Neden bazı kişiler partnerlerine hemen bağlanıyor? Neden bazıları ilişkide yakınlaşınca hemen uzaklaşıyor? Neden bazı kişiler mesajıma hemen cevap vermedi ya da aramalarımı açmadı diye kaygılanıyor? Bu tepkiler yalnızca bir karakter özelliği olmayabilir; belki de çocukluk döneminde bakım veren kişiyle kurduğumuz bağ ile ilgilidir.
Burada üzerinde durulması gereken ilk konu bağlanma kuramıdır. Bağlanma kuramının kurucusu John Bowlby’dir. Bowlby’nin (1969) bağlanma kavramına bakıldığında, bebeğin temel bakım verenine veya kendisi için önemli gördüğü bağlanma figürlerine karşı geliştirdiği güvenli hissetme duygusunu sağlayan derin, güçlü bir duygusal bağ olarak tanımlanmaktadır (Soysal vd, 2005’den akt. Yıkıcı, 2023). Bu bağlamda, bebeklik ve çocukluk döneminde bakım verene karşı geliştirilen güvenli bağ, yetişkinlik döneminde de önemli bir rol oynamaktadır.
İlişkilerin temelini oluşturan güven duygusu, kişinin kendisiyle ve diğer insanlarla kurduğu ilişkilerin temelini oluşturur ve bağlanma burada çok önemli bir yere sahiptir.
Güvenli Bağ
Güvenli bağ kuran çocuk, bakım vereninden ayrıldığı zaman ağlar; ancak ebeveyn geri geldiğinde onu keyifle karşılar.
Güvensiz / Kaçıngan Bağ
Güvensiz/Kaçıngan bağ kuran çocuk, bakım vereni odadan çıktığında ya ağlar ya da ağlamaz; ebeveyn geri geldiğinde ise onu görmezden gelir ve uzaklaşma eğilimindedir. Ebeveynlerin çocuğa olan soğuk tutumları, kaçıngan bağlanma örüntüsünün oluşmasına neden olabilir.
Güvensiz / Kaygılı Bağ
Güvensiz/Kaygılı bağ kuran çocuk, bakım vereni odadan çıktığında şiddetli huzursuzluk yaşar. Ebeveyn geri geldiğinde hemen sakinleşmez; ebeveynine yapışma ya da öfkeli bir şekilde reddetme davranışı gösterme eğilimindedir. Ebeveynlerin aşırı korumacı ve baskıcı tutumları, kaygılı bağlanma stilinin oluşmasına yol açabilir.
Peki, bu şekilde bağ kuran çocuklar yetişkinlik döneminde romantik ilişkilerinde nasıl bağ kurarlar? Güvenli bağlanan bir yetişkin, romantik ilişkilerini daha uzun süre sürdürebilir. Çünkü çevre ve insanlar onlar için güvenilirdir. Kendine ve partnerine güveni vardır; bu nedenle terk edilme kaygısı duymazlar. Duygularını partnerlerine açıkça ifade edebilirler.
Kaçıngan bağlanmaya sahip kişiler, romantik ilişkilerinde kendilerini rahatsız hissedebilirler. Yakınlık arttığında geri çekilebilirler; bu nedenle romantik ilişkiye girmek kaçıngan bağ kuran biri için zordur. İlişki ciddileşmeye başladığında, ilişkiyi sabote edebilecek davranış örüntüleri ortaya çıkabilir.
Kaygılı bağlanan bir yetişkin, romantik ilişkilerinde partnerine karşı güvensiz olur ve terk edilme kaygıları taşır. Aşırı kıskanç davranışlar sergileyebilir. Kaygılı bağ kuran bir kişi, partnerinin sevgisini hissetmek için sürekli bir onay arayışı içindedir. Örneğin, partnerinden mesaj gelmediğinde bu durum büyük bir kaygı ve endişe yaratır.
Kaygılı – Kaçıngan Bağlanmanın Örüntüsü
Bu iki bağlanma stiline sahip kişiler, birbirlerini bulma eğilimindedir. Aralarında bir kaçma ve kovalama oyunu vardır. İlişkileri başlangıçta güzel olsa bile, ilişki daha ciddi bir seviyeye geldiğinde kaygılı bağlanan kişi yakınlık isterken, kaçıngan bağlanan kişi uzaklık ister ve geri çekilmeye başlar. Bu durum, kaçıngan bağlanan kişinin uzaklaşmasıyla kaygılı bağlanan partnerin terk edilme kaygısını tetikler. Partnerlerin birbirlerini bilerek incitme isteği olmayabilir; ancak ilişki dinamiğinde birbirlerinin korkularını tetiklerler.
Bağlanma Stilleri Değişebilir mi? Yoksa Kaderimiz Mi?
Buradaki ilk ve en önemli nokta, bağlanma stilimizi anlamaktır. Böylelikle ilişkilerimizdeki çoğu sorunun kaynağını bulabiliriz. Bağlanma stillerimiz çocukluk deneyimlerimiz ve yaşadığımız tecrübelerle şekillenir; ancak bu, değişmeyecekleri anlamına gelmez. Bağlanma stilimizi fark ederek, gerekirse bireysel danışmanlık alarak ya da ilişkimizde sorun yaratıyorsa çift danışmanlığı alarak daha güvenli bir bağlanma stiline geçiş yapmak mümkündür. Bireysel danışmanlık, kişinin bağlanma örüntüsünü fark etmesine ve ilişkilerindeki ihtiyaçlarını daha kolay anlamlandırmasına yardımcı olabilir.
Olumsuz düşünce yapılarını değiştirmek için farkındalık çalışmaları yapmak yararlı olabilir. Güvenli bağ kuran biriyle iletişim halinde olmak ve onunla vakit geçirmek, kişinin daha sağlıklı bağlanma stilini anlamasına, güven ve yakınlık ilişkisini kavramasına yardımcı olabilir. Partnerimizin bağlanma örüntüsünü anlamaya çalışmak ve onunla iş birliği yapmak, ilişkiyi daha güçlü ve güvenli hale getirir. Böylelikle partnerimizin bağlanma stilini anladığımızda, onunla empatik bir ilişki kurmamız kolaylaşır.
Var olan bağlanma stili hep sürse bile, bu bağlanma örüntüsünü fark etmek, bilinçli bir davranış göstererek değişim için çaba göstermek, yapıcı ve olumlu ilişkiler içinde olmak bağlanma stilinin değişmesine yol açabilir.
Sonuç
Bağlanma stillerimiz, kişinin romantik ilişkilerinde kurduğu bağı, güveni ve yakınlığı etkilemektedir. Bu bağlamda, çocukluk döneminde bakım veren ile kurduğumuz ilişki, yetişkinlik döneminde kendimizle ve diğer kişilerle kuracağımız bağın temelini oluşturabilir. Ancak bağlanma stillerinin asla değişmeyeceğini söylemek doğru değildir. Kişinin kendi ilişki örüntülerini fark etmesi, partnerinin bağlanma stilini anlaması, ilişkideki duygusal ihtiyaçlarını fark etmesi ve daha güvenli ilişkiler deneyimlemesi, bağlanma stilinin değişmesine yol açabilir.


