“Bir çocuğu yetiştirmenin en hızlı yolu, ona sürekli neyi yanlış yaptığını söylemektir. Ama bu yöntem, çocuğu yetişkinliğe değil, kırılganlığa hazırlar.” – Virginia Satir
Çocuklukta sürekli eleştirilmek, insanın içine işleyen bir yara gibidir. Benim danışanlarımdan da sık duyduğum bir şeydir: “Ne yapsam, sanki hep eksikmişim gibi hissediyorum.” Çünkü çocukken, “düzeltmek” niyetiyle bile olsa, sürekli kusurları gösterilen bir çocuk, kendini tamamlanmamış, hep yetersiz görmeye başlar.
Çocukluk yılları, bir insanın kişilik haritasının çizildiği en kritik dönemdir. Bu dönemde kullanılan dil, çocuğun hem kendine hem de dünyaya bakış açısını şekillendirir. Araştırmalar gösteriyor ki, özellikle eleştiriyle büyüyen çocuklar, yetişkinlikte hassas, kırılgan ve çoğu zaman da aşırı öz-eleştirel bireyler haline gelmektedir.
Psikolog John Gottman, çocukların duygusal gelişimi üzerine yaptığı çalışmalarda, sürekli eleştirilen çocukların ileride kendilerini sevilmeye “daha az layık” hissettiklerini ve küçük hataları bile büyük utançlara dönüştürdüklerini vurgular. Çünkü çocuklukta duyulan her sert söz, yetişkinlikte iç ses haline gelir: “Yeterince iyi değilim, hata yaparsam kabul görmem.”
Çocuğun Dünyasında Eleştirinin İzleri
Bir çocuğa sürekli “yanlış yaptın, eksiksin, yetersizsin” denildiğinde, çocuk şu mesajı alır:
“Ben olduğum gibi değerli değilim.”
Bu mesaj, sadece davranışlarını değil, öz benliğini hedef alır.
Klinik psikolog Brené Brown, utanç ve kırılganlık üzerine yaptığı araştırmalarında, eleştirilen çocukların utanç duygusunu kimlikleriyle bütünleştirdiklerini, yani hatayı kendilerinden ayıramadıklarını belirtir. Örneğin, bir çocuk “resmin kötü olmuş” cümlesini “ben kötüyüm” diye yorumlar. Bu da ileride, eleştiriden aşırı etkilenme ve hassas yetişkin olma eğilimine neden olur.
Benim üslubumla söyleyeyim: Bir çocuk için dünyanın en büyük hakemi anne-babadır. Onlardan gelen onay, en güçlü alkıştır; onlardan gelen eleştiri ise en ağır cezadır.
Yetişkinlikte Hassasiyetin Görünmeyen Yükü
Eleştirilerek büyüyen çocuk, yetişkin olduğunda kendini koruma mekanizmaları geliştirir. Ancak bu mekanizmalar çoğu zaman hayatı zorlaştırır:
-
Aşırı duyarlılık: En küçük eleştiride kalbi kırılır, günlerce düşünür.
-
Onay arayışı: Takdir edilmeden kendini değerli hissedemez.
-
Mükemmeliyetçilik: Hata yapmamak için kusursuz olmaya çalışır.
-
Kaçınma: Yanlış anlaşılma korkusuyla geri planda kalır, risk almaz.
Psikoterapist Alice Miller, “Çocuğunuzun İçindeki Dram” kitabında, eleştiriyle büyüyen bireylerin yetişkinlikte “görünmez zincirler” taşıdığını ifade eder. Yani geçmişte duydukları sözler, bugün hayatlarının her alanında yankılanır. Ben buna “eleştiriden kaçan hassas ruhlar” diyorum. Çünkü aslında güçlüdürler, üretkendirler ama bir cümleyle tüm enerjileri söner.
Peki, Eleştirinin Yerine Ne Koymalıydık?
Eleştirisiz eğitim olur mu? Elbette olmaz. Ama mesele üslup. Bir çocuğa, “Bunu beceremedin, yine yanlış yaptın” demekle, “Bunu denedin, belki farklı bir şekilde yapabilirsin” demek arasında uçurum vardır. İlki çocuğun öz değerini zedeler, ikincisi öğrenme sürecini besler.
Stanford Üniversitesi’nden psikoloji profesörü Carol Dweck’in “gelişim odaklı zihin yapısı” (growth mindset) teorisi tam da bu noktada önemlidir. Dweck, çocuklara başarısızlığın öğrenme sürecinin bir parçası olduğunu öğreten ebeveynlerin, onların özgüvenli ve esnek bireyler yetiştirdiğini belirtir. Eleştirinin yerini yapıcı geri bildirim ve teşvik aldığında, çocuk hem hatasından ders çıkarır hem de kendini yetersiz hissetmez.
Hassas Yetişkinlere Birkaç Sözüm Var
Sevgi’nin kaleminden gelsin şimdi: Eğer sen de kendini çok hassas buluyorsan, bunu bir “kusur” gibi görme. Çünkü senin hassasiyetinin ardında aslında çok derin bir duyarlılık var. Çocukken belki çok eleştirildin, çok incitildin ama bugün empati gücün de oradan geliyor.
Yapabileceğin şeyler var:
-
İç sesini yakala. Kendine “yine olmadı” dediğinde dur, ve ekle: “Ama ben deniyorum.”
-
Eleştirilere karşı şunu hatırla: Çocukluk sesin değil, bugünün gerçeğiyle bak.
-
Terapi desteği al. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ve Şema Terapi, geçmişteki eleştirilerin bugün üzerinizdeki etkilerini dönüştürmede oldukça etkilidir.
-
En önemlisi, kendi çocuğuna, öğrencine ya da çevrene farklı davran. Döngüyü kır.
Son Söz
Çocukken duyduğumuz kelimeler, yetişkinlikte içimizdeki sese dönüşür. Eğer o ses sürekli eleştiriyorsa, hayat yolunda hassas adımlar atmamız kaçınılmazdır. Ancak bu hassasiyet kader değildir. Şefkat, farkındalık ve doğru destekle, eleştirilerin gölgesinden çıkmak mümkündür.
Unutmayalım ki, bir çocuğun gözlerindeki ışıltı, ona sürekli eksiklerini değil, potansiyelini gösterdiğimizde parlayacaktır.
“Çocuklarınıza sürekli onları yanlışladığınızı değil, değerli olduklarını hatırlatın. Çünkü onların yarınki benlikleri, sizin bugünkü kelimelerinizden doğar.” – Anonim


