Cumartesi, Ekim 17, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Viyana Seni Bekliyor: Hayata Yetişmeye Çalışırken Hayatı Kaçırmak

Viyana Seni Bekliyor: Hayata Yetişmeye Çalışırken Hayatı Kaçırmak

Tüm okurlarımdan yazıya başlamadan önce müzik uygulamalarından Billy Joel – Vienna şarkısını kısık tonda açmalarını rica ediyorum.
Hayatımızın bir yerlerinde hepimizin görünmez bir yapılacaklar listesi var. Okulu bitir, işe gir, başarılı ol, ekonomik özgürlüğünü kazan, kendini geliştir, yeni hedefler belirle… Mümkünse bütün bunları gençken yap ve hiçbirine geç kalma! Üstelik listeyi tamamladığımızda bizi bekleyen büyük bir ödül olduğuna inanıyoruz: Nihayet hayatımızı yaşamaya başlayabileceğiz.

Peki ya hayat, biz o listeyi tamamlamaya çalışırken çoktan başlamışsa?

Billy Joel’in 1977 yılında yayımlanan Vienna şarkısı, tam da bu telaşın ortasında omzumuza dokunan dostça bir hatırlatma gibi. Şarkı, her şeyi hemen başarmak isteyen, hayatı büyük bir hızla yaşamaya çalışan hevesli birine sesleniyor. Ancak bu sesleniş yalnızca gençlere değil; pazartesi sabahından cuma akşamına yetişmeye çalışanlara, tatilde bile işlerini düşünenlere, yirmili yaşlarında otuzlarını, otuzlu yaşlarında kırklarını planlayan herkese tanıdık gelebilir.
Şarkının Viyana’sı, yalnızca bir şehir olarak değil, hayatın henüz keşfedilmemiş ihtimallerinin bir simgesi olarak da düşünülebilir. Sanki bize, bütün güzel şeylerin bugün gerçekleşmek zorunda olmadığını söylüyor. Önümüzde hâlâ yollar, karşılaşmalar, değişebilecek fikirler ve yaşayabileceğimiz nice deneyim var.
Ne var ki modern hayatın görünmez bir kronometresi var. Belirli yaşlarda belirli başarıları elde etmemiz gerektiğini fısıldıyor. Bir arkadaşımız terfi aldığında, bir başkası evlendiğinde ya da sosyal medyada yaşıtlarımızın başarılarını gördüğümüzde ister istemez kendi hayatımıza dönüp bakabiliyoruz. Bir anda kendimizi, kimsenin başlangıç çizgisini bile göstermediği bir yarışın ortasında buluyoruz.
Leon Festinger’in sosyal karşılaştırma kuramı, insanların kendilerini değerlendirmek için başkalarını referans alabildiğini ortaya koyar. Elbette başkalarının deneyimlerinden ilham almak oldukça doğal. Ancak ilhamın yerini sürekli bir kıyaslama aldığında, kendi yolculuğumuzun değerini gözden kaçırabiliriz. Başkasının yirmi beş yaşında ulaştığı nokta, bizim yirmi beş yaşımızın eksik geçtiği anlamına gelmez. Hepimizin koşulları, ihtiyaçları ve yaşam ritmi birbirinden farklıdır.
Üstelik bu yarışta bazen neye yetişmeye çalıştığımızı bile unutuyoruz. Gerçekten istediğimiz için mi yeni bir hedef belirliyoruz, yoksa geri kalmış hissetmemek için mi? Kendimizi geliştirmek bize iyi geldiği için mi çabalıyoruz, yoksa durduğumuzda değerimiz azalacakmış gibi mi hissediyoruz?
İşte bu sorular, başarıyla kurduğumuz ilişkinin niteliğini anlamak açısından önemli. Kendi değerimizi yalnızca üretkenliğimizle ölçmeye başladığımızda dinlenmek bile yapılacaklar listesinde suçlulukla işaretlenen bir maddeye dönüşebilir. Oysa insan yalnızca çalıştığı, ürettiği ve başardığı zaman değerli değildir. Bazen uzun bir yürüyüş, keyifle içilen bir kahve, sevdiğimiz biriyle edilen sohbet ya da hiçbir şey yapmadan geçirilen bir öğleden sonra da yaşamımızın anlamlı parçalarıdır.
Bir de hedeflerimize ulaştıktan sonra yaşadığımız o ilginç durum var. Çok istediğimiz bir şeyi başarırız, seviniriz, kutlarız. Ardından zihnimizde yeni bir hedef belirir. Daha iyisi, daha büyüğü, bir sonraki aşaması… Psikolojide hedonik adaptasyon olarak ele alınan süreç, insanların olumlu değişimlere zamanla alışabilmesini açıklar. Bu nedenle mutluluğu yalnızca gelecekteki başarılarımıza emanet ettiğimizde, onu sürekli biraz daha ileriye taşımış olabiliriz.
Vienna bize hedeflerimizden vazgeçmemizi önermiyor. Hayal kurmanın, emek vermenin ya da ilerlemek istemenin yanlış olduğunu da söylemiyor. Yalnızca bütün bunları yaparken yaşamın kendisini unutmamayı hatırlatıyor. Çünkü hayat, yalnızca varacağımız yerlerden ibaret değil; yolculuk sırasında tanıdığımız insanlar, değiştirdiğimiz kararlar, öğrendiğimiz dersler ve beklenmedik güzelliklerle de şekilleniyor.
Yavaşlamak da bu yüzden her zaman geride kalmak anlamına gelmiyor. Bazen hangi yöne gittiğimizi görebilmek için hızımızı azaltmamız gerekiyor. Her fırsatı değerlendirmek, her alanda başarılı olmak ya da bütün hayallerimizi aynı anda gerçekleştirmek zorunda değiliz. Bazı şeyler zaman istiyor. Bazı kararlar olgunlaşmayı, bazı hayaller ise değişmeyi bekliyor.
Belki de yetişmeye çalışırken en çok kaybettiğimiz şey zaman değil, zamanın içindeki varlığımız.
Güzel bir gün geçirirken ertesi günün sorumluluklarını düşünmek, dinlenirken yapılmamış işlerin hesabını tutmak, bir başarıyı kutlamadan yenisine hazırlanmak… Bütün bunlar, bugünü yarının gölgesinde bırakabiliyor.
Oysa yaşam, yalnızca tamamlanması gereken bir proje değil. Bazen planlarımız değişebilir, bazı hedeflerimize düşündüğümüzden geç ulaşabiliriz. Hatta yolun ortasında bambaşka bir yere gitmek istediğimizi fark edebiliriz. Bunların hiçbiri yolculuğumuzu değersiz kılmaz.
Billy Joel’in Viyana’sı belki de tam olarak bunu hatırlatıyor: Önümüzde hâlâ zaman, keşfedilecek yollar ve yaşanacak güzel günler var.
Hayata yetişmek için bu kadar acele etmeyelim. Belki de hayat, biraz yavaşlayıp ona eşlik etmemizi bekliyordur.

Betül Yıldırım
Betül Yıldırım
Betül Yıldırım psikolog, rehber öğretmen, psikoterapist ve yazar olarak danışmanlık, psikoterapi ve eğitim alanlarında çalışmaktadır. Lisan eğitimini Süleyman Demirel Üniversitesinde psikoloji programında tamamlamasının ardından pedagojik formasyon, yetişkinler için BDT eğitimlerini de aldı. Uzmanlaşmak için kendisine daha yakın hissettiği çocuk ve ergen psikolojisi alanını seçen Yıldırım çocuk merkezli oyun terapi, çocuk ve ergenler için BDT ve uygulamalı çocuk psikolojisi alanlarında stajlarını tamamlayarak alanda emin adımlarla ilerlemeye devam etmektedir. Çocuk ve ergen psikolojisini anlamanın hem yetişkinlerin içindeki çocuğa kulak vermesine, hem de genç bireylere dünyayı anlamlandırmalarında yardımcı olmak adına kilit bir rol oynadığına inanmaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar