Çarşamba, Mayıs 20, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

İyileşmek Herkes İçin Mümkün mü? Psikolojinin Söylemediği Şeyler

İyileşme Vaadi

Modern psikoloji uzun zamandır insana güçlü bir vaat sunar: “İyileşebilirsin.” Daha az kaygı, daha az acı, daha dengeli bir ruh hali ve daha huzurlu bir yaşam… Bu vaat ilk bakışta umut vericidir. Çünkü insan acı çektiğinde doğal olarak bu acıdan kurtulmak ister. Kaygının susmasını, üzüntünün hafiflemesini, korkunun yok olmasını bekler. Ancak Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT), bu iyileşme anlayışına farklı bir yerden bakar. ACT’e göre asıl mesele her zaman iyi hissetmek değildir. Asıl mesele, zor duygular varken de değerlerimize uygun bir yaşam sürebilmektir.

Acıyla Kurulan İlişki

ACT’e göre insanın temel problemi acı çekmesi değildir. Acı, insan olmanın doğal bir parçasıdır. Kaygı, korku, üzüntü, suçluluk, yetersizlik hissi ya da belirsizlik zaman zaman herkesin yaşamında yer alır. Sorun, bu duyguların varlığından çok, onlarla kurduğumuz ilişkidedir. İnsan çoğu zaman rahatsız edici duygulardan kurtulmaya, onları bastırmaya ya da kontrol etmeye çalışır. Fakat bu çaba, duygusal dünyada çoğu zaman ters etki yaratır. Kaygıyı bastırmaya çalıştıkça kaygı büyür. Üzüntüden kaçtıkça kişi onun içinde daha derine saplanır. Kırılganlığını gizledikçe kendine daha fazla yabancılaşır.

Bu noktada ACT, zihnin doğasına dikkat çeker. Zihin her zaman sessiz, sakin ve olumlu düşüncelerle dolu bir yer değildir. Aksine, zihin çoğu zaman gürültülüdür. “Yetersizim”, “Başaramayacağım”, “Sevilmeyeceğim” gibi düşünceler zaman zaman ortaya çıkabilir. ACT’e göre terapi bu düşünceleri tamamen silmez. Bunun yerine kişi, düşünceleriyle arasına mesafe koymayı öğrenir. Bir düşünceyi mutlak gerçek olarak görmek yerine, onu sadece zihinden geçen bir cümle olarak fark eder. Böylece düşünceler hayatı yönetme gücünü yavaş yavaş kaybeder.

ACT yaklaşımında iyileşme doğrudan ulaşılması gereken bir hedef olarak görülmez. Asıl hedef, anlamlı bir hayat yaşamaktır. İnsan bütün kaygıları geçtikten sonra yaşamaya başlamaz. Tam tersine, yaşamın içinde kaygı, korku ve belirsizlik zaman zaman var olmaya devam eder. Bu nedenle soru değişir. “Nasıl iyi hissederim?” sorusu yerine “Nasıl değerlerime uygun yaşarım?” sorusu önem kazanır. Sevgi, dürüstlük, cesaret, öğrenme, üretme, yakınlık ya da katkı gibi değerler, insana zor duyguların içinde bile yön gösterebilir.

ACT’in önemli kavramlarından biri de kabuldür. Ancak kabul çoğu zaman yanlış anlaşılır. Kabul, pasiflik ya da vazgeçiş değildir. Kabul, insanın içsel deneyimlerine alan açarken yine de hayatını seçmeye devam etmesidir. Örneğin kaygı varken sunum yapmak, korku varken bir ilişkiye emek vermek, belirsizlik varken karar almak kabulün örneklerindendir. Yani kişi acının tamamen geçmesini beklemeden yaşamın içine katılabilir. Bu durum, kontrolü kaybetmek değil; kontrol edilemeyen şeylerle savaşmayı bırakıp enerjiyi anlamlı eylemlere yöneltmektir.

Bu bakış açısı iyileşme kavramını da değiştirir. Belki de iyileşmek, hiç acı hissetmemek değildir. Belki de iyileşmek, acıya rağmen yaşamaya devam edebilmektir. İnsan bazen kaygılanır, bazen kırılır, bazen başarısız olur ya da kendini yetersiz hisseder. Ancak bu deneyimler onun hayatını tamamen durdurmak zorunda değildir. Psikolojik esneklik, zor duygular karşısında donup kalmamak ve kişinin değerlerine yeniden dönebilmesidir.

Son Söz: Acıya Rağmen Yaşamak

Sonuç olarak, “Herkes iyileşebilir mi?” sorusu aslında yeniden düşünülmesi gereken bir sorudur. Eğer iyileşmek acısız, kaygısız ve tamamen huzurlu bir hayat anlamına geliyorsa, bu gerçekçi olmayabilir. Çünkü acı, insan yaşamının doğal bir parçasıdır. Ancak iyileşmek acıyla savaşmayı bırakmak, ona alan açmak ve yine de anlamlı bir hayat kurmak anlamına geliyorsa, bu mümkündür. ACT’in sunduğu umut da burada yatar. İyileşmek, hayatın içinden acıyı tamamen çıkarmak değil; acıya rağmen hayatın içine yeniden girebilmektir.

Kevser Sağlam
Kevser Sağlam
Kevser Sağlam, psikoloji lisans eğitimini başarıyla tamamlamış, klinik psikoloji yüksek lisans eğitimine devam eden bir psikologdur. Akademik ve mesleki çalışmalarını çocuk, ergen ve özellikle yetişkinlerle yürütmeye odaklamıştır. Psikolojik değerlendirme ve danışmanlık süreçlerinde aktif rol almıştır. Rehabilitasyon merkezleri, psikiyatri klinikleri ve kamu kurumlarında edindiği gönüllü ve profesyonel deneyimler sayesinde; korunmaya muhtaç çocuklar, özel gereksinimli bireyler ve kadınlarla çok yönlü çalışmalar yürütmüştür. Kadınlara yönelik psikososyal destek alanlarında gönüllü çalışmalara katılmış; toplumsal duyarlılığı yüksek saha deneyimleri edinmiştir. Çalışmalarında Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT) ekolünü benimseyen Kevser Sağlam, bireyin yaşantısıyla temas kurmasını, psikolojik esneklik geliştirmesini ve değerler doğrultusunda anlamlı bir yaşam inşa etmesini merkeze alır. Özellikle kadınların yaşam döngüsü içinde karşılaştığı baskılar, roller ve içsel çatışmalarla çalışırken, güçlendirici ve bütüncül bir yaklaşımı esas alır. Sanatın iyileştirici gücüne duyduğu ilgi doğrultusunda sanat terapisine özel bir yakınlık duyan Sağlam; duyguların söze dökülemediği alanlarda yaratıcı ifade biçimlerinin dönüştürücü etkisini önemser. Bu yaklaşımı özellikle kadınlarla yürütülen çalışmalarda güvenli alan oluşturmanın önemli bir aracı olarak görmektedir. Akademik ilgi alanları arasında kadın psikolojisi, psikolojik esneklik, toplumsal rollerin ruh sağlığı üzerindeki etkileri ve bireyin yaşamın kaçınılmaz gerçekleriyle kurduğu ilişki yer almaktadır. Mesleki gelişimini sürekli eğitimler, seminerler ve gönüllü çalışmalarla destekleyen Sağlam, psikolojiyi yalnızca bir meslek değil; toplumsal bağlamı olan, dönüştürücü bir iyileşme alanı olarak ele almaktadır. Yazılarında psikolojiyi bilimsel temellerini koruyarak; sade, derinlikli ve yaşamla temas eden bir dille okuyucuya aktarmayı amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar