Cumartesi, Nisan 25, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Bağ Kurmak, Yüzeysel İlişkiler ve Derin Bağ Kurmanın Zorluğu

İnsan bazen başkalarıyla değil, en başta kendisiyle bağ kuramadığı için zorlanır. Ne hissettiğini tam bilemez, hissettiklerini ifade etmekte zorlanır, hatta bazen hissetmemeyi tercih eder. Çünkü bazı duygularla temas etmek zordur ve kişi kendi içinde ne yaşadığını anlamadığında, başkasına da kendini anlatamaz.

Bugün birçok insan yalnız değil ama temassız. Yüzeyde birçok ilişki var ama derinlik yok. İletişim var ama bağ yok. Bütün bunlar, insanın iç dünyasında yavaş yavaş tarifi zor bir boşluk büyütmeye başlar. Derin bağ kurmanın gerektirdiği sorumluk duygusundan uzaklaşmak kısa vadede rahatlatan hatta özgürleştiren bir duygu gibi gelebilir ancak zaman içerisinde insanın ruhunu farkında olmadan çürüten bir tarafa geçiş yapabilir. Bütün bunların temelinde kendiyle bağ kuramamanın izleri yatıyor olabilir.

Kendiyle Temas Kuramayan Başkasıyla Kurabilir mi?

Birine kendini anlatabilmek için önce ne hissettiğini bilmek gerekir ama birçok insan için asıl zorluk tam da buradır. “İyiyim” demek adettendir, kolaydır ama gerçekten nasıl olduğunu bilmek ve ifade edebilmek her zaman kolay değildir. İnsan bazen üzgün mü, kırgın mı, öfkeli mi veya başka hangi duyguda olduğunu ayırt edemez. Bazen sadece adı konulamayan, tam olarak ifade edilemeyen bir huzursuzluk hissi vardır. Bazen de duygular hissedilir ama adı konamaz, ifadesi zordur. Bu belirsizlik zamanla kişinin kendine olan temasını zayıflatır. Bir noktadan sonra ise davranışlara ve kelimelere yansır.

Bazıları ise zamanla hissetmemeyi öğrenir. Çünkü hissetmek her zaman kolay değildir, duygular güvenli alan olarak değil, kaçınılması gereken bir deneyim olarak kodlanmıştır. Bu durumun sebepleri kişiden kişiye değişkenlik gösterebilir, deneyimler ve kişide oluşturduğu etkileri özneldir. Ancak gelişim sürecinde gösterilen duygusal reaksiyonlara verilen tepkilerin de önemli etkileri vardır. Mesela, “abartma, bunda ağlanacak ne var/şimdi ağlamanın sırası değil, güçlü ol” gibi cümleler zamanla içselleşir ve kişi kendi duygularını kendinden bile saklamaya başlayabilir. Bu durum kişinin kendisiyle olan ilişkisine mesafe koyarken, çevresiyle olan ilişkisini de olumsuz etkiler. Çünkü kişi kendi duygusuna yaklaşamadığında başkasının duygusuna da yaklaşamaz.

Bağ Kurmak Nasıl Başlar ve İlişkileri Nasıl Etkiler?

Bağ kurmak sanıldığının aksine dışarıda başlamaz, önce insanın kendine yaklaşabilmesi gerekir. Kendi içinde ne olduğunu fark edebilmek, hissettiklerini bastırmadan, küçümsemeden, savaşmadan hissetmeye izin verebilmek önemli bir başlangıç olacaktır. Çünkü kişi kendi duygularına ne kadar yabancıysa başkalarıyla kurduğu bağ da o kadar sınırlı olur. Ne hissettiğini bilmeyen biri anlatamaz, anlatamadıkça anlaşılamaz ve anlaşılmadığını hissettikçe de geri çekilme ve yüzeysel ilişkiler kurmaya eğilim başlar. Bu durumda şöyle bir döngü yaşanır. Konuşulur ama derinleşmez, sorunlar yaşanır ama çözülemez, yakınlık istenir ama sürdürülemez.

Bu noktada yüzeysel ilişkilerin neden bu kadar yaygınlaştığını da anlamak önemlidir. Çünkü yüzeyde kalmak çoğu zaman daha güvenli hissedilir. İnsan, kendini tam olarak açmadığında incinme ihtimalini de azaltmış olur. Bu nedenle birçok ilişki, bir tür duygusal mesafe korunarak sürdürülür. Konuşulur, paylaşılır gibi yapılır ama gerçek anlamda temas edilmez. Bu görünürdeki güvenli alan, uzun vadede kişinin iç dünyasında bir boşluk yaratır. Çünkü sadece iletişimde kalmak değil, gerçekten anlaşılma deneyimi yaşayarak bağ kurulur. Yüzeysel ilişkilerde bu deneyim eksik kaldığı için kişi zamanla ilişkilerin içinde olmasına rağmen yalnızlık hissini daha yoğun yaşayabilir. Bu durum aynı zamanda kişinin kendilik algısını da etkiler. Sürekli yüzeyde kalan ilişkiler, “ben görünmüyorum, beni gerçekten anlamak zor” gibi içsel inançları güçlendirebilir. Böylece kişi yalnızca ilişkilerde değil, kendiyle kurduğu bağda da daha sınırlı bir alana sıkışabilir.

Kendi duygularını fark eden, hissetmeye ve anlamlandırmaya izin verebilen biri karşısındakini de daha iyi anlayabilir. Bu da zamanla daha gerçek daha derin bağların kurulmasının önünü açar. Çünkü böyle bir farkındalık yalnızca “ne söylendiğini” değil, “ne hissedildiğini” duymayı da mümkün kılar. Kişi kendi iç dünyasına temas edebildiği için karşısındakinin yaşantısına da daha açık bir yerden yaklaşabilir. Savunma ihtiyacı azalır anlama kapasitesi artar. Böylece ilişkide “haklı olmak”tan çok “anlaşılmak ve anlamak” ön plana çıkar.

Bağ İçeride Başlar

Bağ kurmak çoğu zaman dışarıda aranan bir ihtiyaç gibi görünse de aslında insanın kendi iç dünyasıyla kurduğu temasın bir devamıdır. Kişi kendine ne kadar yakınsa, başkalarına da o kadar yaklaşabilir, kendinden ne kadar uzaksa ilişkilerde de o kadar mesafe hisseder ve zamanla boşluk hissi yaratabilir. Bu boşluk çoğu zaman dışarıdaki insan eksikliğinden değil, içeride kurulamayan bağdan beslenir. Bağ kurmak bir beceriden çok bir temas biçimidir ve bu temasın ilk adımı her zaman dışarıda değil, içeride başlar.

Aşkın Çisem Özgüler
Aşkın Çisem Özgüler
Psikoloji lisans eğitimimi %100 İngilizce olarak İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde tamamladıktan sonra özel bir kurumda ağırlıklı olarak otizm ve başka nörogelişimsel bozukluklar yaşayan çocuklarla ve ebeveynleriyle çalıştım. Sonrasında Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi’ndeki yüksek lisansımı Çalışma Belleği Kapasitesini Artırmaya Yönelik uygulamış olduğum tez çalışmasıyla tamamladım ve hem çocuklarla hem yetişkinlerle hem ailelerle hem de çiftlerle çalışmaya devam ettim. Bu süre zarfında Bilişsel Davranışçı Terapi, Aile Danışmanlığı, Cinsel Terapi ve EMDR eğitimlerimi tamamlayarak bu eğitimleri sunmuş olduğum danışmanlık hizmetlerine entegre ettim. Günümüzde online ve yüz yüze olacak şekilde çocuklar için ve yetişkinler için danışmanlık hizmetleri sunmaya devam etmekteyim.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar