Merhaba sevgili sen. Heyecanla beklediğimiz yeni yılın ilk günlerinden seni sevgi ve özlemle kucaklıyorum. Seni bilemem ama ben, senin ile buluşmak için sabırsızlanıp durdum. Sahi, yılın son gecesi nasıldı.. Vedayla ışıltının aynı anda düştüğü o an? Umuyorum ki aklından geçen tüm dileklerini dileyebilmek için yeterli zamanın olmuştur. Umuyorum ki aklından geçen tüm dileklerini dileyebilmek için yeterli zamanın olmuştur.
Öyle düşünüyorum ki yılın son gecesi bazen bir masal kapısı gibidir; açılırken gıcırdamaz, ışık sızdırır. Çook eskilerde anlatılana göre bir yüzü dünü, diğer yüzü de yarını gören iki yüze sahip bir tanrı varmış. Fakat bu tanrı ne dünü silebilirmiş, ne de yarını çekip getirebilirmiş. Elindeki tek gücü ise bu iki zamana aynı anda bakabilmek ve onları beklemekmiş. İnsanlar ona “Başlangıçların Efendisi” derlermiş, ama esasen o sadece bu aralığın bekçisiymiş. Hiçkimseler adını fısıldamazmış, çünkü zaten o fısıltının kendisi başlangıçmış. Ve sonradan öğrenmişler ki, o bekçinin adı başlangıçların, geçişlerin, kapıların ve zamanın tanrısı Janus’muş; ama biz onu yeni yılın kendisi sandık hep. Sonra gökte bir yıldız doğarmış her yıl, diğerlerinden parlak ve diğerlerinden eski. Gökyüzünde saçtığı ışıkla aydınlıkların en güzelini, en bulunmazını yaratan bu yıldız kimseye yön göstermez ve kimseye vaatte bulunmazmış; sadece gökyüzünde alabildiğine parlar ve “Döngü tamamlandı, şimdi yenisi mümkün” dermiş. O yıldızın da adı Sirius’muş, meğer. Ama biz onu da dileklerin ışıltısı sanmışız.
Peki sen ne diledin dediğini duyar gibiyim. Okumaya devam et sevgili sen, belki göklere fısıldadığım dileğimi sen de duyarsın.
Psikoloji Işığında Yeni Yılın Affetme Etkisi
Yeni yıl yaklaştığında beynimiz bize ilginç bir oyun oynar. Psikolojide buna “temiz sayfa etkisi” (fresh start effect) denir; sembolik başlangıçlar zihinde değişim için kısa ama güçlü bir başlangıç penceresi aralar. Fakat hemen ardından beynin negatiflik yanlılığı devreye girer ve geride kalan yılın iyi an(ı)larından çok, keder ve hatalı ile dolu olanları daha net hatırlarız. Bu yüzden umutla heyecan aynı anda yükselir, ama iç ses bazen gölge düşürür.
Yılın son günlerindeki coşku ise bir başka bilimsel gerçeği gösterir: duygusal bulaşma. Kalabalığın heyecanı, yüzlerdeki saf mutluluk, rengarenk ışıklar ve süslerle bezenmiş sokaklar bireyin umut, kendine olan inanç seviyesini yükseltir, yalnızlık hissini azaltır. Ama bilim bize asıl şunu fısıldar: Kalıcı değişim, motivasyonla değil, öz-şefkat ve kimlik ile güçlenir. Çünkü insan kendini “düzeltilecek bir proje” gibi gördüğünde yavaşça tükenir; affedilebilir bir insan gibi gördüğünde ise dönüşmeye başlar. Ve tam burada umut yön değiştirir. Çünkü kendinizi affetmek, unutmak değil; içsel mahkemenizin hükmünü bozmaktır. Kendini affetmek, geçmişi reddetmek değil, onu yeniden anlamlandırabilmek ve ona farklı bir pencereden bakabilmektir.
Vedanın Ve Başlangıcın Işıltılı Son Gecesi
Ve işte o ışıltılı, baş döndüren son gece.. Saatler gece yarısına yaklaşırken sevinç ve heyecan artıyor, bazılarımız gökyüzüne haykırarak dileklerini bırakırken bazıları daha düşük seste, bazıları ise içinden tekrarlıyor dileklerini, kimseciklere duyurmadan sesini. Yılın son nefesinde, Janus’un iki yüzü gibi geçmişe ve geleceğe aynı anda bakıyorum. Bir yanda bıraktığım yükler, hatalar ve kırık sözler; diğer yanda bir kitabın henüz yazılmamış sayfaları. Kalabalığın gökyüzüne savurduğu dileklerin uğultusu arasında Sirius, en parlak haliyle geceyi delip geçiyor; ışığı sessiz, değişmez, sadece orada. Fakat bu sefer dileğimi gökyüzünde bırakmadım. Hiç beklemeden onu oradan aldım ve yeni kitabımın ilk sayfasına ekledim. Öğrendim ki, yeni bir başlangıç yapmak ve kendi kitabını yazmak istiyorsan öncelikle kendini dilemeliymişsin senden. Kendini affetmeliymişsin önce, olduğun gibi, öylece.. Hatırlar mısınız büyüklerimiz masalları anlatırken: mutlu sonlar yeni başlangıçlardır derdi. Evet her yeni yıl mutlu bir son ile bitmez. Fakat biliriz ki yeni başlangıçlar için, son mutlu da olsa kederli de olsa kapıyı aralamıştır artık gitmek için, geri sayıma başlamıştır. Ve o an biz de açılan kapıdan ışıklar girsin, dileklerimiz göğe ulaşsın diye geri sayıma eşlik ederiz. Ve belki de bu yüzden en gerçek dilek, en parlak değil, en içten söylenendir. Tıpkı masalın sonunda olduğu gibi.. Kahraman kılıcını çektiği için savaşı kazanmaz; zırhını indirip yarasını kabul ettiği içindir.
İşte ben de bizim için 2026’nın eşiğine böyle bıraktım dileğimi. Çünkü bazen yeni bir başlangıç için güçlü olmamız gerekmiyor, sadece cesur ve affedici olmamız yetiyor. Ben; affımı diliyorum kendimden. Onu kabul etmediğim, kırdığım, üzdüğüm, onu bulamadığım her an için af diliyorum. Ve karar verildi: içsel mahkeme yazarın kendi affına yönelik talebini kabul etti. Dilek, gökyüzünde sıkışıp kalmadı; o artık özgür.


