Hemen hemen hepimiz hayatımızda bir kez bile olsa bitmesi gerektiğini düşündüğümüz ilişkilere rastlamışızdır. Bazen şahit olduğumuz, bazen direkt kendimizi içinde bulduğumuz bu ilişki türünün bir adı var: toksik ilişki. Son yıllarda toksik ilişki kavramı sosyal medya, arkadaş ortamı, akademik literatür gibi birçok alana yayılmış durumda. Peki sizce toksik ilişki kavramı tam olarak ne anlama gelir, bizim üzerimizde ne gibi etkiler bırakır? Bu yazıda bunlardan bahsedeceğiz.
Her ilişkide olumsuzluklar yaşanması gayet olası bir durumdur. İnsan, yapısı gereği anlaşılmaya ihtiyaç duyan bir varlıktır ve anlaşılmadığını düşündüğü durumlarda çatışmalar yaşanması kaçınılmazdır. Önemli olan bu çatışma ve tartışmaların sağlıklı bir şekilde sonuca bağlanması, sorunların üzerinin kapatılarak değil çözülerek ortadan kaldırılmasıdır. Sağlıklı ilişki ve toksik ilişki arasındaki fark tam olarak burada kendini gösterir. Sağlıklı bir ilişkide sorunlar açık ve doğru bir iletişimle çözüme ulaşırken toksik bir ilişkide sorunlar sürekli tekrarlanarak kronik hale gelir ve bireylerin ruhsal sağlığını günden güne tüketir. Tüm bunlara rağmen toksik ilişkiyi sadece sorunlar, tartışmalar ve olumsuzluklardan ibaret bir ilişki olarak görmemiz mümkün değildir. Toksik ilişkiyi; bireyin kendini ve hayatı algılama biçimini zedeleyen, duygusal dengesini bozan ve uzun vadede psikolojik iyi oluşunu tehdit eden bir yapı olarak düşünmek daha doğru olabilir.
Toksik ilişkilerin en belirgin özelliklerinden biri duygusal dalgalanmadır. Bir gün aşk ve mutlulukla doluyken diğer gün psikolojik şiddet ya da manipülasyona uğrayabilirsiniz. Bu dalgalanma kişinin ilişkiye bağımlı hale gelmesine sebep olduğu gibi zamanla kişinin işlevselliğinde bozulmalara, kendini yetersiz ve değersiz hissetmesine de yol açabilir. Kişi kendi davranışlarını yanlış olarak kodlayabilir veya sorunlu bir insan olduğunu düşünebilir.
Toksik ilişkiler aynı zamanda sınır ihlalleri ile de karakterizedir. Bir ilişkiyi sağlıklı bir ilişki olarak kategorize edebilmek için o ilişkideki bireylerin ihtiyaçları ve kişisel alanlarının belli çizgiler içinde bulunması gerekir. Toksik ilişkilerde kişisel sınırlar ya hiç yoktur ya da sürekli aşılır. Koşullu ifadeler ile kurulan cümleler ilk duyulduğunda kulağa masum gelse de aslında kontrol etme isteğinin farklı biçimde ifade edilmesidir ve zamanla bireyin karşı tarafın ihtiyaçlarını merkeze alıp kendini ihmal etmesine seb verir.
Tüm bunlara rağmen toksik ilişki içerisindeki bireyler bu ilişkileri sürdürmekte ısrarcıdırlar. Bunun nedeni toksik ilişki içerisindeki bir birey için oldukça zor ve karmaşıktır. Toksik ilişkiler yalnızca acıdan beslenmez, aynı zamanda aralıklı olarak verilen olumlu deneyimlerle bir bağlanma döngüsü yaratır ve bu döngü beynimizdeki ödül – ceza sistemini aktive eder. Kişi, bir gün ilişkinin daha iyi bir hale gelebileceği inancına tutunarak ilişkiyi sürdürür.
Bir ilişkinin toksik olup olmadığını ayırt edebilmek için bazı önemli ipuçları sayabiliriz. İlişkide kendini tam olarak ifade edebilmek veya kendini maskelemek zorunda kalmak, tetikte veya güvende hissetmek, ilişki içerisinde baskın duygunun mutluluk veya huzursuzluk olması, ilişkinin bireyin gelişimine katkı sağlaması veya zarar vermesi bu ipuçlarından bazılarıdır. Tüm bunlara ek olarak sürekli hissedilen gerginlik, kaygı, yorgunluk gibi duygular ya da psikolojik olarak tükenmişlik gibi bedensel işaretlerin de göz ardı edilmemesi gerekir. İnsan zihni durumu normalleştirmeye programlı olsa da beden gerçeği kendi yollarıyla ifade eder.
Toksik bir ilişkiden çıkmak mümkün olsa da bu süreç pek de kolay ilerlemeyecektir. Bu süreçte ilk adım farkındalık; ikinci adım ise bu farkındalığı kabullenebilmektir. Kişi ilişkiden, kafasında idealize ettiği kişiden ve sabırla beklediği o hayallerden de vazgeçmek zorunda kalır ve ilişki sonlandığında ise kendini bir yas sürecinin içinde bulur.
Bu süreçte destek almak büyük önem taşır. Güvenilir bir dost, yakın bir aile üyesi veya bir terapistle görüşmek kişinin duygularını daha sağlıklı bir şekilde ifade edebilmesine, kendine ve hayata dair algılarının tekrar sağlıklı bir şekilde inşa edilmesine yardımcı olur. Tüm bunların yanında en önemli nokta ise bireyin kendine karşı şefkatli olabilmesidir. Toksik bir ilişkide bulunmuş olmak bir zayıflık değil; doğamızın bize getirdiği sevme ve sevilme ihtiyacının, bağ kurma isteğinin bir sonucudur. Sevgiyi yanlış yerde veya yanlış kişide aramak bizi kötü yapmaz. Unutulmamalıdır ki sevgi insanı büyütür, güçlendirir, özgürleştirir. Toksik ilişki ise bunların tam tersidir. Psikolojik iyilik halini korumak, bu döngüden sağlıklı bir şekilde çıkabilmenin temelidir.


