Perşembe, Ağustos 27, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Yetişkinlikte Taşınan Çocukluklar

Giriş

Çocukluk, çoğu kişi için geçmişte kalan bir zaman dilimi gibi görünür. Zaman geçtikçe, kişiler olanların geride kaldığını ve artık sadece şu anki hayatlarına odaklanmak istediklerini düşünür. Ama, insan ruhunu inceleyen araştırmalar gösteriyor ki çocukluk, yalnızca geçmişte kalan bir dönem değildir. Aynı zamanda kişinin duygularını nasıl kontrol ettiğini, başkaları ile nasıl ilişki kurduğunu ve kendine nasıl baktığını belirleyen önemli bir gelişme sürecidir. Özellikle bu yıllarda yaşanan duygular, kişilerin zamanla büyüdüklerinde nasıl davrandıkları üzerinde büyük bir rol oynar. Bilim adamları, bu sürecin bireylerin tepkileri üzerinde kalıcı etkiler yapabileceğini söylüyor (McLaughlin ve diğerleri, 2019).

Kimi insanlar eleştirildiğinde çok endişe duyar, etrafında olan bitenden korkar. Kimi insanlar ise herkesin iyi görüşüne sahip olmak ister, sürekli onay arar. Bazı kişiler ilişkilerde terk edilme korkusu ile yaşar. Bir kısmı ise duygusal yakın olmaktan kaçınır, mesafeli kalmak ister. Bu tür davranışlar, yalnızca kişinin kim olduğu ile ilgili değildir. Aynı zamanda, küçükken öğrendiği duygularla baş etme yolları ile de ilgisi olabilir. Yani, büyüdüğümüzde verdiğimiz bazı tepkiler, sadece o an yaşadıklarımız yüzünden olmaz. Bazen, eski anılarda ve daha önce hissettiğimiz duygularda da neyin kaynağı var diye bakmamız gerekir. Geçmişte yaşadıklarımız ve çocukken öğrendiklerimiz, bugün nasıl davrandığımızı etkileyebilir.

Çocukluk Deneyimlerinin Duygusal Gelişim Üzerindeki Etkisi

Çocukluk yaşları, bir insanın hayatında en önemli zamandır. Burada, insan hem kendini hem de çevresini tanır. Anne ve baba ile kurulan iyi ilişki, çocuğun güven duygusunu güçlü yapar. Çocuk sevgiyi ve ilgiyi ailesinden görürse, kendine inanır ve başkaları ile daha kolay ilişkiler kurar. Bazı çocuklar ise anne ya da babasından ilgi görmez. Bazıları ise, anne ve baba her zaman aynı şekilde davranmaz. Böyle durumlarda, çocuk büyüdüğünde kaygılı olur ya da insanlardan uzak durur. Bu yüzden, çocukken yaşananlar, insanın duyguları için çok önemlidir. Yaşanan her şey, çocuğun sosyal ve duygusal yönden nasıl biri olacağını belirler. Araştırmalar da, aile ile kurulan bağın çocukların büyüdükçe nasıl insanlar olacaklarını etkilediğini göstermektedir (Cloitre ve diğerleri, 2019).

Çocuklar, başkalarının sözleri ile olduğu kadar, kendi hisleri ile de etkilenir. Her zaman eleştirilen bir çocuk, yanlış yapmaktan korkmaya başlayabilir. Duygularını açıkça söylemeye çalıştığında gülünürse, bu çocuk kendi hislerini saklamayı seçebilir. Bazı çocuklar ise, yalnızca başarılı olduklarında sevgi gördülerse, büyüdüklerinde her şeyin çok iyi olmasını ister ve mükemmeliyetçi olabilir.

Bu örnekler, çocukken oluşan duyguların, büyük bir insan olduklarında hızlı ve alışkanlık haline gelen tepkilere dönüştüğünü gösterir. İnsan bazen şimdi olan bir olaya değil, eskiden yaşadığı benzer olaylarda gördüğü hislere göre tepki verir. Çocuklukta yaşanan kötü olayların, yetişkinlikte mutsuzluk, endişe ve özsaygı düşüklüğüne yol açtığı, pek çok araştırmada görülmüştür (Infurna ve diğerleri, 2016).

“İçimizdeki Çocuk” Kavramı

Son zamanlarda psikoloji üstüne çok konuşulan “içsel çocuk” düşüncesi, insanın çocuklukta yaşadığı ve hissettiği şeyleri anlatır. Bu kavram, başta kişisel gelişim içinde de çokça geçer. Fakat psikoloji yönünden bakıldığında, çocukken alınamayan ya da görülmeyen bazı duyguların, büyüdükten sonra da insan üstünde etkili olmaya devam ettiğini gösterir.

Mesela, küçükken hep “iyi çocuk” olmak zorunda kalan biri, büyüyünce kendi isteğini her şeyin arkasına koyabilir. Başkalarını üzmekten korkan birçok kişi ise “hayır” diyemez. Çocukken ilgi alamayan insanlar da büyüdüğünde hep takdir ve beğeni peşinde koşabilir. Tüm bu yaşananlar, kişinin küçükken geliştirdiği bazı duygusal yolların, yıllar geçse bile kişinin bir parçası haline geldiğini bize sunar.

Öte yandan, bazı kişilerde çok farklı bir savunma yolu da görülebilir. Duyguları önemsenmeyen ya da hiç duyulmayan evlerde büyüyen çocuklar, zamanla çok kendi başlarına olmayı seçebilir. Bu kişiler büyüdüklerinde yardım istemekte çok zorlanabilirler. Çünkü çocukken içlerinde “ben kimseye bağlı olmamalıyım” düşüncesi oluşur. Bu fikir, onların büyüyünce yakınlığı, sevgiyi ya da dostluğu bir tehlike olarak görmelerine yol açabilir. Yani, başkalarına yaklaşmak onlar için kolay olmaz. Birine güvenmek ya da destek almak, onlarda kaygı uyandırabilir.

Ebeveyn Tutumlarının Uzun Vadeli Etkileri

Anne ve babaların çocuklarıyla kurduğu bağ, kişinin kendini nasıl hissettiğinde büyük rol oynar. Kimse kusursuz değildir; hiçbir anne ya da baba tam olarak mükemmel olmaz. Bir çocuğun yaşadıklarını yalnızca anne ve babasına bağlamak da doğru değildir. Yine de, bir çocuğun duygularının fark edilmesi, anlaşılması ve güvenle karşılanması çok önemlidir. Bu, onun ruhsal gelişimi için çok değerlidir.

Bazı anne ve baba tutumları ilk başta kötü görünmeyebilir. Fakat bu bakış açısı ya da sözler, zamanla çocukta uzun süren izler bırakabilir. Mesela “Ağlama” veya “Bunu büyütüyorsun” gibi cümleler, çocuğun duygularını içine atmasına sebep olabilir. Sürekli başarıya odaklanan bir evde büyüyen çocuk, ancak iyi olduğunda bir değer taşıdığını düşünebilir. Bu ise, büyüdüğünde kaygı, hata yapma korkusu ve bitkinlik hissetmesine yol açabilir. Bu yüzden anne ve babanın yaklaşımı hem kısa sürede hem de yıllar sonra çok önemli olabilir.

Geçmişin İzleri Değişebilir mi?

Çocukluk zamanında yaşanan şeyler, kişinin büyüyünce nasıl biri olacağını her yönüyle belirlemez. İnsan aklı çok değişebilir, çok esnektir. Kişi kendini tanıdıkça eski, alışmış olduğu davranışları fark edebilir. Özellikle terapiye gitmek, insanın geçmişte başına gelenleri anlamasına yardımcı olabilir. Böylece kişi, şimdi yaşadığı olaylara nasıl tepki verdiğini daha iyi görebilir.

Bir kişi güven duygusu kurarsa, duygularını rahatça gösterebilir ve kendine iyi davranırsa bu iyileşme için önemlidir. Çünkü kişi, çocukken bulamadığı sevgiyi veya anlayışı, büyüdükten sonra kurduğu sağlıklı ilişkiler sayesinde görebilir ve hissedebilir. Kendine karşı daha iyi olmak ve etrafındakilerle sağlam bağlar kurmak kişinin daha iyi hissetmesine yol açar.

Sonuç

Çocukluk zamanı her zaman arkamızda kalmaz. İnsan büyüse de, o yıllardan kalan bazı duygular ve alışkanlıklar bizimle beraber gelir. Savunma şekillerimiz, ilişki kurma yollarımız ve gün içinde verdiğimiz tepkiler geçmişten izler taşır. Fakat bu, kişinin hiç değişemeyeceği ya da hep böyle kalacağı demek değildir. Geçmişi anlamak ve kendi içimizde kalan küçük çocuğu fark etmek bir başlama noktası olabilir. O çocuğun hâlâ anlaşılmaya, görülmeye ve güvende hissetmeye ihtiyacı vardır. Bu ihtiyacı bilmek ve kendimize biraz daha özen göstermek, belki de iyileşmenin ilk adımıdır.

Kaynakça

  • Kaynakça
  • Cloitre, M., Khan, C., Mackintosh, M. A., Garvert, D. W., Henn-Haase, C., Falvey, E. C., & Saito, J. (2019). Emotion regulation mediates the relationship between adverse childhood experiences and physical and mental health. Psychological Trauma: Theory, Research, Practice, and Policy, 11(1), 82–89. https://doi.org/10.1037/tra0000374
  • Infurna, M. R., Reichl, C., Parzer, P., Schimmenti, A., Bifulco, A., & Kaess, M. (2016). Associations between depression and specific childhood experiences of abuse and neglect: A meta-analysis. Child Abuse & Neglect, 51, 9–17. https://doi.org/10.1016/j.chiabu.2015.11.007
  • McLaughlin, K. A., Weissman, D., & Bitrán, D. (2019). Childhood adversity and neural development: A systematic review. Annual Review of Developmental Psychology, 1, 277–312. https://doi.org/10.1146/annurev-devpsych-121318-084950
Asya Aldemir
Asya Aldemir
Ben Psikolog Asya Aldemir. Haliç Üniversitesi İngilizce Psikoloji bölümü mezunuyum . Mesleki yolculuğumda bilişsel davranışçı terapi, oyun terapisi ve anaokulu danışmanlığı alanlarında eğitimler alıp; devlet hastanesi, danışmanlık merkezi ve okul ortamlarında staj deneyimleri edindim. Özellikle çocukluk, duygusal gelişim ve gündelik yaşamın psikolojiyle kesiştiği konular üzerine yazılar yazıyorum. Psikolojik bilgiyi daha anlaşılır, samimi ve ulaşılabilir bir dille aktarmayı amaçlıyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar