Perşembe, Aralık 4, 2025

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Travmanın Coğrafyası: Gazze

Sessizliğin İçinde Yankılanan Çığlık

Gazze… Bir şehir değil artık. Travmanın adresi, insanlığın utancının yankılandığı bir coğrafya.

Gazze’de bir çocuk ağladığında; bu sadece bir ses değildir — bir toplumun ruhuna kazınan acının yankısıdır. Her patlamanın ardından yalnızca binalar değil, güven duygusu da yıkılır.

Bir çocuğun, annenin, babanın iç dünyasında kopan o sessiz fırtınaları kim duyuyor gerçekten?
Savaş; sadece insanları değil, anlamları da öldürür.

Bir çocuğun “ev” kelimesini duyduğunda ilk düşündüğü şey “enkaz” oluyorsa, orada insanlığın aldığı yaranın ağırlığını fark etmeliyiz.

Dünya ise bütün bu süreci izliyor ve sadece “kınamakla” yetiniyor. Fakat dünyanın bütün halkları Gazze’deki insanlık dramından psikolojik olarak ciddi biçimde etkileniyor.
Bu yüzden Gazze’de yaşananlar sadece politik bir kriz değil, ruhun coğrafyasına işlenen bir kolektif travmadır.

Travmanın Haritası: Bir Neslin Kırık Zihinleri

Psikolojide travma, kişinin güven duygusunun yerle bir olduğu an olarak tanımlanır.
Gazze’de çocuklar, kadınlar, yaşlılar, gençler için bu an yıllardır hiç bitmiyor. Sürekli siren sesleri, kayıplar ve ölümle burun buruna bir çocukluk…

UNICEF’in 2023 raporuna göre, Gazze’deki çocukların %80’i travma belirtileri göstermektedir (UNICEF, 2023). Bu oranın bugün hangi seviyelere ulaştığını düşünmek bile korkutucu.

Savaş bölgelerinde büyüyen çocuklarda hipervijilans adı verilen bir durum gelişir — beyin sürekli tetikte kalmayı öğrenir.
Bu, sadece bir savunma mekanizması değil; zihin için kronik bir yorgunluk hâlidir.

Bir çocuk her sesin ardından sığınacak yer arıyorsa,
o çocuk artık dünyaya değil, korkuya aittir.

Ve bu sadece onların değil; bizim de yüreğimizin en karanlık köşesine işleyen bir gerçektir.

Sekonder Travma: Savaşın Görünmeyen Yüzü

Travma sadece yaşayana değil, tanık olana da bulaşır.

Televizyonda bir haber izlerken gözlerin doluyorsa, kalbin sıkışıyorsa…
Sen de o travmanın sessiz tanığısındır.

Bu durum, psikolojide “sekonder travma” olarak bilinir.
Yani bir başkasının acısına tanıklık etmek bile ruhu yorar, vicdanı ağırlaştırır.

Gazze’de yaşananlar, dünyanın dört bir yanındaki insanların içsel dengesini de bozuyor.
Dünya halkları, hangi dine veya siyasi görüşe sahip olursa olsun, bu zulmü kabullenemiyor.

Çünkü adalet duygusunun zedelendiği yerde psikolojik huzur kalmaz.
Ve biz ne kadar sessiz kalırsak, o kadar çok ruh ölür.

Umut: Enkaz Altından Yaşam’a Tutunmaya…

Yine de, bütün bu yıkımın ortasında bir şey var: UMUT.

Umut, insana en zor şartlarda bile tutunma gücü verir.
Kimisi evladı için, kimisi ana-babası için, kimisi vatanı için…

Bir insanın hayatı bitmediyse, umudu hâlâ devam ediyordur.

Gazze’deki insanlar, her şeylerini kaybetmelerine rağmen yaşamaya, sevmeye, direnmeye devam ediyor.

Bir çocuk enkazdan çıkar çıkmaz, sanki dünyaya yeniden gelmiş gibi merakla gökyüzüne bakabiliyorsa,
işte orada insanın umuda olan aşkı gün yüzüne çıkar.

Çünkü umut, en karanlık zamanlarda bile insanın kaybedeceği en son şeydir.

Gazze’deki bir annenin çocuğuna sarılışı, psikolojideki en saf iyileşme anlarından biridir.
Bazı yaralar kanla değil, bağla iyileşir.

Ve belki de Gazze’nin en büyük direnişi, hâlâ sevmeye devam eden kalplerde gizlidir.

Son Söz: İnsanlığın Aynasında Gazze

Gazze bize şunu hatırlatıyor:
Savaş sadece toprakları, toplumları değil; insanın kendine olan inancını da yok eder.

Bizlerin, her şeyden önce insan olarak çok önemli bir sorumluluğu var:
Hangi görüşten, dinden veya milletten olursak olalım, unutmamalıyız ki merhamet ve vicdan evrensel kavramlardır.

Ve en önemlisi, insanlığını kaybetmemiş yürekler olarak haksızlığa karşı ses çıkarmaktır.

Travmanın coğrafyası bazen Gazze olur, bazen başka bir yer.
Ama travma her zaman aynı yere dokunur: insanın güven duygusuna.

Bu yüzden empati, sadece anlamak değil; hissetmeye cesaret etmektir.
Unutmak değil, anlam verebilmektir.

Gazze’nin hikayesi, insanlığın psikolojik bir aynasıdır.
Ve belki bir gün, dünya sessiz kaldığı bu acıya gerçekten kulak verdiğinde,
insanlık yeniden iyileşmeye başlayacaktır.

Tevfik Fikret’ten Bir Hatırlatma

Ey fazilet, nerede, hangi mezar saklıyor seni?
Korku, bu zifirî gecede dumanlanıyor, her şey kapkara…
Lâkin unutma ki, her karanlık gecenin sonunda bir sabah vardır,
Ve gökyüzü, o sisi dağıtacak yeni bir güneşle doludur.

Sevgiyle kalın.

Eren Yener
Eren Yener
Eren Yener, psikolog ve yazar olarak; Psikolojik Test Değerlendirmesi, Çocuk ve Ergen Psikolojisi, Çift Danışmanlığı, Bireysel Danışmanlık, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), Sosyal Fobi, Mindfulness Temelli Terapi, Bilişsel Davranışçı Terapi, Travma Terapisi ve Spor Psikolojisi alanlarında deneyim sahibidir. Lisans eğitimini psikoloji üzerine tamamlayan Yener, TÜBİTAK 2209-A kapsamındaki “Sosyal Medya ve İyi Oluş” araştırmasında araştırmacı olarak yer almıştır. Sosyal medyada psikoloji ve kişisel gelişim içerikleri üreten Yener, psikolojiyi anlaşılır hale getirmeyi ve bireylerin ruh sağlığını güçlendirmeyi misyon edinmiştir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar