sanki hep eksikmişim gibi hissediyorum.” Çünkü çocukken, “düzeltmek” niyetiyle bile olsa, sürekli kusurları gösterilen bir çocuk, kendini tamamlanmamış, hep yetersiz görmeye başlar.

Çocukluk yılları, bir insanın kişilik haritasının çizildiği en kritik dönemdir. Bu dönemde kullanılan dil, çocuğun hem kendine hem de dünyaya bakış açısını şekillendirir. Araştırmalar gösteriyor ki, özellikle eleştiriyle büyüyen çocuklar, yetişkinlikte hassas, kırılgan ve çoğu zaman da aşırı öz-eleştirel bireyler haline gelmektedir.

Psikolog John Gottman, çocukların duygusal gelişimi üzerine yaptığı çalışmalarda, sürekli eleştirilen çocukların ileride kendilerini sevilmeye “daha az layık” hissettiklerini ve küçük hataları bile büyük utançlara dönüştürdüklerini vurgular. Çünkü çocuklukta duyulan her sert söz, yetişkinlikte iç ses haline gelir: “Yeterince iyi değilim, hata yaparsam kabul görmem.”

Çocuğun Dünyasında Eleştirinin İzleri

Bir çocuğa sürekli “yanlış yaptın, eksiksin, yetersizsin” denildiğinde, çocuk şu mesajı alır:
“Ben olduğum gibi değerli değilim.”
Bu mesaj, sadece davranışlarını değil, öz benliğini hedef alır.

Klinik psikolog Brené Brown, utanç ve kırılganlık üzerine yaptığı araştırmalarında, eleştirilen çocukların utanç duygusunu kimlikleriyle bütünleştirdiklerini, yani hatayı kendilerinden ayıramadıklarını belirtir. Örneğin, bir çocuk “resmin kötü olmuş” cümlesini “ben kötüyüm” diye yorumlar. Bu da ileride, eleştiriden aşırı etkilenme ve hassas yetişkin olma eğilimine neden olur.

Benim üslubumla söyleyeyim: Bir çocuk için dünyanın en büyük hakemi anne-babadır. Onlardan gelen onay, en güçlü alkıştır; onlardan gelen eleştiri ise en ağır cezadır.

Yetişkinlikte Hassasiyetin Görünmeyen Yükü

Eleştirilerek büyüyen çocuk, yetişkin olduğunda kendini koruma mekanizmaları geliştirir. Ancak bu mekanizmalar çoğu zaman hayatı zorlaştırır:

  • Aşırı duyarlılık: En küçük eleştiride kalbi kırılır, günlerce düşünür.

  • Onay arayışı: Takdir edilmeden kendini değerli hissedemez.

  • Mükemmeliyetçilik: Hata yapmamak için kusursuz olmaya çalışır.

  • Kaçınma: Yanlış anlaşılma korkusuyla geri planda kalır, risk almaz.

Psikoterapist Alice Miller, “Çocuğunuzun İçindeki Dram” kitabında, eleştiriyle büyüyen bireylerin yetişkinlikte “görünmez zincirler” taşıdığını ifade eder. Yani geçmişte duydukları sözler, bugün hayatlarının her alanında yankılanır. Ben buna “eleştiriden kaçan hassas ruhlar” diyorum. Çünkü aslında güçlüdürler, üretkendirler ama bir cümleyle tüm enerjileri söner.

Peki, Eleştirinin Yerine Ne Koymalıydık?

Eleştirisiz eğitim olur mu? Elbette olmaz. Ama mesele üslup. Bir çocuğa, “Bunu beceremedin, yine yanlış yaptın” demekle, “Bunu denedin, belki farklı bir şekilde yapabilirsin” demek arasında uçurum vardır. İlki çocuğun öz değerini zedeler, ikincisi öğrenme sürecini besler.

Stanford Üniversitesi’nden psikoloji profesörü Carol Dweck’in “gelişim odaklı zihin yapısı” (growth mindset) teorisi tam da bu noktada önemlidir. Dweck, çocuklara başarısızlığın öğrenme sürecinin bir parçası olduğunu öğreten ebeveynlerin, onların özgüvenli ve esnek bireyler yetiştirdiğini belirtir. Eleştirinin yerini yapıcı geri bildirim ve teşvik aldığında, çocuk hem hatasından ders çıkarır hem de kendini yetersiz hissetmez.

Hassas Yetişkinlere Birkaç Sözüm Var

Sevgi’nin kaleminden gelsin şimdi: Eğer sen de kendini çok hassas buluyorsan, bunu bir “kusur” gibi görme. Çünkü senin hassasiyetinin ardında aslında çok derin bir duyarlılık var. Çocukken belki çok eleştirildin, çok incitildin ama bugün empati gücün de oradan geliyor.

Yapabileceğin şeyler var:

  • İç sesini yakala. Kendine “yine olmadı” dediğinde dur, ve ekle: “Ama ben deniyorum.”

  • Eleştirilere karşı şunu hatırla: Çocukluk sesin değil, bugünün gerçeğiyle bak.

  • Terapi desteği al. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ve Şema Terapi, geçmişteki eleştirilerin bugün üzerinizdeki etkilerini dönüştürmede oldukça etkilidir.

  • En önemlisi, kendi çocuğuna, öğrencine ya da çevrene farklı davran. Döngüyü kır.

Son Söz

Çocukken duyduğumuz kelimeler, yetişkinlikte içimizdeki sese dönüşür. Eğer o ses sürekli eleştiriyorsa, hayat yolunda hassas adımlar atmamız kaçınılmazdır. Ancak bu hassasiyet kader değildir. Şefkat, farkındalık ve doğru destekle, eleştirilerin gölgesinden çıkmak mümkündür.

Unutmayalım ki, bir çocuğun gözlerindeki ışıltı, ona sürekli eksiklerini değil, potansiyelini gösterdiğimizde parlayacaktır.

“Çocuklarınıza sürekli onları yanlışladığınızı değil, değerli olduklarını hatırlatın. Çünkü onların yarınki benlikleri, sizin bugünkü kelimelerinizden doğar.” – Anonim

Sevgi Bingöl
Sevgi Bingöl
Selçuk Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nden mezun oldu. Lisans eğitiminin ardından Necmettin Erbakan Üniversitesi'nde “aile danışmanlığı” eğitimini tamamladı. Pek çok terapi ekolünden eğitimler aldı: Bilişsel Davranışçı Terapi, Şema Terapi, EMDR, EFT, Çözüm Odaklı Terapi bunlardan birkaçı. Şu an yüz yüze ve online olarak hem bireysel danışmanlık hem de aile ve çift danışmanlığı yapmakta. Aile danışmanı, yazar, mizahın ve psikolojinin kesişim noktasında kalem oynatan biri. İlişkileri sadece çözümlemekle kalmaz, aralarındaki sessizlikleri de tercüme eder. Bazen bir terapi odasında, bazen de bir kelimenin içinde hayat bulan hikâyelere dokunur. "Psikomik" adlı mizahi sözlük çalışmasıyla, ruh sağlığına hem düşündüren hem güldüren bir pencereden bakmayı amaçlıyor. Yazılarında zaman zaman bir çocukluğun izini, bazen de yetişkinliğin çarpık bağlarını bulabilirsiniz. İnsanı anlamaya dair sabırlı bir merakı, kelimelere karşı ise hafif alaycı bir sevgisi vardır. Kaleminin ucu çoğu zaman travmalara, bağlanma stillerine, duygusal ihmalin görünmeyen izlerine dokunur. Ancak bunu yaparken her zaman biraz mizahı da yanında taşır. Mizah onun için sadece güldürme sanatı değil; duygunun, acının, sorgulamanın taşımaya daha dayanılır bir hali. Bu yaklaşımıyla “Psikomik” adlı mizahi sözlük projesini hayata geçirerek psikolojik terimleri gündelik yaşamın içinden esprili bir dille yeniden yorumlamaya başladı. Yazılarında akademik bilgiyle insani sıcaklığı bir araya getirirken, okuyucusunu da pasif bir izleyici değil, hikâyenin bir parçası olarak görür. Her cümlede bir danışan sesi, her metaforda bir içgörü gizlidir. Duyguların en çıplak haliyle ortaya serildiği terapi odalarını, kelimelerle inşa etmeye devam ediyor. Gözlemlerle örülmüş, sahici ve zaman zaman ironik diliyle Sevgi Bingöl, bu dergide de sizi insan ruhunun kıvrımlarında kısa ama etkili bir yolculuğa davet ediyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar