Salı, Haziran 9, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

“Sorunlu Çocuk” Yoktur: Davranışların Altındaki Mesajı Okumak

“Bu çocukta bir sorun var.”
Günlük yaşamda öğretmenlerden, ebeveynlerden ya da sağlık çalışanlarından sıkça duyduğumuz bu cümle, çocukların yaşadığı içsel zorlukların çoğu zaman davranış düzeyinde etiketlendiğini gösterir. Oysa çocukların sergilediği davranışlar birer mesajdır; onların duygusal dünyasına dair ipuçları içerir (Perry, 2006). “Sorunlu” görülen çocukların çoğu, aslında yalnızca anlaşılmaya ve görülmeye ihtiyaç duyar.
Bu makalede çocukların “sorun” gibi görünen davranışlarının ardında yatan psikolojik süreçler bağlamında bağlanma kuramı, travma temelli yaklaşımlar ve nörogelişimsel perspektifler ışığında ele alınacaktır. Amaç, çocukların etiketlenmesi yerine, davranışlarının anlamlandırılmasına yönelik bir farkındalık oluşturmaktır.

Çocuk Davranışı: İfade Edilemeyen Duygunun Dili

Çocuklar henüz duygularını yetişkinler gibi söze dökebilecek becerilere sahip değildir. Bu nedenle yaşadıkları duygusal zorlanmaları bedenleriyle ya da davranışlarıyla ifade ederler. Öfke nöbeti geçiren bir çocuk, çoğu zaman sadece hayal kırıklığını kontrol edemiyor olabilir. Sürekli konuşan, sınıfın dikkatini dağıtan çocuklar “ilgi arıyor” değildir; ilgiye ihtiyaç duyuyordur (Siegel & Bryson, 2012).
Van der Kolk (2014), travmanın çocuk beyninde duygusal regülasyon süreçlerini bozduğunu ve çocuğun gelişimsel kapasitesine göre tepkilerinin aşırı veya yetersiz olabileceğini belirtir. Bu nedenle çocuğun davranışını “yanlış” olarak değil, “anlatamadığı bir şeyin dışavurumu” olarak değerlendirmek gerekir.

Bağlanma Kuramı: Güvenli İlişkinin Koruyucu Gücü

John Bowlby’nin bağlanma kuramına göre, çocuğun bakım verenle kurduğu ilk ilişki, duygusal güvenliğin temelini oluşturur. Güvenli bağlanan çocuklar duygularını düzenleyebilir, kendilerini daha iyi ifade edebilir ve çevreleriyle sağlıklı ilişkiler kurabilir (Bowlby, 1988). Ancak güvensiz bağlanma geliştiren çocuklar, çoğu zaman öfke, inatçılık ya da içe kapanma gibi davranışlarla çevresel uyumsuzluk gösterir.
Örneğin, sıklıkla kurallara uymayan ve öğretmenle çatışma yaşayan bir çocuk, ev ortamında yeterince sınır ve güven duygusu ile karşılaşmamış olabilir. Bu davranış, dışlanmayı değil, anlaşılmayı hak eder.

Travma ve Nörogelişimsel Etkiler: Sessiz Çığlıklar

Travma, çocuğun gelişimsel sürecinde hem psikolojik hem biyolojik etkiler bırakır. Özellikle erken yaşta yaşanan duygusal ihmal ya da istismar, beynin limbik sisteminde kalıcı izler bırakabilir. Perry (2006), travmanın çocuğun beyninde kronik alarm halini tetiklediğini ve bunun davranışsal olarak aşırı tepki, donukluk ya da öfke nöbeti gibi şekillerde yansıdığını belirtir.
Bu nedenle, özellikle yoğun öfke, dikkat dağınıklığı ya da içine kapanma gibi belirtiler gösteren çocukların önce yaşantılarına bakmak gerekir: “Çocuk ne yapıyor?” değil, “Çocuk ne yaşamış olabilir?” diye sormak gerekir.

Etiketleme Değil, Empatik Anlayış

Davranış bozukluğu olarak nitelendirilen birçok durum, aslında duygusal ihtiyaçların karşılanamamasının bir sonucudur. “Yaramaz”, “inatçı”, “aşırı hassas” gibi etiketler, çocuğun iç dünyasını görmezden gelen yüzeysel tanımlamalardır. Etiket, çocuğu sabitleyen ve gelişimini sınırlayan bir aynadır (Siegel & Bryson, 2012).
Bunun yerine çocuğun davranışı, “bana ne anlatmaya çalışıyor?” sorusuyla ele alındığında, davranış değişiminin ilk adımı atılmış olur. Empati, çocukla kurulan bağın merkezinde yer alır ve iyileşmenin temelidir.

Sonuç: “Sorun” Davranışta Değil, Görmeyen Gözlerde Olabilir

Her çocuk, içinde taşıdığı duygusal yükleri dışa vurmanın bir yolunu arar. Bazıları bunu sessizce, bazıları ise daha “zorlayıcı” şekillerde yapar. Ancak hiçbiri sebepsiz değildir.
Çocuğu anlamak için bakış açımızı değiştirmemiz gerekir: Davranışı kontrol etmek yerine kökenini keşfetmek…
Çünkü gerçekten “sorunlu çocuk” yoktur. Duygusal ihtiyaçları karşılanmamış çocuklar vardır. Ve bu çocuklar, en çok duyulmayı ve görülmeyi hak eder.

Kaynakça

  • Bowlby, J. (1988). A secure base: Parent-child attachment and healthy human development. Basic Books.

  • Perry, B. D. (2006). Applying principles of neurodevelopment to clinical work with maltreated and traumatized children. In N. Boyd Webb (Ed.), Working with traumatized youth in child welfare (pp. 27–52). Guilford Press.

  • Siegel, D. J., & Bryson, T. P. (2012). The Whole-Brain Child: 12 Revolutionary Strategies to Nurture Your Child’s Developing Mind. Delacorte Press.

  • van der Kolk, B. A. (2014). The body keeps the score: Brain, mind, and body in the healing of trauma. Viking.

Türkannur Erçakır
Türkannur Erçakır
Türkan Erçakır, Beykent Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden üstün başarıyla mezun olmuş ve İstanbul Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü’nde uzmanlık kazanmış bir psikolog ve çocuk gelişimi uzmanıdır. Klinik deneyimini Türkiye’nin önemli sağlık kurumlarında staj yaparak geliştirmiş, özellikle kaygı bozuklukları, panik atak, depresyon ve özgül fobiler gibi ruhsal sorunların tanı ve tedavisinde aktif rol almıştır. Uzmanlık alanları arasında anksiyete bozuklukları, çocuk ve ergen psikolojisi, gelişimsel bozukluklar ve aile dinamikleri yer almaktadır. Erçakır, bilişsel davranışçı terapi, oyun terapisi ve gelişimsel destek programları gibi bilimsel temelli yöntemlerle bireysel ve grup terapileri yürütmektedir. Psychology Times Türkiye için yazdığı yazılarla ruh sağlığı konularını sade ve anlaşılır bir dille geniş kitlelere ulaştırmayı amaçlamakta, psikolojik iyi oluşu destekleyecek öneriler sunarak okuyucuların farkındalık geliştirmesine katkıda bulunmaktadır. Mesleki gelişimini seminerler ve süpervizyonlarla sürdüren Erçakır, danışmanlık hizmetlerinin yanı sıra çocuklar, ergenler ve ailelere yönelik eğitim ve farkındalık çalışmalarında da aktif rol almaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar