Savunma mekanizmaları, bireylerin kaygıya sebep olan dış uyaranlar, dürtüsel ve içsel çatışmalar karşısında benliğini korumak amacıyla tehdit edici uyaranların algılama şeklini etkileyerek, dış ve iç gerçeklikteki değişiklikleri azaltarak geliştirdiği genellikle bilinçdışı ilerleyen psikolojik süreçlerdir. Savunma mekanizmaları psikodinamik kuram ile ele alınmıştır ve sadece psikopatolojik bir sorun olarak değil de normal ruh sağlığının da temel işlevleri olarak açıklanabilir. Günlük yaşamımızda ise bireylerin ilişkilerinde, arkadaşlıklarında, mesleklerinde ve daha birçok alanda stres ile başa çıkma yollarından benlik saygısının gelişmesine kadar çok fazla durumda bu mekanizmaların etkisi gözlemlenebilir.
Savunma Mekanizmaları Nedir?
Savunma sözcüğünü ilk olarak Freud kullanmıştır. Sigmund Freud savunmayı, id kaynaklı ego dürtüleri ve süperegonun normatif ve ahlaki talepleri ile dış dünyadaki çatışmayı dengeleme girişimi olarak açıklamaktadır. Ardından savunma mekanizmalarını Anna Freud sistematik bir şekilde sınıflandırmıştır.
Savunma mekanizması, psikanalitik kuramın bireyin davranışını açıklamak ve anlamak sebebiyle psikolojiye kazandırdığı güncelliğini koruyan bir kavram olarak günümüze kadar ulaşmıştır. Gün geçtikçe savunma kavramı psikanalitik uygulama ve kuramın haricinde klinisyenlerin ve araştırmacılerin ilgisini çekmiştir ve savunma üzerine çeşitli araştırmalar yapılmıştır. Savunma mekanizmalarının psikopatoloji ile ilişkisine bakıldığında, bireylerin günlük hayatta da kullandıkları savunma mekanizmalarını tespit etme, hem tanı koyma sürecini hem tedavi sürecini hem de klinik uygulamaları kolaylaştıracağı ön görülmüştür çünkü savunma mekanizmaları, zihnin çalışma süreçlerini en belirgin şekilde ortaya çıkaran kavramlardan biridir. Ayrıca savunmalar, bireylerin hoşuna gitmeyen öge veya durumların bilinçli farkındalıktan ayrı ve uzak tutmayı sağlayan zihinsel olaylardır. Hoşumuza gitmeyen durumların içerisinde depresyon, öfke ve kaygı yer almaktadır. Kaygı, kötü bir şey olacağı yani hoşumuza gitmeyen duyumsamalardır. Depresif duygulanım, kaygı da duyulan duyumsamaların artmış haliyle kötü bir şey olacağını düşünmektir. Öfke ise kaygının yanında birine veya bir şeye karşı zarar verme eğilimde olmaktan oluşur (Blackman, 2014).
Beynin görevleri arasında kişinin kendini koruması bulunmaktadır ve bu koruma iki türlü gerçekleşir. Bunlar savaş ve kaç modelleridir. Yetişkinlerin yaşadıkları kaygılarla baş edemediği veya kabullenemediği durumlarda olaylar veya durumlarda savaşamadığı zaman bu duygudan kurtulmak ister ve bu sırada devreye savunma mekanizmaları dahil olur. Bireyler genellikle üç temel sebepten dolayı olumsuz duygular ile baş edemezler ve savunma mekanizmalarını kullanırlar (Cüceloğlu, 1998). Bunlar:
-
Aile içerisinde kötü rol model ve yaşanan olumsuz etkileşim.
-
Duygusal olarak terk edilen ve temel ihtiyaçları karşılanmayan çocuklar.
-
Utanç verici durum ve olayların zihinde yer edinmesi.
Bu yaşanılan travmatik olaylara karşı ve oluşan anksiyetik durumlara karşı bireyler savaş kaç modelini kullanarak savunma mekanizmalarına günlük yaşamda yer vermeye başlarlar. Savunma mekanizmalarının temel amacı benliği korumak olduğu için bilinçdışı çalışırlar. Bireyler savunma mekanizmalarını kullandıklarının farkında olmazlar. Sık bilinen ve kullanılan savunma mekanizmalarından bahsedelim. Bunlar:
1. Bastırma: En önemli savunma mekanizmasıdır. Benliğin tehdit edici uyaranı bilinçdışında tutarak bilince ulaşmasını engeller. Sürekli aktif bir biçimde çalışır bu nedenle egonun sürekli enerji harcaması gerekmektedir. Neredeyse herkes bu mekanizmayı kullanır. Örneğin; yaşadığımız travmatik bir olayı hatırlamamak veya eksik hatırlamak.
2. Yüceltme: En başarılı savunma mekanizmasıdır. İdin saldırganlığının dışavurumunu engeller. Benlik, tehdit edici bilinçdışı dürtülerimizi toplum tarafından kabul edilebilir hale getirir ve eylemlere yönlendirir. Öfkeli birinin spor yaparak öfkesini atmaya çalışması örnek verilebilir.
3. Yer Değiştirme: Dürtüleri tehdit edici olmayan nesnelere yönlendirir. Uyaranın sebep olduğu tepkinin ortaya çıkmasına karşı o tepkinin farklı bir uyarana yönlendirilmesidir ve o tepki yerine farklı bir tepki göstermesidir. İstismara maruz kalan bir annenin öfkesini çocuğuna bağırarak çıkarması.
4. İnkar: Bireylerin rahatsız edici gerçeklerin varlığını reddetmesidir. Yapılan olay veya durumu yadsımak yerine kanıtlar tam tesini söylese dahi içinde bulunulan durumun olmadığına ısrar etmektir. Savunmanın aşırı biçimidir. Sık kullanılmasıyla birlikte gerçekle olan bağ azalır ve işlevsellik zarar görür. Örnek olarak karısının öldüğünü kabullenemeyen adam verilebilir.
5. Karşıt Tepki Geliştirme: Bilinçdışı tepkilerin tersi yönde davranılmasıdır. Bireyler kabul edemediği olmasını istemediği düşüncelere engel koyarak baskılar ve bu olumsuz duyguları bilinçlerinden uzak tutmaya çalışırlar. Annesi ile sürekli kavga edip anlaşamadıklarını kabul etmeyen sürekli olarak annesini çok sevdiğini söyleyen kız çocuğu örnek verilebilir.
6. Akla Bürüme (Entellektüelizasyon): Düşünceler bilince ulaşmadan önce onları duygusal içerikten arındırmak. Düşünceleri katı biçimde, duygudan ve zihinden uzak bir biçimde ele alarak kabulü zor duyguları bireylerde kaygı yaratmadan bilinç düzeyine çıkarmak. Sınavdan düşük not alan birinin zaten hoca iyi anlatmıyordu ayrıca adaletsiz davrandı diyerek kendi mantığına uydurmaya çalışması örnek verilebilir.
7. Yansıtma (Projeksiyon): Bireylerin bilinçdışı dürtülerinin kendileri yerine başka insanlara yakıştırmasıdır. Birey kendisinde olan suçu, eksiklikleri ve yenilgileri başkalarına yükler. Düşünce, dürtü ve isteklerini farklı insanlara yüklerler. Eşi tarafından aldatılan bir kadının dünyadaki tüm erkeklerin karısını aldattığını düşünmesi örnek verilebilir.
Savunma Mekanizmaları Günlük Yaşantımızda Nasıl Kullanırız veya Nasıl Etkiler?
Savunma mekanizmalarını zihnimizi koruma ve alarm sistemi olarak tanımlayabiliriz. Günlük hayatımızda, ilişkilerimizde, işte, sosyal medyada ve aile içerisinde sürekli çalışır halde ve devrededirler. Genellikle bizi ve işlevselliğimizi engellerler fakat bazı durumlarda bizi korumayı da ihmal etmezler. Bazı konularda kendimizi korumak için o an ne hissettiğimizi ve bu durumdan kaçıp veya kaçmadığımızı sorgulamamız gerekmektedir. Çünkü savunma mekanizmalarını bilinçdışı kullanırız. Bilinçli farkındalığımızı arttırarak bilinçdışı gelişen savunmaları engellemeye çalışabiliriz. Günlük hayatta yaşadığımız anlık kötü duygularımızı rahatlatan bu mekanizmalar motivasyon artışımızı sağlarken yoğun kullanımda işlevselliğimizi de bozmaktadır. Aile içi ilişkilerimizde çatışmalardan kaçmak için inkar veya bastırma savunma mekanizmasını sıklıkla kullanabiliriz veya iş hayatında öfkelendiğimiz zaman ailemize yansıtarak yer değiştirme mekanizmasını kullanabiliriz. Gün içerisinde sıklıkla kullandığımız sosyal medyada bireyler etkileşim kurarken fark etmeden savunma mekanizmalarını kullanırlar. Sert yorumlar ve ani tepkiler karşısında yansıtma kullanarak bilinçdışı düşüncelerimizi farklı insanlara yakıştırabiliriz veya yüceltme kullanarak zorlayıcı duyguları sanatsal içeriklerle yansıtabiliriz.
Savunma mekanizmaları, psikolojimizin doğal ve olağan bir parçası olmakla birlikte onları tamamen ortadan kaldıramayız. Savunma mekanizmalarını fark edip onlarla sağlıklı bir şekilde başa çıkmamız ve bu konuda yeni yollar geliştirmemiz gerekmektedir. Bilinçli farkındalık tüm değişimlerin ilk ve en önemli adımıdır.
Kaynakça
Blackman, S. J. (2014). Zihnin kendini koruma yolları. İstanbul: Psikoterapi Enstitüsü Yayınları. Cüceloğlu, D. (1998). İçimizdeki çocuk. İstanbul: Remzi Kitabevi. Yıldırım, A., & Turgut, R. (2024). Sosyal Medya, Savunma Mekanizmaları ve Farklılıkları Kabul Etme Arasındaki İlişkinin İncelenmesi. Etkileşim, (14), 196-221.


