Hayatımızda var olan ve devam eden her ilişkimizin dinamiği farklıdır. Fakat bunların ortak noktası olan temas; ilişkilerde oluşan bağlanma stillerinde önemli bir yere sahiptir. Aslında temasın birçok boyutu vardır. Fiziksel temas, beden dili ile kurulan temas ve sözel temas. Bunlar benim tespit ettiğim ve üzerine konuşacağım boyutları. İlk olarak fiziksel temasın ilişkilerdeki güven ve sevgiyi nasıl oluşturduğunu bir deney üzerinden anlatacağım. Yavru maymunlar kendilerine besin veren tel “anne” yerine temas eden (yumuşak, sıcak kumaş anne) anne modeline bağlanmıştır. Yani bağlanmada temel belirleyici beslenme değil, fiziksel temas ve güven hissidir. Bu deney üzerinden de anlayacağımız üzere en temelde güvenli ilişkinin başlamasında ve devamında bakım verenin teması, ilgisi ve şefkati bebeğin güvenli bağlamasında oldukça etkilidir. Ebeveyn ve çocuklar için dönemsel gelişimlerine katkı sağlamada temas oldukça önemlidir. Örneğin çocukla konuşurken çocuğun göz temasına inerek konuşmak, çocuğun şefkate ihtiyacı olduğunda başının okşanması ve sarılmak, çocuğa duygusal anlamda çok önemli destek sağlamaktadır. Bunun yanı sıra çocuğun paylaşımlarını dikkatlice dinleyip geri dönüşler sağlamak çocuğun duygusal yönüne temas etmeyi ve çocuğun ebeveyni ile sağlıklı ilişki kurmasını sağlar. Ruth Feldman’ ın “senkronizasyon” (uyumlanma) kavramı bu durumu şöyle açıklar.
Ebeveyn ile çocuk arasında: Göz teması, ses tonu ve dokunma birlikte bir duygusal ritim oluşturur. Bu senkron;
-
Beyin gelişimini destekler
-
Empati kurma becerisini artırır
-
İleride sağlıklı ilişkilerin temelini oluşturur.
Ebeveyn ve çocuk arasında bu ilişki sağlanamadığı zaman çocukta stres, kaygı ve fiziksel sorunları da beraberinde getirir. Yapılan diğer bir çalışmada ise ebeveyn ve çocuklar arasındaki temasın duygusal boyutunun yanında bir de fizyolozik yanının olduğu araştırılmıştir. Araştırma sonuçlarına göre ebeveyn ve çocuk arasındaki temas, kortizolü (stres hormonu) düşürür. Serotonin ve dopamini artırır. Özelliklede bebeklerde, daha hızlı kilo alımı, daha iyi uyku ve sakin davranışlar gösterdiği tespit edilmiştir. Yaşamın ilerleyen dönemlerinde sosyal çevre, romantik ilişkiler ve kurulan dostluklarda da temasın önemi büyüktür. Sosyal çevrede kurulan temasta her ilişkide olduğu gibi bazı sınırlar vardır. Karşılıklı tarafların bu sınırlara uyması gerekir. Bir de toplum tarafından alışılagelmiş ve kabullenilmiş sosyal çevreyle kurulan ilişki vardır. Örneğin yardıma ihtiyacı olan bir insana onun izin verdiği kadar yardım etmek yanında bulunmak sosyal çevre ile kurulan olumlu bir temastır. Kurulan bu olumlu temas insanın, insan olmasının gerektirdiği davranışları yapmasında hem karşı tarafın hem de kendisinin yararı açısından oldukça önemlidir.
Arkadaşlık Ve Romantik İlişkilerde Temas’ın Etkileri
Temas’ın bebeklikte ve çocuklukta kurulan ilişkilerdeki katkısının ne kadar önemli olduğundan bahsetmiştik. Yetişkinlikte kurulan ilişkilerdeki temasın rolünü anlatacağım. İlk olarak romantik ilişkilerdeki temasla ilgili yapılan araştırmaların birkaç tanesinden bahsedeceğim. 2024’de yapılan araştırmada; 110 kişiye, aralarında çiftler ve yabancılar bulunuyor. El ele tutuşmaları istenmiş ve bu sırada EEG yöntemi ile beyin hareketleri incelenmiş. Sonuçlara göre çift olan kişilerdeki temas, beyin senkronizasyonunu artırıyor. Yabancı kişilerde ise hiçbir etkisinin olmadığı saptanmış. Yani romantik ilişkilerdeki fiziksel, duygusal ve sözel her türlü temas ilişki kalitesini artırıyor. Daha güvenli ve konforlu bir ilişki halini alıyor. Temas sadece “duygu” değil. Ölçülebilir nörobiyolojik bir bağ. Bu eşsiz bağ ilişkilerdeki güvenin, sevginin ve uyumun en önemli göstergesi.
Romantik ilişkilerde ve arkadaşlık ilişkilerinde temasın ortak etkilerinden söz edelim. Fiziksel temas duygusal bağı güçlendiriyor ve stres seviyesini azaltıyor. Yapılan bir başka çalışmada ise ilişkilerdeki temasın mutlulukla doğru orantılı olduğu tespit edilmiştir. Sevdiğimiz kişilerle ne kadar göz göze konuşursak, onlara sarılır, ellerini tutarsak o kadar mutlu oluyoruz. Aslında temas ilişkilerdeki yakınlığı ve birlikte olmanın getirdiği sorumlulukları yumuşatıyor. Örneğin bir ilişki içerisinde taraflar arasından bir kişi çok öfkeli. Diğer kişinin öfkeli olan kişinin duygusuna temas etmesi, onun öfkesini anlamaya çalışması veyahut onun sakinleşmesini sağlamak için o sırada öfkesini yaşamasına izin vermesi duygusal temasın en güzel sonucudur.
Temasın az ya da hiç olmadığı ilişkilerde bazı olumsuzluklar yaşanabiliyor. Kişilerin kaygı ve stres seviyesi artıyor. Birbirlerine tahammülleri kalmıyor. Birbirleri ile en temelde göz teması kurarak iletişim kurmaktan bile kaçınıyorlar. Birbirlerinden gittikçe uzaklaşıyor ve içten içe yoğun bir öfke besliyorlar. Her ne kadar fiziksel olarak yakın olsalar da ruhları birbirinden uzaklaşıyor. “Hâlbuki bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi, kalbinizi dolduran duygular kalbinizde kaldı.” Ne güzel söylemiş Behçet Necatigil. Bir bakış bir dokunuş ne kadar kıymetli. Sevdiklerimize karşı esirgediğimiz her duygu bize yalnızlığı ve mutsuzluğu getirir. Çocuklarımıza sevdiğimizi söylemez ve göstermezsek, onların başını okşamaz öpüp koklamaz sarıp sarmalamazsak nasıl hissederler güvende olduklarını. İhmal ettiğimiz her şey bir yerde belki bizim bile haberimiz olmadan solup gidiyor. İnsanlar’ın arkadaşlık ilişkilerinde en önem verdiği şeylerin başında kendini iyi hissetmediği zamanlarda başını yaslayacağı bir omuz, onu anlayan bir çift göz. Ya da tam tersi mutlu olduğunda koşup sarılmak, mutluluğunu paylaşmak. İlişkilerde çok dikkat etmesek de temasın ne kadar önemli olduğunu hem yapılan araştırmalarca hem de hayatın içinden deneyimlerimizle gördük.
Hâlâ yaşıyorken sevelim. Sevdiğimizi söyleyelim. Sevdiklerimizin gözlerinden gözlerimizi, ellerinden ellerimizi ayırmayalım. Ufak olarak gördüğümüz her detayın ilişkiler için ne kadar önemli olduğunu unutmayalım. Sözün özü sevgimizi sevdiklerimize göstermekten kaçınmayalım. Sevgiyle kalın…
Kaynakça
Field, T. (2010). Touch for socioemotional and physical well-being: A review. Developmental Review, 30(4), 367–383.
Hertenstein, M. J., & Keltner, D. (2011). Gender and the communication of emotion via touch. Sex Roles, 64, 159–169.
Reis, H. T., & Shaver, P. (1988). Intimacy as an interpersonal process. In S. Duck (Ed.), Handbook of personal relationships (pp. 367–389). John Wiley & Sons.
Murphy, S. K., & Kober, H. (2016). The neurochemistry of touch and attachment: Oxytocin and interpersonal bonding. Neuroscience & Biobehavioral Reviews, 63, 47–56.
Coan, J. A., Schaefer, H. S., & Davidson, R. J. (2006). Lending a hand: Social regulation of the neural response to threat. Psychological Science, 17(12), 1032–1039.


