Perşembe, Şubat 26, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Ruhun Görünmez Dili: Cezaevi Rehabilitasyonunda Müzik Terapi ve Müziğin İyileştirici Gücü

Müzik, insanlık tarihinin en başından beri varlığını sürdürmeye devam etmiştir. Kimi zaman sadece taşların ya da başka materyallerin birbirine sürtünmesinden çıkan küçük bir takırtı, kimi zaman kuşların çıkardığı bir sesler bütünü, kimi zaman keyif almak için dinlenen ya da yapılan bir aktivite, kimi zaman da üzgünken yas sürecimize bir eşlikçi olarak hayatımızda var olmuştur. Müziğin insanlık tarihi ile eş bir yaşa sahip olduğu ya da olabileceği düşüncesinin yanı sıra müzikteki enstrüman kavramının, tarihteki Üst Paleolitik Döneme dayandığına ait kanıtlar vardır. Bu bilgi de bizi enstrümanın tarihsel konumunun yerleşik hayat ve yazının icadı gibi tarihsel gelişmelerin ortaya çıkışından da daha eski bir tarihe sahip olduğu bilgisine götürmektedir (Yücel, 2021).

Bunun yanı sıra müziğin insanlık tarihinde sadece bir ifade aracı olarak kullanılmadığını biliyoruz. Klinik bağlamda da müziğin oldukça yaygın bir şekilde kullanıldığına dair bilgiler elimizde mevcuttur. Bilinen en eski uygulama örneklerinden biri Şaman uygulamalarıdır. Şamanlar, ritim ve müziği insanları tedavi etmek için kullanmıştır. Benzer bir şekilde Eski Yunan ve Roma’da, Eski Mısır’da ve Orta Çağ Avrupası’nda da müziğin benzer işlevleri kullanılmıştır. Türklerde de tedavi anlamda müziğin kullanılışı tarih olarak çok eski dönemlere dayanmaktadır. Hem İslamiyet öncesi hem de İslamiyet sonrası dönemde müzik oldukça sık kullanılmıştır. Müziğin tedavi boyutunun ilk önemli ve öne çıkan örneklerinin ise Selçuklu ve Osmanlı Dönemi’nde olduğu bilinmektedir. Bu dönemlerde, bu uygulamalara olanak sağlayacak, uygun akustiğe sahip çeşitli hastaneler inşa edilmiştir. Selçuklu Dönemi’nden buna bir örnek Nureddin Hastanesi’dir. Burada akıl hastalarına müzik ile tedavi uygulanmıştır. Osmanlı Dönemi’nden bir örnek ise Fatih Darüşşifası’dır. Burada hastaların ilaç tedavisi sürerken aynı zamanda musiki icraları de yer almıştır (Erer & Atıcı, 2010). Yani aslında müzik tarihler boyunca sadece bir ifade aracı, bir eğlence aracı olarak değil başka işlevlere de sahip evrensel boyutlu bir kavram olarak insanoğlunun hayatında var olarak insan ruhunun derinliklerine ulaşmayı başarmıştır. Ayrıca, yapılan çalışmalar müziğin ve müziğin iyileştirici gücünün cezaevi gibi daha sınırlayıcı özelliklere sahip ortamlarda da olumlu etkiler yarattığını göstermiştir.

Bir Vaka Analizi: “Hui” ve Müziğin İyileştirici Yolculuğu

Chen ve Hannibal (2019) tarafından yürütülen deneysel araştırma ve vaka sunumu Çin’deki bir cezaevinde gerçekleştirilen 20 seanslık grup müzik terapisi sürecini ve 30 yaşındaki mahkûm Hui’nin değişimini ele almaktadır.

Başlangıç: Sessizliğin ve Beyazın Savunması

Bu yazıda değişimini ele aldığımız Hui, sekiz kere cezaevine girmiş, hırsızlık suçundan hükümlü olarak cezaevinde bulunan, iki kez intihar girişimi sebebi ile görevliler tarafından riskli olarak değerlendirilen bir mahkumdur. Hui, ilk grup terapi seansları sırasında bir şey hissetmediğini belirtmiş ve duygusal izolasyon tutumları sergilemiştir. İmgeleme çalışmalarında kâğıdını tamamen beyaza boyayarak bu beyazlığın içindeki “boşluğu” temsil ettiğini belirtmiştir. Ancak bu aşamada bile, müzikal doğaçlama etkinliklerindeki tavır ve tutumları (düzensiz yükselişlere sahip çalgı hareketleri) bazı grup üyeleri tarafından bir şeyler söyleme isteği olarak yorumlanmıştır. Bazı grup üyeleri ise bunu çekingenlik olarak yorumlamıştır (Chen & Hannibal, 2019).

Keşif: Müzikal Aynalama ve Bağ Kurma

İlerleyen terapi oturumlarında grubun, Hui’nin savunmacı beden dilini ve müzikal tavrını taklit etmesi bir tür aynalama işlevi görmüştür. Bu durum ise Hui için bir kırılma noktası olmuş, dinlendiğini ve anlaşıldığını hissetmiş, duyguları anlamında bir farkındalık yaşamasını sağlamıştır. Bu durum Hui’nin daha sonraki imgeleme çalışmalarındaki çizimlerine yansıyarak Hui’yi iç dünyasını önceki haline kıyasla daha açan bir noktaya getirmiştir (Chen & Hannibal, 2019).

Dönüşüm: Şarkı Yazımı ve Öfkenin Dışavurumu

Grubun kendi şarkısını yazdığı ve bestelediği aşamada, Hui bastırdığı yoğun öfke ve çaresizlik duygularını davuluna vurduğu güçlü ritimlerle dışarı aktarmıştır. Ardından grup da ona eşlik etmiştir ve bu eşlik Hui’nin hoşuna gitmiştir. Bu sayede içindeki bastırılmış duyguları ve dışarı vurma hissini artmış ses ile daha da güçlü bir şekilde deneyimleyebilmiştir (Chen & Hannibal, 2019). Müzik grup terapisi aslında grup içi iletişimde de olumlu rol oynamıştır ve grup içi iletişimin artmasına olanak sağlamıştır.

Cezaevi Görevlileri ve Tutum

Araştırma boyunca cezaevi görevlilerinin tutumlarının bireyler ve grup dinamikleri üzerinde oldukça etkili olduğu gözlemlenmiştir. Vaka raporunda yer alan iki farklı görevlinin (Zhang ve Liu), terapi seansları boyunca farklı yaklaşımlar ve tutumlar sergilemeleri oldukça öne çıkan bir konumda olmuştur. Görevli Zhang’ın alaycı ve gürültüye tahammül edemeyen tavırları mahkumların kendilerini ifade etme motivasyonlarını sınırlamıştır. Bunun yanı sıra görevli Liu’nun destekleyici yaklaşımları mahkumların kendilerini ifade etme motivasyonlarını artırıcı rol oynamıştır. Ayrıca bu grup terapilerini izlemek; mahkumlara karşı önyargılarının kırılması, mahkumların hislerinin anlaşılması ve bu bağlamda empati sağlanması gibi pozitif etkiler ortaya çıkarmıştır (Chen & Hannibal, 2019).

Klinik Sonuç ve Değerlendirme

Çalışmanın sonuçları, grup müzik terapisinin cezaevi gibi baskılayıcı ortamlarda bile şu sonuçları doğurabileceğini kanıtlamıştır (Chen & Hannibal, 2019):

  • Anksiyete ve Depresyonda Azalma: Müzik, içsel gerilimi azaltarak ruhsal bir rahatlama sağlar.

  • Benlik Saygısında Artış: Müzikal yaratım süreci, bireyin kendi kapasitesine olan güvenini artırır.

  • Farkındalık: Müzik, bireyin kendi duygularını anlamasına ve bu konuda farkındalık yaşamasına olanak sağlar.

  • İlişkisel İyileşme: Grup içinde çatışmaları müzik yoluyla çözmeyi öğrenen bireyler, empati ve iş birliği yeteneklerini geliştirirler.

Sonuç olarak; Hui vakası ile en katı duvarların veya en derin sessizliklerin bile müziğin ritmi ile esneyebileceğini görüyoruz. Sanatın ve müziğin terapötik gücünü klinik uygulamalara dahil etmek gelişmiş bir bakış açısı ve çok boyutlu bir terapi süreci sağlayacaktır.

KAYNAKÇA

Chen, X. J., & Hannibal, N. (2019). Meet Hui in music: a case report of group music therapy for a Chinese male prisoner. Nordic Journal of Music Therapy, 28(2), 75–87. https://doi.org/10.1080/08098131.2018.1508056

Erer, S., & Atıcı, E. (2010). Selçuklu ve Osmanlılarda müzikle tedavi yapılan hastaneler. Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi, 36(1), 29–32.

Yücel, Ç. (2021). Müziğin kökenine yönelik arkeolojik bir değerlendirme. Lokman Hekim Dergisi, 11(1), 16–29. https://doi.org/10.31020/mutftd.812848

Melis Anıl
Melis Anıl
Melis Anıl, lisans eğitimini Koç Üniversitesi Psikoloji bölümünde İngilizce olarak tamamlamış; aynı üniversitede Medya ve Görsel Sanatlar alanında çift anadal yapmıştır. Akademik başarıları kapsamında lisans eğitimi sırasında Koç Üniversitesi tarafından verilen Vehbi Koç Onur Ödülü’ne layık görülmüştür. Klinik psikoloji alanındaki akademik çalışmalarına Haliç Üniversitesi Klinik Psikoloji programı kapsamında devam etmiştir; bu süreçte psikopatoloji, klinik değerlendirme ve psikoterapi yaklaşımlarına ilişkin eğitimler almıştır. Hastane stajını Balıklı Rum Hastanesi’nde tamamlamıştır. Psikiyatri servislerinde klinik gözlemler yapmış; vizitlere ve klinik toplantılara katılarak değerlendirme ve tedavi süreçlerini takip etmiştir. Ayrıca EKT uygulamalarının hazırlık, uygulama ve izlem aşamalarında gözlemci olarak yer almıştır. Araştırma alanında Koç Üniversitesi bünyesinde çeşitli çalışmalarda yer almıştır. Prof. Dr. Mehmet Eskin’in Ruh Sağlığı Araştırma ve Uygulama Laboratuvarı’nda görev almış; depresyon, anksiyete, travma, intihar, yeme bozuklukları ve madde kullanımı temalı araştırmaların toplantı süreçlerine katılmıştır. Prof. Dr. Seda Ertaç’ın yürüttüğü Avrupa Araştırma Konseyi (ERC) destekli projede saha araştırma asistanı olarak görev yapmıştır. Uygulamalı Bellek Araştırmaları Laboratuvarı’nda yürütülen çalışmalarda veri toplama süreçlerinde yer almıştır. Ayrıca travmadan etkilenen ailelerde çocuklarda travma sonrası stres belirtilerini inceleyen uluslararası bir araştırma projesinde araştırma asistanı olarak görev almıştır. Koç Üniversitesi’nde mezun mentor olarak görev almış; üniversite öğrencilerine akademik ve kariyer planlaması alanlarında rehberlik yapmıştır. Anadolu Efes Spor Okulları bünyesinde yürütülen spor psikolojisi destek projesinde stajyer psikolog ve proje ekibi üyesi olarak görev almış; farklı yaş gruplarındaki sporcularla zihinsel dayanıklılık, motivasyon ve performans odaklı çalışmalar yürütülmesine katkı sağlamıştır. EÇADEM bünyesinde yürütülen çalışmalarda, zihinsel engelli çocuklar ve aileleriyle gerçekleştirilen destek ve uygulama süreçlerine katılmıştır. Minnesota Çok Yönlü Kişilik Envanteri (MMPI) ve MOXO Dikkat Testi başta olmak üzere çeşitli psikometrik ve dikkat değerlendirme testlerinde uygulayıcı olmuştur. Bu kapsamda MMPI ve MOXO’nun uygulanması ve raporlanmasına ilişkin eğitimler almış; ayrıca Frostig Görsel Algı Testi, Frankfurter Dikkat Testi, Burdon Dikkat Testi ve D2 Dikkat Testi gibi dikkat ve algı değerlendirme araçlarının uygulama ve değerlendirme süreçlerine ilişkin uygulayıcı yetkinliği kazanmıştır. Mesleki eğitimleri kapsamında “İleri Düzey Bilişsel Davranışçı Terapi” eğitimi almış; bu eğitim sürecinde klinik değerlendirme, vaka formülasyonu ve seans yönetimi, temel bilişsel ve davranışçı terapi yöntemleri, panik bozukluk ve agorafobi, sosyal kaygı bozukluğu ve yaygın kaygı bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu, obsesif-kompulsif bozukluk, depresyon, yeme bozuklukları, alkol ve madde kullanımı sorunları ile kişilik bozuklukları başlıklarını kapsayan eğitimler almıştır. Mesleki gelişimi kapsamında “Bilişsel ve Davranışçı Terapilerde Mindfulness Uygulamaları” başlıklı eğitime katılmıştır. Fenomenolojik Rüya Benliği Modeli (FRBM) eğitimi kapsamında rüya ve benlik çalışmaları alanında teorik ve uygulamalı eğitim almıştır. Çocuk ve ergenlerde bağımlılıklar alanında gerçekleştirilen mesleki eğitim ve seminerlere katılım sağlamıştır. Ayrıca “Müzik, Dil ve Beyin” başlıklı eğitime katılarak müzik ile bilişsel süreçler arasındaki ilişkiye odaklanmıştır. Küçük yaşta başladığı piyano eğitimiyle müzik alanında uzun soluklu bir birikim edinmiş; müzik, biliş ve psikoloji arasındaki ilişkiye yönelik akademik ve kişisel ilgisini sürdürmüştür. Güncel olarak, Psychology Times Türkiye’de yazar olarak klinik psikoloji ve ruh sağlığı alanında yazmaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar