Cumartesi, Şubat 21, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Sessiz Kalan Çocuklar: Akran Zorbalığını Fark Etmek

Günümüz çağında akran zorbalığı, çocuk ve ergenlerin davranışlarında sıklıkla görülmeye başlanan bir durumdur. Akran zorbalığı, genellikle aynı yaş grubundaki çocuklarda görülen, sistematik ve sürekli olarak karşı tarafı rahatsız edici şekilde davranarak ortaya çıkmaktadır. Bu rahatsız edici durumlar; alay etme, fiziksel şiddet, ekonomik şiddet şeklinde kendini gösterebilir. Özellikler okul ortamında meydana gelen bir davranıştır. Zorba davranışlar, maruz bırakılan çocukları olumsuz bir şekilde etkilemektedir. Akran zorbalığının büyük bir risk olmasının ve üzerinde durulması gereken en önemli nedeni ise; zorbalığa maruz kalan çocuğun bu durumun sonucunda psikolojik olarak yıpranması ve zorbalık gösteren kişiye karşı duyulan aşırı tepkili duygular beslemesidir. Zorba davranışlara karşı gösterilen tepkilerin hangi düzeyde olacağı öngörülememektedir. Çocuklarda empati duygusunun gelişimi ve akranlar arası saygı çerçevesinde iletişim kurma gibi davranışların öğretilmesi akran zorbalığı açısından önemli bir çıkarımdır (Ayanoğlu ve Bayar, 2023).

Akran Zorbalığı Çeşitleri – Mağdur / Zorba Çocuklar

Akran zorbalığında, zorbalar ve mağdurlar vardır. Zorbalar, sistematik şekilde akranına; fiziksel, sözel, duygusal olarak şiddet uygulayan taraftır. Mağdurlar ise zorbalığa maruz kalan kişilerdir. Zaman zaman zorba/mağdur rolünde olan bireyler olabilir. Bu durumda da kişi bazen zorba bazen mağdur durumundadır. Zorba olan çocukların belli başlı özellikleri vardır; aile tarafından çocuğun ilgisiz davranılması, göz yuman aile yapısı, çocuğa karşı az sınır koyan veya az kural koyan aile yapısı, ebeveynler arası çatışmalar gibi durumlarda çocuk zorba rolüne girebilirler. Ayrıca evde gördüğü davranışları da arkadaşlarına sergileyebilmektedirler.

Akran zorbalığı, beş farklı şekilde gerçekleşir:

  1. Fiziksel Akran Zorbalığı: Zorbanın karşısındaki kişiye fiziksel olarak verdiği her türlü zarardır. Vurma, itme, tartaklama bu zorbalık çeşidine örnek gösterilebilir.

  2. Duygusal Akran Zorbalığı: Fiziksel zorbalığın yanı sıra fark edilmesi daha zor olan bir zorbalık türüdür. Daha çok çocukların psikolojisi üzerinde etkileri görülür. Dışlanmadan başlayıp görmezden gelinmeye kadar uzanabilir. Mağdur, duygusal olarak zarar görür.

  3. Sözel Akran Zorbalığı: Zarar veren tüm sözel davranışlar bu çeşit içerisinde yer alır. Hakaret ya da tehdit etmek, lakap takmak, dalga geçmek sözel akran zorbalığı örnekleri arasındadır.

  4. Siber Akran Zorbalığı: Çeşitli sosyal mecralar üzerinden yapılan tehdit, hakaret davranışları bu çeşidin örneklerindendir.

  5. Cinsel Akran Zorbalığı: Kişinin istemediği her cinsel dokunuş ya da söz, kıyafet kaldırma gibi durumlar bu soruna örnek sayılabilir.

Akran zorbalığı çocukların yaşamlarında iz bırakabilir ve yetişkinlik döneminde de sosyal ve duygusal sorunlara neden olabilir. Başlangıçta oyun grubu olarak var olan akran grupları bir süre sonra çetelere dönüşebilir. Özellikle aile ilgisi ve denetimi yetersiz olan çocuklar, akran grubuna daha çok ilgi duyabilirler ve bu durum akran grubundan olumsuz olarak daha çok etkilenmelerine, akran istismarına daha çok maruz kalmalarına neden olabilir (Delikara, 2002).

Bu durumu fark edebilmek ve müdahale etmek, ileriki süreçler için daha kolaylaştırıcı bir etkiye neden olur. Çocukların ekrandan uzak tutulması, gelişim dönemlerine uygun içerikler izlemesi, aile içi iletişimin sağlıklı olması, çocuğa sağlıklı sınırlar ve kurallar koyulması zorbalığın önüne geçmekte etkili olacaktır. Akran zorbalığına maruz kalan çocukların öncelikle yaşadıkları ciddiye alınmalı ve yargılanmadan dinlenmelidir. Çocuğa bunun bir şaka olmadığı, yaşananların kendi suçu olmadığı uygun bir dille anlatılmalı; suçluluk ve utanç duyguları azaltılmalıdır. Zorbalığın ne zaman, nerede ve kimler tarafından gerçekleştiği belirlenerek okul içinde güvenli alanlar oluşturulmalı ve çocuk destek alabileceği yetişkinleri bilmelidir. Bu süreçte okul, rehberlik servisi ve aile iş birliği içinde hareket etmeli, çocuk zorbalıkla tek başına bırakılmamalıdır. Zorbalığa maruz kalan çocuklarda kaygı, içe kapanma ve okul isteksizliği görülebileceğinden duygularını ifade edebileceği güvenli ortamlar sağlanmalı, gerekirse psikolojik destek planlanmalıdır. Çocuğun kendini koruyabilmesi için hayır diyebilme, yardım isteme ve sosyal ilişkilerini güçlendirme gibi beceriler desteklenmeli; ancak zorbalığı durdurma sorumluluğu mağdur çocuğa yüklenmemelidir.

Sonuç

Akran zorbalığı, çocukların ve ergenlerin gelişimini çok yönlü olarak etkileyen, göz ardı edilmemesi gereken önemli bir sorundur. Fiziksel, sözel, duygusal, siber ve cinsel boyutlarıyla akran zorbalığı; mağdur çocuklarda psikolojik yıpranma, özgüven kaybı, kaygı ve sosyal uyum sorunlarına yol açabilmektedir. Bununla birlikte zorba davranışlar sergileyen çocukların da çoğu zaman sağlıksız aile ilişkileri, yetersiz sınırlar ve olumsuz rol modellerden etkilendiği görülmektedir. Bu nedenle akran zorbalığı yalnızca bireysel bir problem olarak değil; aile, okul ve toplumun ortak sorumluluğunu gerektiren bir durum olarak ele alınmalıdır.

Akran zorbalığının önlenmesinde erken farkındalık, etkili iletişim ve iş birliği büyük önem taşımaktadır. Çocuklara empati, saygı, duygularını ifade edebilme ve sağlıklı sosyal ilişkiler kurma becerilerinin kazandırılması koruyucu bir rol üstlenmektedir. Ailelerin çocuklarını yargılamadan dinlemesi, okulların güvenli ortamlar oluşturması ve rehberlik hizmetlerinin aktif şekilde sürece dahil olması, zorbalığın olumsuz etkilerini azaltmada belirleyici olmaktadır. Sonuç olarak, çocukların kendilerini güvende hissettikleri, desteklendikleri ve yalnız olmadıklarını bildikleri bir çevrenin oluşturulması, akran zorbalığıyla mücadelede en temel ve etkili adımdır.

Kaynakça

Ayanoğlu, M. ve Bayar, D. (2023). Çocuklarda akran zorbalığı ve etkileri. Studies in Medical Sciences.
Gürhan, N. (2017). Her yönü ile akran zorbalığı. Türkiye Klinikleri.
Akduman, G. G. (2010). 7–14 yaş grubu çocuklarda akran istismarı ve çözüm önerileri. Kuramsal Eğitimbilim.

Seda Aktaş
Seda Aktaş
Lisans eğitimini psikoloji üzerine tamamlamış olup, lisans eğitimi boyunca farklı kliniklerde gönüllü olarak stajlarını tamamlamıştır. Daha çok “Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT)” ekolü ile ilerlemektedir. Ebeveyn danışmanlığı, çocuk değerlendirme ve dikkat testleri alanında eğitimlerini alarak çocuk alanında kendini geliştirmiştir. Şu an özel bir kolejde okul psikoloğu olarak öğrencilerin akademik, sosyal ve duygusal gelişimlerini izlemekte; kaygı yönetimi, motivasyon ve uyum süreçlerinde bilimsel temelli müdahaleler uygulamaktadır. Ebeveyn-çocuk ilişkisini daha sağlıklı bir hale getirebilmek ve çocukların daha iyi anlaşılmasını sağlamak için edindiği psikoloji bilgilerini okuyuculara ulaştırmak amacındadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar