Cumartesi, Mayıs 9, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Sağlık Çalışanlarında Fark Edilmeyen Ruhsal Ağrılar

Sağlık çalışanlarında bel ve omurga sağlığı sorunları, mesleki risk faktörlerinin yoğunluğu nedeniyle yaygın olarak görülmektedir. Bununla birlikte, güncel literatür bu sorunların yalnızca fiziksel yüklenmeye bağlı olmadığını, psikolojik durum ile güçlü ve çift yönlü bir etkileşim içinde olduğunu göstermektedir.

Sağlık çalışanlarında bel ağrısı ile psikolojik faktörler arasındaki ilişkiyi biyopsikososyal model çerçevesinde incelersek; alanyazın, algılanan stres, tükenmişlik ve uyku bozukluklarının bel ağrısı gelişimini ve kronikleşmesini artırdığını; buna karşılık kronik ağrının da psikolojik iyi oluşu olumsuz etkilediğini ortaya koymaktadır.

Bu çift yönlü ilişki, sağlık çalışanlarının fiziksel ve psikolojik sağlığının bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini göstermektedir. Omurga sağlığını korumaya yönelik müdahalelerin ergonomik düzenlemelerin ötesine geçerek psikososyal bileşenleri de içermesi önem arz etmektedir.

Sağlık Çalışanlarında Artan Fiziksel ve Psikolojik Yük

Sağlık çalışanları, yüksek fiziksel ve psikolojik taleplerin eş zamanlı olarak deneyimlendiği meslek gruplarından biridir. Özellikle hasta transferi, uzun süre ayakta kalma ve tekrarlayıcı hareketler gibi iş gereklilikleri, kas-iskelet sistemi üzerinde önemli bir yük oluşturmaktadır.

Bu bağlamda, bel ağrısı sağlık çalışanları arasında en yaygın mesleki sağlık sorunlarından biri olarak öne çıkmaktadır (Davis & Kotowski, 2015). Çeşitli epidemiyolojik çalışmalar, bu grupta bel ağrısı prevalansının %40 ile %60 arasında değiştiğini göstermektedir (Serranheira ve ark., 2015).

Bununla birlikte, bel ağrısının yalnızca biyomekanik faktörlerle açıklanamayacağı giderek daha fazla kabul görmektedir. Psikolojik süreçler, ağrının ortaya çıkmasında, algılanmasında ve sürdürülmesinde önemli rol oynamaktadır.

Stres ve Tükenmişliğin Ağrı Üzerindeki Etkisi

Özellikle algılanan stres düzeyinin yüksek olması, bel ağrısı gelişme riskini artırmaktadır (Heuch ve ark., 2013). Stresin kas gerginliğini artırması, merkezi sinir sistemi üzerinden ağrı algısını modüle etmesi ve bireyin dikkatini ağrıya yöneltmesi, bu ilişkinin temel mekanizmaları arasında yer almaktadır.

Sağlık çalışanlarında sık görülen tükenmişlik sendromu da bu süreçte önemli bir değişken olarak karşımıza çıkmaktadır. Yüksek iş yükü, zaman baskısı ve düşük iş kontrolü hem psikolojik tükenmişliği hem de fiziksel ağrı şikâyetlerini artırmaktadır (Yip, 2001).

Tükenmişlik düzeyi yüksek bireylerde ağrı algısının arttığı ve iyileşme süreçlerinin uzadığı bildirilmiştir. Bu durum, bel ağrısının kronikleşmesine zemin hazırlayan önemli bir risk faktörüdür.

Uyku Bozuklukları ve Ağrı Döngüsü

Uyku kalitesi de sağlık çalışanlarında bel ağrısı ile ilişkili bir diğer kritik değişkendir. Vardiyalı çalışma düzeni, sirkadiyen ritmin bozulmasına ve uyku kalitesinin düşmesine neden olmaktadır.

Yetersiz uyku, hem fizyolojik iyileşme süreçlerini sekteye uğratmakta hem de psikolojik dayanıklılığı azaltmaktadır (Kelly ve ark., 2011). Bunun sonucunda, bireylerin ağrı eşiği düşmekte ve ağrı deneyimi şiddetlenmektedir.

Uzun süre devam eden uyku problemleri, kişinin yalnızca fiziksel dayanıklılığını değil; dikkat, duygu düzenleme ve stresle baş etme kapasitesini de olumsuz etkileyebilmektedir.

Ağrıya Yüklenen Anlam ve Kaçınma Davranışları

Ayrıca, bireyin ağrıya ilişkin bilişsel değerlendirmeleri ve inançları da önemli rol oynamaktadır. Ağrının iş kaynaklı olduğuna dair güçlü bir inanç ya da hareketten kaçınma davranışı, ağrının sürmesine ve kronikleşmesine katkıda bulunmaktadır (Linton, 2000).

Bu tür bilişsel ve davranışsal süreçler, ağrı deneyimini şekillendiren temel unsurlar arasında yer almakta ve “fear-avoidance” modeli ile açıklanmaktadır (Linton & Shaw, 2011).

Kişi ağrı hissettikçe hareketten kaçınmakta, hareketten kaçındıkça fiziksel kapasitesi düşmekte ve bu durum zamanla ağrının daha yoğun algılanmasına neden olabilmektedir. Böylece fiziksel ağrı ile psikolojik gerilim birbirini besleyen bir döngüye dönüşebilmektedir.

Biyopsikososyal Modelin Önemi

Tüm bu bulgular, bel ağrısının anlaşılmasında biyopsikososyal modelin önemini ortaya koymaktadır. Bu model, biyolojik, psikolojik ve sosyal faktörlerin birbiriyle etkileşim içinde olduğunu ve sağlık durumunu birlikte belirlediğini ileri sürmektedir (Engel, 1977).

Sağlık çalışanları özelinde değerlendirildiğinde, fiziksel iş yükü, psikolojik stres ve çalışma koşullarının birlikte ele alınması gerekmektedir.

Öte yandan, bel ağrısı ile psikolojik durum arasındaki ilişki çift yönlüdür. Kronik bel ağrısı, depresyon ve anksiyete gibi psikolojik sorunlarla ilişkili bulunmuştur (Bair ve ark., 2003).

Ağrının neden olduğu işlev kaybı ve yaşam kalitesindeki azalma, bireyin psikolojik durumunu olumsuz etkileyerek bir kısır döngü oluşturmaktadır. Bu döngüde artan stres ağrıyı şiddetlendirirken, artan ağrı da stres düzeyini yükseltmektedir.

Sonuç: Sağlık Çalışanlarının Ruhsal Yükünü Görmek

Bu doğrultuda, sağlık çalışanlarının bel ve omurga sağlığını korumaya yönelik müdahalelerin yalnızca ergonomik düzenlemelerle sınırlı kalmaması gerektiği açıktır.

Psikolojik destek programları, stres yönetimi eğitimleri ve iş yükünün dengelenmesi gibi çok boyutlu yaklaşımlar, daha etkili ve sürdürülebilir sonuçlar sağlayabilir.

Çünkü sağlık çalışanları yalnızca fiziksel yorgunluk taşımamakta; aynı zamanda yoğun duygusal yük, sürekli stres ve görünmeyen ruhsal baskılarla da mücadele etmektedir.

Toplumun sağlığını koruyan bireylerin kendi psikolojik iyi oluşlarının desteklenmesi, hem bireysel sağlık hem de sağlık sisteminin sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşımaktadır.

Kaynakça

Bair, M. J., Robinson, R. L., Katon, W., & Kroenke, K. (2003). Depression and pain comorbidity: A literature review. Archives of Internal Medicine, 163(20), 2433–2445. https://doi.org/10.1001/archinte.163.20.2433

Davis, K. G., & Kotowski, S. E. (2015). Prevalence of musculoskeletal disorders for nurses in hospitals. International Journal of Occupational Safety and Ergonomics, 21(3), 1–10. https://doi.org/10.1080/10803548.2015.1029302

Engel, G. L. (1977). The need for a new medical model: A challenge for biomedicine. Science, 196(4286), 129–136. https://doi.org/10.1126/science.847460

Heuch, I., Heuch, I., Hagen, K., & Zwart, J. A. (2013). Does mental distress predict low back pain? European Journal of Pain, 17(1), 128–138. https://doi.org/10.1002/j.1532-2149.2012.00190.x

Kelly, G. A., Blake, C., Power, C. K., O’Keeffe, D., & Fullen, B. M. (2011). The association between chronic low back pain and sleep. Clinical Journal of Pain, 27(2), 169–181. https://doi.org/10.1097/AJP.0b013e3181f3bdd5

Linton, S. J. (2000). A review of psychological risk factors in back and neck pain. Spine, 25(9), 1148–1156. https://doi.org/10.1097/00007632-200005010-00017

Linton, S. J., & Shaw, W. S. (2011). Impact of psychological factors in the experience of pain. Physical Therapy, 91(5), 700–711. https://doi.org/10.2522/ptj.20100330

Serranheira, F., Sousa-Uva, M., & Heranz, F. (2015). Work-related musculoskeletal disorders in nurses. Work, 51(4), 1–9. https://doi.org/10.3233/WOR-141938

Yip, Y. B. (2001). A study of work stress, patient handling activities and the risk of low back pain among nurses. Journal of Advanced Nursing, 36(6), 794–804. https://doi.org/10.1046/j.1365-2648.2001.02052.x

berktuğ atalay
berktuğ atalay
Berktuğ Atalay, Dokuz Eylül Üniversitesi’nde Psikoloji alanında lisans eğitimini sürdürmektedir. Ayrıca Türkiye Vücut Geliştirme, Fitness ve Bilek Güreşi Federasyonu bünyesinde gerçekleştirilen eğitimler ile antrenörlük belgesini almıştır. Bir dönem aktif olarak antrenörlük yapmıştır. TÜBİTAK 2209-A programı ile spor ve egzersiz psikolojisi alanında bir çalışma yapmıştır. Staj geçmişi ile de klinik psikoloji alanında deneyim kazanmıştır. Devam eden akademik çalışmaları ise klinik, spor ve egzersiz psikolojisi üzerine yoğunlaşmaktadır. Daha öncesinde farklı platformlarda nöropsikoloji, egzersiz psikolojisi üzerine yazılar yazmıştır. Kariyerine hem akademisyen olarak hem de antrenör olarak devam etmek isteyen Berktuğ Atalay nöropsikoloji, klinik, spor ve egzersiz psikoloji alanlarında eğitim almak ve antrenörlük derecesini yükseltmeyi planlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar