Cumartesi, Ağustos 8, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Herkes bilişsel yeteneğe odaklanmış durumda; peki ya duygusal zekâmız?

Şöyle bir senaryo düşünün: Bir sınava girdiniz; bu sınav akademik hayatınız açısından son derece kritik bir öneme sahip. Hayatınız boyunca bunun için emek verdiniz, konuya dair bilginizden yüzde yüz eminsiniz; ancak stresinizi ve duygularınızı yönetemediğiniz için başarısız oldunuz. Belki de en önemlisi, başarısızlıkla başa çıkamayacağınızı varsaydınız ve hayal kırıklığına uğrama korkusu yaşadınız. Peki, sorun gerçekten sizde mi, yoksa eğitim sistemi aşırı derecede bilişsel becerilere odaklanıp duygusal zekamızı göz ardı mı ediyor? Yani sistem bize “şu matematik problemini çöz”, “şu kelimeleri veya alıntıları ezberle” diyor, ama duygularımızı tanımamızı ve onları yaşamamızı asla teşvik etmiyor.

Ruiz-Ortega ve Berrios-Martos’a (2025) göre, duygusal zeka ve hayal kırıklığına tahammülsüzlük, akademik başarı üzerinde büyük bir etkiye sahiptir. Araştırmaları, duygusal zekanın öğrenciler için koruyucu bir unsur olduğunu ortaya koymaktadır; bu yetenek öğrencileri ders çalışmaya ve ödev teslim tarihlerine uymaya motive ederken, stresli akademik zorluklara uyum sağlamalarına da yardımcı olur. Öte yandan, bir öğrenci hayal kırıklığıyla başa çıkamıyorsa —yani hayal kırıklığına tahammülsüzlük yaşıyorsa— akademik tükenmişlik yaşama riski artar; çünkü omuzlarında çok ağır yükler taşımaktadır. Hayal kırıklığına tahammülsüzlük, “Her zaman başarılı olmak zorundayım” gibi mantık dışı düşünceleri de içeren bir başa çıkma mekanizmasıdır (Ellis, 1962). Duygusal zeka, kişinin hem kendi duygularını hem de başkalarının duygularını anlama ve düzenleme becerisidir (Mayer ve Salovey, 1997).

Duygusal zekanın öğrenciler üzerindeki etkisini ele alan bir diğer çalışma da Castillo ve arkadaşlarına (2013) aittir. Bu çalışma temel olarak öğrencilere duygusal zekanın önemini öğretmektedir; özellikle genç erkek öğrencilerde saldırganlığı azaltmakta, empati yeteneğini geliştirmekte ve sınıf içinde daha sağlıklı ilişkiler kurulmasını sağlamaktadır. Bildiğimiz üzere, duygusal zeka sosyal becerilerimiz üzerinde muazzam bir etkiye sahiptir. Dahası, zorlu durumlar karşısında dayanıklı bir tutum sergilememize ve uyum sağlayıcı tepkiler geliştirmemize yardımcı olarak, stresli akademik durumların üstesinden gelme becerimizi artırır. Bununla birlikte duygusal zeka, dışsal etkenlerden veya kontrolümüz dışındaki unsurlardan değil, bizzat kendi arzularımızdan kaynaklandığı için en değerli motivasyon türü kabul edilen “içsel motivasyon” ile de ilişkilidir. Başarıya yönelik içsel motivasyon, hedeflerimizin peşinden giderken bize tatmin duygusu verir (González-Yubero ve ark., 2025).

Duygusal zeka sadece duyguları tanımlamak ve kontrol etmekle ilgili değildir; aynı zamanda yaratıcılığı beslemek ve her şeye daha “özenli” bir yaklaşım getirmekle de ilgilidir. Hayal kırıklığı yaratan durumlarda yaratıcılık ve duygusal zeka ilişkisi üzerine yapılan bir çalışma (Agnoli ve ark., 2019), duygusal zekası yüksek bireylerin sorunları alışılmadık yollarla hafifletme konusunda daha başarılı olduklarını göstermektedir. Stresli ve hayal kırıklığına yol açan durumlarda, çevremizdeki bilgilere gerektiği kadar dikkat etmeyiz. Baskı altındayken tek odak noktamız görevi tamamlamaktır; sadece işi bitirip kurtulmak isteriz. Oysa duygusal zeka bakış açımızı zenginleştirir ve bizi farklı bir yöne, başka bir çıkış kapısına bakmaya teşvik eder. Belirttiğim gibi, duygusal zeka hayal kırıklığı yaratan durumlara karşı bir koruyucu işlevi görür; ancak yaratıcılık da çoğu zaman yoğun hayal kırıklıklarından beslenir. Yine de, özellikle alışılmadık türden pek çok zorlu durum insanlarda tükenmişliğe yol açabilir.

Örneğin, COVID-19 sürecinde çoğumuz yeni bir ortama uyum sağlamakta zorlandık. Öğretmenler üzerinde yapılan bir çalışma, duygusal zekanın virüsün yarattığı olumsuz etkilere —özellikle de tükenmişliğe— karşı koruyucu bir rol oynadığını ortaya koymuştur (Geraci ve ark., 2023). Öğretmenler çevrimiçi eğitim yöntemine uyum sağlamak zorunda kalmış ve bu süreçteki zorluklar onları kolayca sinirlendirebilir hale getirmiştir; ancak duygusal zeka, bu zorlukların üstesinden gelmelerine gerçekten yardımcı olmaktadır.

Matematik öğrenmenin ve sayılarla iyi bir ilişki kurmanın önemini gayet iyi anlıyorum. Ancak duyguları tanımak ve onlarla başa çıkma becerisi kazanmak, aslında sayılarla sağlıklı bir ilişki kurmaya da katkı sağlar. Eğer bir öğrenci matematik yapamadığı için olumsuz duygulara kapılırsa ve kendisine duygusal zeka becerileri kazandırılmamışsa, yaşadığı hayal kırıklığıyla başa çıkamaz; bu da sayılarla olan ilişkisinin daha da kötüleşmesine ve sonuçta bir kısır döngü oluşmasına yol açar.

Çevrenizde zeki bir insan olduğunuzu, her türlü sorunu saniyeler içinde çözebildiğinizi ve hiçbir şeyi ya da hiç kimseyi unutmadığınızı düşünebilirsiniz. Peki, insanları gerçekten anlayabiliyor musunuz? Ya da çevrenizdeki insanların sıkıntılarını hafifletmeyi veya onlara destek olmayı biliyor musunuz? Aslında her ikisini de eş zamanlı olarak yapabilirsiniz; çünkü IQ (bilişsel zeka) ile EQ (duygusal zeka) arasında açık bir ilişki vardır. Örneğin, Cotruş ve arkadaşlarının 2012 yılındaki çalışması, IQ ile empati becerileri arasında pozitif bir korelasyon olduğunu ortaya koymuştur. Yani, yüksek düzeyde empati kurabilmek, yüksek düzeyde bilişsel zeka gerektirir. Yüksek bilişsel zeka sadece sorunları hızla çözme yeteneği kazandırmakla kalmaz; aynı zamanda başkalarının duygularını anlamayı ve onların tepkilerini kendi bakış açılarının ışığında değerlendirebilmeyi de sağlar.

Eğitimde duygu ve hislerin öğretilmesinin fazlasıyla hafife alındığını düşünüyorum. Herkes bizden her şeyi —ya da en azından sınırlı bilişsel kapasitemizin elverdiği ölçüde her şeyi— kusursuzca anlamamızı bekliyor. Oysa öğrenme süreci, aslında duygularımızı anlamakla başlar; ki yapılan araştırmalar sayesinde bu durumun giderek daha belirgin hale geldiğini umuyorum. Zira her şeyde olduğu gibi, akademik süreçte ve öğrenme yolculuğunda da hayal kırıklıkları yaşanabilir ve insanı bunaltan durumlarla karşılaşılabilir. Duygularımız meşrudur; ancak bu duygulardan kaynaklanan davranışlar tartışmaya açık olabilir. Dahası, duygularımızı daha iyi anlasaydık daha yaratıcı ve neşeli olur, belki de öğrenme sürecini biraz daha hızlandırırdık. Neden böyle hissettiğimizi ve şu anda neden bu duyguları yaşadığımızı tanımlayıp ortaya koymamız gerekir; böylece kendimizle daha barışık ve rahat olabiliriz. Ayrıca, çevremizdeki farklı insanları anlamanın yolu da öncelikle kendimizi anlamaktan geçer.

Kaynakça

  • Agnoli, S., Franchin, L., Rubaltelli, E., & Corazza, G. E. (2019). The emotionally intelligent use of attention and affective arousal under creative frustration and creative success. Personality and Individual Differences, 142, 242–248. https://doi.org/10.1016/j.paid.2018.04.041
  • Ruiz-Ortega, A. M., & Berrios-Martos, M. P. (2025). The Role of Emotional Intelligence and Frustration Intolerance in the Academic Performance of University Students: A Structural Equation Model. Journal of Intelligence, 13(8), 101. https://doi.org/10.3390/jintelligence13080101
  • Geraci, A., Di Domenico, L., Inguglia, C., & D’Amico, A. (2023). Teachers’ Emotional Intelligence, Burnout, Work Engagement, and Self-Efficacy during COVID-19 Lockdown. Behavioral sciences (Basel, Switzerland), 13(4), 296. https://doi.org/10.3390/bs13040296
  • González-Yubero, S., Palomera, R., Mauri, M., & Falcón, C. (2025). The role of resilient coping as a mediator between trait emotional intelligence and academic motivation in university students. Trends in neuroscience and education, 41, 100272. https://doi.org/10.1016/j.tine.2025.100272
  • Cotruş, A., Stanciu, C., & Bulborea, A. A. (2012). EQ vs. IQ which is most important in the success or failure of a student?. Procedia-Social and Behavioral Sciences, 46, 5211-5213.
  • Castillo, R., Salguero, J. M., Fernández‐Berrocal, P., & Balluerka, N. (2013). Effects of an emotional intelligence intervention on aggression and empathy among adolescents. Journal of adolescence, 36(5), 883-892.
Arda Umut Güner
Arda Umut Güner
Ben Arda Umut Güner, İstanbul Aydın Üniversitesi'nde 3. sınıf öğrenicisiyim. Eğitimimin bu noktasında psikolojinin dokunduğu her şey ile ilgilenmekteyim. Bu süreçte kendimi ve ilgi alanlarımı keşfediyor, keşfettikçe yazılarımda paylaşıyorum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar